SOMA KÖMÜR İŞLETMELERİ - RÖDOVANS SÖZLEŞMESİ
T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/3744
K. 2015/13328
T. 13.4.2015

* SOMA KÖMÜR İŞLETMELERİ A.Ş. İLE İDARE ARASINDA RÖDÖVANS MI HİZMET ALIM İLİŞKİSİ Mİ OLDUĞUNUN BELİRLENMESİ ( İşletme Risk ve Sorumluğunun Tamamen Şirkete Bırakılmadığı/Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğünün İşin İfasında Yetkisinin Olduğu - Sözleşmenin Başlığının Dahi Hizmet Alım Sözleşmesi Olduğu/Taraflar Arasındaki İlişkinin Rödovans Niteliğinde Olmadığı ve Ortada Hizmet Alım Sözleşmesi İle Asıl-Alt İşveren İlişkisi Bulunduğu )

* MADENCİLİK FAALİYETİNDEN DOĞAN İDARİ MALİ VE HUKUKİ SORUMLULUKLAR ( Rodövans Sözleşmelerinde Bu Alanlarda Yapılacak Madencilik Faaliyetinden Doğacak 4857 S.K. İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili İdari Mali ve Hukuki Sorumlulukların Rödovansçıya Ait Olacağı - Ancak Bu Durumun Ruhsat Sahibinin 3213 Sayılı Maden Kanunundan Duğan Sorumluluklarını Ortadan Kaldırmayacağı )

* RÖDOVANS SÖZLEŞMESİ ( Ruhsat Sahalarındaki Madenlerin Üretilerek Değerlendirilmesi Amacıyla Üçüncü Kişilere veya Kuruluşlara Tasarruf Hakkı Sağlamak Üzere Ruhsat Sahasının Tamamı ya da Bir Kısmı İçin Ruhsat Sahiplerinin Bu Kişilerle Yapmış Oldukları Sözleşmelerin Rödovans Sözleşmesi Olarak Adlandırılacağı )

* ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN MUVAZAALI OLUP OLMADIĞI ( Maden Kazası Meydana Gelen Somada İdare İle Soma Kömür İşletmeleri Arasında Rödovans Sözleşmesi Değil Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisi Bulunduğu - Geçerli Bir Alt İşveren - Asıl İşveren İlişkisi Bulunup Bulunmadığının Belirlenmesi İçin Tercihen Öğretim Üyesi Maden Nühendisi ve Mali Müşavir Bilirkişilerce Keşif Yapılarak Heyet Raporu Alınacağı )

4857/m. 2

Alt İşverenlik Yönetmeliği/m. 11

Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği/m. 4

ÖZET : Dava işçilik alacakları talebine ilişkindir.

Davalı idare ile ihbar olunan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki ilişkinin rödovans mı yoksa hizmet alım ilişkisi (asıl-alt işveren ilişkisi) mi olduğu ve hizmet alım ilişkisi (asıl-alt işveren ilişkisi) ise bunun muvazaalı olup olmadığı çözülmesi gereken hukuki problemi oluşturmaktadır.

Ruhsat sahalarındaki madenlerin üretilerek değerlendirilmesi amacıyla üçüncü kişilere veya kuruluşlara tasarruf hakkı sağlamak üzere ruhsat sahasının tamamı ya da bir kısmı için ruhsat sahiplerinin bu kişilerle yapmış oldukları sözleşmeler rödovans sözleşmelerdir. Rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak 4857 sayılı İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

Somut olayda; özellikle işletme risk ve sorumluğunun tamamen şirkete bırakılmaması, işin ifa tarzına yönelik emredici hükümler bulunması ve davalı Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünün işin ifasında yetkisinin olması, sözleşmenin başlığının dahi hizmet alım sözleşmesi olması, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerinde bu konuda bir bilgi yer almaması hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı ile dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki ilişkinin rödovans niteliğinde olmadığı açıktır. Şu halde ortada hizmet alım sözleşmesi ile asıl-alt işveren ilişkisi bulunmaktadır.

İhbar olunan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki ilişkinin rödovans olmadığı ve asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu tespit edildikten sonra bunun muvazaalı bir ilişki niteliğinde olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Davalının ana statüsünde asıl işini alt işverene gördürebileceği öngörülmüşse de söz konusu düzenlenmenin normlar hiyerarşisi gereğince 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi karşısında geçerliliği bulunmamaktadır. Bu tespitin yapılmasından sonra geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Mahkeme tarafından tercihen öğretim üyesi maden mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerce işyerinde keşif yapılarak heyet raporu alınıp ortada geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığı belirlendikten sonra davacının taleplerinin değerlendirilmesi gerekir.

DAVA : Davacı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, ikramiye tediye ücreti, sair sosyal yardım hakları, ek tazminat, vardiya zammı, yol, yemek ücreti ile alacak farkının geriye dönük beş yıllık alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı ve davalı Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğü avukatları tarafından temyiz edilmiş ve davacı avukatınca duruşma talep edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi A. Bulut tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davalının uhdesinde olan Eynez yer altı sahasında kömür üretim işinin 2006 yılında davalı kurum tarafından hizmet alım sözleşmesi ile Park Enerji A.Ş’ye ihale edildiğini, ancak 30.10.2009 tarihinde davalı kurumun onayı ile kömür üretim işinin Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye devredildiğini, davalının asıl işi olan kömür üretim işini hizmet alım sözleşmesi ile kanuna aykırı olarak alt işverene yaptırdığını, ancak alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu, alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılması gerektiğini, bu sebeple eşit işe eşit ücret ilkesi gereğince müvekkilinin işçilik ücret ve ekleri fark alacağı doğduğunu belirterek, aylık ücret alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı, hafta tatili ücreti alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, ikramiye tediye ücreti alacağı, sair sosyal yardım haklarından doğan alacaklar, ek tazminat alacağı, vardiya zammı ücreti alacağı, yol-yemek ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, müvekkili ile davacının çalıştığı müteahhit arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olmadığını, bu sebeple dava konusunun 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesi kapsamına girmediğini, zira asıl işveren alt işveren ilişkisinin oluşması için öncelikle bir taahhüt kapsamında iş almış bir işverenin varlığı gerektiğini, ihale ile yaptırılan iş nazara alındığında müvekkil kurumun iş sahibi konumunda olup, ihale konusu işi alan müteahhitin ise bu yükümü yerine getirirken iş yeri açıp, işçi çalıştırmak durumunda olduğundan işveren konumunda olduğunu, yani işverenlik sıfatının ilk defa müteahhidin şahsında doğduğunu, daha önce mevcut olmadığını, müvekkili kurumun ihale makamı olarak ihale konusu işi bir bütün olarak ihale ettiğini, ihale ile vermiş olduğu işin yürütümünün sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığını kontrol etme yetkisinin ise, projenin uygulanmasına yönelik olup doğrudan işe ve işçilere müdahale anlamına gelmediğini, dava konusu işin bağımsız bir işi ifade ettiğini, ihale konusu bu işin müvekkil kurumun yürüttüğü kamu hizmeti dikkate alındığında işin tamamının müteahhide bir bütün olarak verildiğinin görüleceğini, ikinci olarak işi alan müteahhidin bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştırması gerektiğini, oysa dava konu olayda böyle bir durumun mevcut olmadığını, müteahhit ile yapılan sözleşmede böyle bir zorunluluk öngörülmediğini, kimlerin işçi olarak işe alınacağı hususunun müvekkili kurum için önemli olmadığını, müteahhidin dilediği işçiyi dilediği herhangi bir işyerinde çalıştırabildiğini, davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin kamu kuruluşu olduğunu, bu sebeple muvazaaya başvurduğunun düşünülemeyeceğini, muvazaanın şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davalı ile ihbar olunan Soma A.Ş. arasındaki ilişkinin rödovans niteliğinde olmadığı, asıl işveren-alt işveren ilişkisi niteliğinde olduğu, ancak Soma A.Ş.’ye verilen işin davalı ana tüzüğüne göre verilebileceğini ve bunun muvazaa oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davacı ve davalı Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğü vekilleri temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-)Davalı idare ile ihbar olunan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki ilişkinin rödovans mı yoksa hizmet alım ilişkisi (asıl-alt işveren ilişkisi) mi olduğu ve hizmet alım ilişkisi (asıl-alt işveren ilişkisi) ise bunun muvazaalı olup olmadığı çözülmesi gereken hukuki problemi oluşturmaktadır.

Öncelikle söz konusu ilişkinin rödovans niteliğinde olup olmadığı netleştirilmelidir.

Rödovans sözleşmesi Maden Kanununda tanımlanmamıştır. Ancak Kanun'un Ek 7. maddesinde, “Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak 4857 sayılı İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz” denilmiştir.

Bununla beraber Maden Kanununun uygulanması ile ilgili usul ve esasları belirleyen Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 4. maddesine göre ruhsat sahalarındaki madenlerin üretilerek değerlendirilmesi amacıyla üçüncü kişilere veya kuruluşlara tasarruf hakkı sağlamak üzere ruhsat sahasının tamamı ya da bir kısmı için ruhsat sahiplerinin bu kişilerle yapmış oldukları sözleşmeler rödovans sözleşmelerdir.

Görüldüğü gibi rödovans sözleşmesinde maden işletme ruhsatı sahibinin ruhsat sahasının tamamı ya da bir kısmındaki işletme iznini belirli bir süre başkasına devretmesi ve karşılığında genellikle çıkarılan madenin belirli bir miktarı kadar bedeli rödavans bedeli olarak alması söz konusu olup bu sözleşme bir nevi hasılat kirası olarak kabul edilmektedir. Yine rödavans sözleşmesi ruhsat sahibin çıkarılan kömürü satmak üzere belirli bir bedelden alabilmesi şeklinde de olabilmektedir.

Dosya içeriğine göre dosyadaki hizmet alım sözleşmesi, idari ve teknik şartname ve protokole bakıldığında verilen işin; hukuku idarenin uhdesinde olan ve cins, mevki ve sınır koordinatları belirtilen sahadan, idare tarafından bir kısmı yüklenicinin kullanımına bedelsiz olarak verilecek bina, tesis, makine, teçhizat ve yeraltı galerileri ile yüklenicinin temin edeceği ilave makine, teçhizat, tesis ve personel ile bütün masraflar yükleniciye ait olmak üzere, yer altı işletme yöntemiyle kömür üretme işi olduğu görülmektedir.

Sözleşmede ve teknik şartnamede davalı şirket tarafından yapılacak iş programının ve işletme projesinin Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğüne sunulacağı, programın veya projenin yeterli bulunmaması halinde idarenin programda veya projede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabileceği, davalı şirketin iş bu programına ve projeye aynen uymak zorunda olduğu, aksi takdirde Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünün sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceği, iş programı ve işletme projesinin Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünün isteği üzerine revize edilebileceği, üretilen kömür ve mevcut kömür artıklarının Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünün göstereceği kantarda tartılacağı ve sevk fişi düzenleneceği, davalı şirketin Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünün yapacağı yazılı istek ve uyarılara riayet edeceği, sahadaki çalışmaların Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğü tarafından işletme projesine uygun yapılıp yapılmadığının kontrol edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Yine sözleşmede kararlaştırılan kömürün üzerinde şirketin kömür üretebileceği de belirtilmiştir.

Somut olayda yukarıdaki açıklamalar ışığında; özellikle işletme risk ve sorumluğunun tamamen şirkete bırakılmaması, işin ifa tarzına yönelik emredici hükümler bulunması ve davalı Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünün işin ifasında yetkisinin olması, sözleşmenin başlığının dahi hizmet alım sözleşmesi olması, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerinde bu konuda bir bilgi yer almaması hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı ile dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki ilişkinin rödovans niteliğinde olmadığı açıktır. Şu halde ortada hizmet alım sözleşmesi ile asıl-alt işveren ilişkisi bulunmaktadır.

İhbar olunan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki ilişkinin rödovans olmadığı ve asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu tespit edildikten sonra bunun muvazaalı bir ilişki niteliğinde olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.

Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren - alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.

Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir bulunması şarttır. Kanun'un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.

İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.

Somut olayda davalının ana statüsünde davalının asıl işini alt işverene gördürebileceği öngörülmüşse de söz konusu düzenlenmenin normlar hiyerarşisi gereğince 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi karşısında geçerliliği bulunmamaktadır. Bu tespitin yapılmasından sonra yukarıdaki açıklamalar ve 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi çerçevesinde geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada mahkemece gerekli ve yeterli araştırma ile inceleme yapılmaksızın karar verildiği görülmektedir. Mahkeme tarafından tercihen öğretim üyesi maden mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerce işyerinde keşif yapılarak heyet raporu alınıp ortada geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığı belirlendikten sonra davacının taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YEREL MAHKEME İLAMI

T.C.

SOMA

İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2014/75

KARAR NO : 2015/5

HAKİM : BATTAL ŞENER 120618

KATİP : REMZİYE TURAN 152610

DAVACI : R. Y.

VEKİLİ : Av. G. Y.

DAVALILAR : 1- SOMA KÖMÜR İŞLETMELERİ A.Ş. - Lale Sok. No. 5 Levent Beşiktaş Beşiktaş/ İSTANBUL

2- TÜRKİYE KÖMÜR İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ EGE LİNYİTLERİ İŞLETMESİ MÜESSESE MÜDÜRLÜĞÜ - Hipodrom Cad. No: 12 Yenimahalle Yenimahalle/ ANKARA

3- EGE LİNYİT İŞLETMESİ MÜESSESE MÜDÜRLÜĞÜ - Atatürk Caddesi 13 Eylül Mah. No:111 Pk:45500 Soma/ MANİSA

DAVA : Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 21/07/2014

KARAR TARİHİ : 12/01/2015

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ :12/01/2015

Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 15.07.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının uhdesinde olan Eynez yer altı sahasında kömür üretim işinin 2006 yılında davalı kurum tarafından hizmet alım sözleşmesi ile Park Enerji A.Ş.'ye ihale edildiğini, ancak 30.10.2009 tarihinde davalı kurumun onayı ile kömür üretim işinin Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye devredildiğini, davalının asıl işi olan kömür üretim işini hizmet alım sözleşmesi ile kanuna aykırı olarak alt işverene yaptırdığını, ancak alt işverenlik ilişkisinin 4857 S. İş Kanunu'nun 2/VI. maddesi gereğince işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde söz konusu olabileceğini, bu hususa Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin "Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinin Kurulma Şartları" başlıklı 4. maddesinde de değinildiğini, aynı şekilde T.C. Sayıştay Başkanlığı'nca hazırlanan TKİ. Kurumu 2012 raporunda da söz konusu hususa dikkat çekildiğini, bu sebeplerle TKİ. ile Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında hizmet alım sözleşmesinin muvazzalı olduğunu, İş Kanunu'nun 2/VII. maddesi gereğince alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılması gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin gerçek işvereninin TKİ. Genel Müdürlüğü Ege Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü olduğunu, TKİ Genel Müdürlüğü ile Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki muvvazalı hizmet alım sözleşmesi nedeniyle ve eşit işe eşit ücret ilkesi gereğince müvekkilinin işçilik ücret ve ekleri fark alacağı doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 300,00-TL. aylık ücret alacağı, 100,00-TL. fazla çalışma ücreti alacağı, 50,00-TL. hafta tatili ücreti alacağı, 50,00-TL. ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, 100,00-TL. ikramiye tediye ücreti alacağı, 100,00-TL. sair sosyal yardım haklarından doğan alacaklar, 100,00-TL. ek tazminat alacağı, 100,00-TL. vardiya zammı ücreti alacağı, 100,00-TL. yol-yemek ücreti alacağı kalemlerinden oluşan toplam da 1.000,00-TL. alacak farkının geriye dönük 5 yıllık olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili mahkememizce alınan beyanlarında özetle; Dava dilekçesini aynen tekrar etmiş, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Dava dilekçesinde davalı tarafın TKİ Genel Müdürlüğü mü yoksa ELİ Müessese Müdürlüğü mü olduğu konusunda çelişki olduğu için, 6100 S. HMK.'nın 119/II. maddesi gereğince davacı tarafa söz konusu çelişkinin giderilmesi için mahkememizce 04.09.2014 tarihli celsede kesin süre verilmiş olup, davacı taraf dosya içerisine sunmuş olduğu beyan dilekçesi ile davanın Ege Linyit İşletmeleri Müessese Müdürlüğü'ne karşı açıldığını belirtmiştir.

Davalı Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü gerek dosya içerisine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, gerekse mahkememizce alınan beyanlarında özetle; Kendilerinin ne ruhsat sahibi, ne de sözleşmenin tarafı olduklarını, ruhsat sahibi ve sözleşmenin tarafının TKİ. Genel Müdürlüğü olduğunu, müvekkil kurumun 233 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesi uyarınca TKİ. Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu'nun 22.07.2002 tarih ve 34/232 sayılı kararıyla teşkilatlandırılan bir müessese müdürlüğü olup, ana statünün 2. maddesine ve 233 sayılı KHK.'nın 16. maddesine göre sorumluluğu sermayesiyle sınırlı ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, bu sebeple davanın müvekkili kuruma yöneltilemeyeceğini, ayrıca bahse konu işin TKİ. Genel Müdürlüğü tarafından ilgili firmaya ihale edildiğini, ihale ile anahtar teslim şekilde devredilen iş nazara alındığında, TKİ Genel Müdürlüğü'nün iş sahibi, ihale konusunu alan müteaahhidin ise bağımsız bir iş veren olduğunu, sözleşme konusu işin, işin ve işletmenin gereği ile teknolojik sebeplerle devredildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya içerisinde bulunan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Sınırlı Sorumlu Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü Ana Statüsü üzerinde yapılan incelemede, söz knusu ana statünün 2. maddesi gereğince ELİ Müessese Müdürlüğü'nün TKİ. Genel Müdürlüğü'nden ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunduğu ve ayrıca davaya konu maden ocağı ile ilgili ihale işlerinin TKİ. Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığı, sözleşme ve eklerinde de taraf olarak TKİ. Genel Müdürlüğü'nün yer aldığı anlaşıldığından, ELİ Müessese Müdürlüğü'nün söz konusu davaya taraf olamayacağı anlaşılmış olup (Benzer yönde bkz. Yargıtay 21. HD. 2013/874 E., 2013/12834 K.), mahkememizce 04.11.2014 tarihli celsede davacı tarafa Yargıtay 12. H.D.'nin 2013/14166 E., 2013/23301 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 10. H.D.'ne ait 2011/14617 E., 2012/16545 K. sayılı ilamları doğrultusunda 6100 S. HMK.'nın 124. maddesi gereğince davayı TKİ. Genel Müdürlüğü'ne karşı yöneltmelesi için süre verilmiş olup, davacı taraf süresi içirisinde söz konusu eksikliği gidererek davayı TKİ. Genel Müdürlüğü'ne yöneltmiştir.

Davalı TKİ. Genel Müdürlüğü gerek dosya içerisine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, gerekse mahkememize alınan beyanlarında özetle; Müvekkili ile davacının çalıştığı müteahhit arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olmadığını, bu sebeple dava konusunun 4857 S. İş Kanunu'nun 2/VI. maddesi kapsamına girmediğini, zira asıl işveren alt işveren ilişkisinin oluşması için öncelikle bir taahhüt kapsamında iş almış bir işverenin varlığı gerektiğini, ihale ile yaptırılan iş nazara alındığında müvekkil kurumun iş sahibi konumunda olup, ihale konusu işi alan müteahhitin ise bu yükümü yerine getirirken işyeri açıp, işçi çalıştırmak durumunda olduğundan işveren konumunda olduğunu, yani işverenlik sıfatının ilk defa müteahhidin şahsında doğduğunu, daha önce mevcut olmadığını, müvekkili kurumun ihale makamı olarak ihale konusu işi bir bütün olarak ihale ettiğini, ihale ile vermiş olduğu işin yürütümünün sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmaıdğını kontrol etme yetkisinin ise, projenin uygulanmasına yönelik olup doğrudan işe ve işçilere müdahale anlamına gelmediğini, dava konusu işin bağımsız bir işi ifade ettiğini, ihale konusu bu işin müvekkil kurumun yürüttüğü kamu hizmeti dikkate alındığında işin tamamının müteahhide bir bütün olarak verildiğinin görüleceğini, ikinci olarak işi alan müteahhidin bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştırması gerektiğini, oysa dava konu olayda böyle bir durumun mevcut olmadığını, müteahhit ile yapılan sözleşmede böyle bir zorunluluk öngörülmediğini, kimlerin işçi olarak işe alınacağı hususunun müvekkili kurum için önemli olmadığını, müteahhidin dilediği işçiyi dilediği herhangi bir işyerinde çalıştırabildiğini, Alt İşverenlik Yönetmeliği'ndeki ve 4857 S. İş Kanunu'nun 2. maddesindeki asıl ve alt işverenlik şartlarının olayda gerçekleşmediğini, bu nedenle davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kurumları ana statüsünün 4. maddesinde her türlü madeni işletmek ve işlettirmenin faaliyet konuları arasında yer aldığını, bu sebeple 2840 Sayılı Kanun ile kurumları uhdesinde kalan ve ruhsatlarının devrinin yasal olanak bulunmadığı maden sahalarında koordinatları belirli alanlarda üçüncü kişilere, rödovans ve hizmet alımı yöntemlerini uygularak işlettirme yaptırabileceğini, bu uygulamalarda kurum yetkililerinin sözleşme konusu işin yürütümü ile ilgili olarak, firma çalışanlarını sevk ve idare etmesi, onlara emir ve talimat vermesi, kurum işçilerinin yüklenici işçileri ile birlikte çalışması gibi durumların söz konusu olmadığını, kurum kontrol teşkilatının tespitlerinin ödenecek hakedişe esas olmak üzere kömürün kalitesi ve miktarının belirlenmesi ile sınırlı olduğunu, müvekkili kurum tarafından yapılan hizmet alımlarının Kamu İhale Kanunu kapsamında kaldığını, müvekkilinin kamu kuruluşu olduğunu, bu sebeple muvazzaya başvurduğunun düşünülemeyeceğini, muvazzanın şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı tanığı Ş. B. alınan beyanlarında özetle; TKİ'ye ait Orta Anadolu Linyit İşletmeleri'nden 1997 yılında emekli olduğunu, 2007 yılının mart ayında Park Teknik A.Ş.'nin TKİ.'ye ait Eynez madenlerini alması sebebiyle Soma İlçesi'ne geldiğini, 2,5 yıl kadar çalıştıktan sonra Park Teknik'in üretimi bırakması sebebiyle Ankara İli'ne geri döndüğünü, 6 ay kadar Ankara'da kaldıktan sonra Soma Kömür İşletmeleri'nin kendisini çağırdığı için Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. bünyesinde çalışmaya başladığını, halen de çalıştığını, yani 25/09/2010 tarihinden bu yana Soma Kömür İşletmeleri'nde çalıştığını, kendisinin de aynı sebepten ötürü davalılara karşı açılmış davası olduğunu, kendilerinin çalıştıkları Eynez Madenleri'nde yer altında sadece Soma Kömür İşletmeleri'nin işçileri olduğunu, TKİ'nin işçileri olmadığını, ancak yer üstünde kontrol şubesinde maden mühendisi Efkan, Adem ve Osman veya Mustafa isimli 3 kişi olduğunu bildiğini, yine eleklerde de TKİ.'nin görevlileri olduğunu duyduğunu, ancak bununla ilgili görgüye dayalı bilgisi olmadığını, kendisinin sadece Eynez'de çalıştığını, bildiği kadarıyla Soma Kömür İşletmeleri'ne ait Eynez, Işıklar ve Atabacası olmak üzere Soma'da 3 tane maden ocağı olduğunu, daha önceden bir de Geventepe ocakları bulunduğunu, ancak sonradan kapandığını, ücretlerini Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'den aldıklarını, TKİ'nin yetkililerinin kendilerine herhangi bir emir veya talimat vermelerinin söz konusu olmadığını, çalıştığı süre zarfında sadece 1 sene kadar önce TKİ. görevlilerinin madene gelip kontrol ettiklerini gördüğünü, madende çalışan bir kısım işçinin Eynez'den farklı olarak Atabacası ve Işıklara gidip geçici olarak çalıştıklarının olduğunu, kendisinin maden ocağında başcavuş olarak çalıştığını, davacının da uzun süredir ocakta çalıştığını, madende çalıştıkları süre zarfında yıllık izinlerini kullandıklarını, acil bir durum olmadıkça fazla mesaiye kalmadıklarını, çalıştığı süre zarfında hiç fazla mesaiye kalmadığını, dini bayramlarda çalışırlarsa maaşlarının 2 katını, resmi bayramlarda çalışırlarsa maaşları kadar ücret aldıklarını, günlük 7,5 saat çalıştıklarını, haftanın 6 günü çalıştıklarını, çalıştığı süre zarfında hiç ikramiye ve sosyal yardım almadığını, sadece yıllık 3 ton kömür yardımı aldıklarını, sabahleyin servislerin 06:15 itibariyle işçileri toplamaya başladığını, saat 07:00'ye kadar işyerine vardıklarını, 07:30-8:00'e kadar madene indiklerini, akşam 16:00-16:30 arası ocaktan çıktıklarını, 16:50 gibi de servislerin hareket ettiklerini, 16:00-24:00 vardiyasında da saat 14:15 itibariyle servislerin işçileri toplamaya başladığını, saat 15:00 gibi madene vardıklarını, 15:30-16:00 arasında da herkesin madene indiğini, 24:00-24:30 arasında madenden çıktıklarını, 24:50'de de servise bindiklerini, gece vardiyasında da 22:15'de servislerin işçileri toplamaya başladıklarını, saat 23:00'da ocağa vardıklarını, 23:30-24:00 arası madene indiklerini 08:00-08:30 arası madenden çıkıp 08:50'de de servislere bindiklerini, ayrıca her ay ELİ Müessese Müdürlüğü'nden bir yazı geldiğini, iş bu ilanın şirkete ait ilan panosuna asıldığını, söz konusu yazıda şirketin hakedişlerin ödendiğinin belirtilirdiğini söylemiştir.

Davacı tanığı A. P. mahkememizce alınan beyanlarında özetle; 2007 yılının 6. ayından itibaren Soma Kömür İşletlmeleri A.Ş.'de çalıştığını, öncesinde de İmbat Madencilikte çalıştığını, 2009 yılının sonlarına doğru şirketin Eynez Ocağını alması sebebiyle Eynez'de çalıştığını, öncesinde de kapanan Geventepe'de çalıştığını, kendisinin de aynı sebepten ötürü davalılara karşı açılmış davası bulunduğunu, çalıştıkları Eynez Madenleri'nde yer altında sadece Soma Kömür İşletmeleri'nin işçileri bulunduğunu, TKİ.'nin işçileri olmadığını, ancak yer üstünde kontrol şubesinde maden mühendisi Efkan, Adem ve Mustafa bey isimli 3 kişi olduğunu bildiğini, söz konusu kişilerin bildiği kadarıyla işyerinden alacağı olan kişilerin alacaklarını TKİ'ye bağlı ELİ müessese müdürlüğünden alabileceklerine dair ilan panosuna yazı yapıştırdıklarını, bu kişilerin başka bir faaliyetleri olduğunu görmediğini, zira kendilerinin bu kişilerle herhangi bir işleri olmadığını, bildiği kadarıyla başkada TKİ. personeli olmadığını, kendisinin 2009 yılından bu yana sadece Eynez'de çalıştığını, bildiği kadarıyla Soma Kömür İşletmeleri'ne ait Eynez, Işıklar ve Atabacası olmak üzere Soma'da 3 tane maden ocağı olduğunu, daha önceden bir de Geventepe Ocakları olduğunu, ancak onların sonradan kapandığını, ücretlerini Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'den aldıklarını, TKİ.'nin yetkililerinin kendilerine herhangi bir emir veya talimat vermelerinin söz konusu olmadığını, ara sıra birkaç kişinin gelip ocakları dolaşdıklarını, ancak kim olduklarını bilmediğini, madende çalışan bir kısım işçinin Eynez'den farklı olarak Atabacası ve Işıklar'a gidip geçici olarak çalıştıkları gibi bazı işçilerin nakillerinin de buraya yapıldığının olduğunu, şirkete giderken hangi madende çalışacaklarının belli olmadığını, şirketin kendisinin belirlediğini, maden ocağında başcavuş olarak çalıştığını, madende çalıştığı süre zarfında yıllık izinleri kullandıklarını, fazla mesai yapmadıklarını, çalıştığı süre zarfında hiç fazla mesaiye kalmadıklarını, dini bayramlarda çalışırlarsa maaşlarının 2 katı, resmi bayramlarda çalışırlarsa da maaşları kadar ücret aldıklarını, haftanın 6 günü çalıştıklarını, çalıştığı süre zarfında hiç ikramiye ve sosyal yardım almadıklarını, sadece yıllık 3 ton kömür yardımı aldıklarını, sabahleyin servislerin 06:15 itibariyle işçileri toplamaya başladıklarını, saat 07:00'e kadar işyerine vardıklarını, 07:30-8:00'e kadar madene indiklerini, akşam 16:00-16:30 arası ocaktan çıkdıklarını, 16:50 gibi de servislerin hareket ettiklerini, 16:00-24:00 vardiyasında da saat 14:15 itibariyle servislerin işçileri toplamaya başladığını, saat 15:00 gibi madene vardıklarını, 15:30-16:00 arasında da herkesin madene indiğini, 24:00-24:30 arasında madenden çıkdıklarını, 24:50'de de servise bindiklerini, gece vardiyasında da 22:15'de servislerin işçileri toplamaya başladığını, saat 23:00'da ocağa vardıklarını, 23:30-24:00 arası madene indiklerini, 08:00-08:30 arası madenden çıkıp 08:50'de de servislere bindiklerini, ayrıca her ay ELİ Müessese Müdürlüğü'nden bir yazı geldiğini, şirkete ait ilan panosuna asıldığını, söz konusu yazıda şirketin hakedişlerin ödendiğinin belirtildiğini beyan etmiştir.

Davacı tanığı Tuncay İlçi mahkememizce alınan beyanlarında özetle; 2000 yılından itibaren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'de çalıştığını, 2009 yılının sonlarına doğru şirket Eynez Ocağını alınca Eynez'de çalışmaya başladığını, öncesinde de kapanan Geventepe'de çalıştığını, kendisinin de aynı sebepten ötürü davalılara karşı açılmış davası bulunduğunu, çalıştığı Eynez madenlerinde yer altında sadece Soma Kömür İşletmeleri'nin işçileri olduğunu, TKİ.'nin işçileri olmadığını, ancak yer üstünde kontrol şubesinde maden mühendisi Efkan, Adem ve Mustafa bey isimli 3 kişi olduğunu bildiğini, başkaca TKİ. personeli olup olmadığını bilmediğini, söz konusu kişilerin bildiği kadarıyla sahayı kontrol ettiklerini, bu kişilerin çalışırken hiç görmediğini, bu kişilerin yüzlerini hiç görmediğini, zira bu kişilerle herhangi bir işleri olmadığını, bildiği kadarıyla başka da TKİ. personeli olmadığını, 2009 yılından bu yana sadece Eynez'de çalıştığını, bildiği kadarıyla Soma Kömür İşletmeleri'ne ait Eynez, Işıklar ve Atabacası olmak üzere Soma'da 3 tane maden ocağı olduğunu, daha önceden bir de Geventepe ocakları olduğunu, ancak sonradan kapandığını, ücretlerini Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'den aldıklarını, çalıştığı süre zarfında sadece 1 kez TKİ. yetkililerinin geldiklerini gördüğünü, TKİ'nin yetkililerinin kendilerine herhangi bir emir veya talimat vermelerinin söz konusu olmadığını, madende çalışan bir kısım işçinin Eynez'den farklı olarak Atabacası ve Işıklar'a gidip geçici olarak çalıştıkları olduğunu, şirkete girerken hangi madende çalışacaklarının belli olmadığını, şirketin kendisinin belirlediğini, maden ocağında cavuş olarak çalıştığını, madende çalıştıkları süre zarfında yıllık izin kullandıklarını, fazla mesai yapmadıklarını, çalıştığı süre zarfında hiç fazla mesaiye kalmadığını, dini bayramlarda çalışırlarsa maaşlarının 2 katı, resmi bayramlarda çalışırlarsa maaşları kadar ücret aldıklarını, haftanın 6 günü çalıştıklarını, çalıştığı süre zarfında hiç ikramiye ve sosyal yardım almadıklarını, sadece yıllık 3 ton kömür yardımı aldıklarını, sabahleyin servislerin 06:15 itibariyle işçileri toplamaya başladıklarını, saat 07:00'e kadar işyerine vardıklarını, 07:00-8:00'e kadar madene indiklerini, akşam 16:00-16:30 arası ocaktan çıkdıklarını, 16:50 gibi de servislerinin hareket ettiklerini, 16:00-24:00 vardiyasında da saat 14:15 itibariyle servislerin işçileri toplamaya başladıklarını, saat 15:00 gibi madene vardıklarını, 15:00-16:00 arasında da herkesin madene indiğini, 24:00-24:30 arasında madenden çıktıklarını, 24:50'de de servise bindiklerini, gece vardiyasında da 22:15'de servislerin işçileri toplamaya başladığını, saat 23:00'da ocağa vardıklarını, 23:00-24:00 arası madene indiklerini, 08:00-08:30 arası madenden çıkıp 08:50'de de servislere bindiklerini, ayrıca her ay ELİ Müessese Müdürlüğü'nden bir yazı geldiğini, şirkete ait ilan panosunda asıldığını, söz konusu yazıda şirketin hakedişlerinin ödendiğinin belirtildiğini belirtmiştir.

Dosya içerisinde yer alan Ankara 9. Noterliği'ne ait 30.10.2009 tarih ve 24045 yevmiye sayılı "TKİ Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü Eynez Yeraltı Sahalarından Kömür Üretme İşi Devir Protokolü" dosyamız içerisine alınmış olup üzerinde yapılan incelemede özetle; Ege Linyitleri Müessese Müdürlüğü, Eynez Yeraltı sahalarından Hukuku İdarenin Uhdesinde Kalmak Kaydıyla IR 4009 Ruhsat Sahası İçerisinde Mevkii ve Sınırları Teknik Şartnamede Belirtilmiş Sahalardan termin programına bağlı olarak 3.860 günde toplam 15.000.000 ton Tüvenan Kömürün Üretimi ve üretilen tüvenan kömürün Teknik Şartnamede tanımlanan yerlere teslim edilmesi işine dair 27.07.2006 tarihli (Ankara 32. Noterliği 21714 No) sözleşmesinin Park Teknik Elektrik Mad. Turz. ve Tic. A.Ş. tarafından Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye devredildiği ve iş bu devre TKİ Genel Müdürlüğü'nce muvafakat verildiği anlaşılmıştır.

Dosya içerisine davalı kurum tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenmiş çeşitli raporlar sunulmuş olsa da, söz konusu raporların dava konusu ile alakalı olmayıp, daha çok araç kiralama, yemek ...vb. işlere ilişkin olarak yapılan hizmet alım sözleşmelerine yönelik yapılan şikayetler olduğu anlaşılmıştır.

Davacıya ait özlük dosyası dosyamız içerisine alınmış olup, üzerinde gerekli incelemeler yapılmıştır.

Davacıya ait hizmet döküm cetveli dosyamız içerisine alınmış olup, üzerinde gerekli incelemeler yapılmıştır.

Dosya içerisinde bulunan TKİ. Kurumu Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen müzekkere cevabında özetle; Müesseselerinde kadrolu yer altı işçisi olmadığı belirtilmiştir.

Dosya içerisinde bulunan Manisa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen müzekkere cavabında özetle; 4857 S. İş Kanunu'nun 3/II. maddesi gereğince davalı işveren ile davacı işçi hakkında alt işverenlik sözleşmesi ile ilgili olarak iş müfettişleri tarafından yapılmış herhangi bir inceleme bulunmadığı belirtilmiştir.

Soma Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait 2014/1567 Hz. sayılı soruşturma dosyası dosyamız içerisine alınmış olup, üzerinde gerekli incelemeler yapılmıştır.

Tarafların delilleri toplanmış olup, toplanması gerekli başkaca herhangi bir delil kalmadığı anlaşılmıştır.

İş bu dava davalı TKİ. Genel Müdürlüğü ile dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında düzenlenmiş olan "TKİ. Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü Eynez Yeralltı Sahalarından Kömür Üretme İşi"nin muvazzalı olduğu iddiasına dayalı olarak açılmış bir alacak davasıdır. Mahkememizce öncelikli olarak TKİ. Genel Müdürlüğü ile Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında imzalanmış olan sözleşmenin hukuki niteliğinin tespiti gerekmekte olup, daha sonra ise davacı tarafın muvazza iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere günümüzde kamu kurumlarının büyük bir kısmı yapmakla yükümlü oldukları hizmetleri yerine getirmek için 4734 S. Kamu İhale Kanunu ile diğer ihale mevzuatı çerçevesinde ihale ile hizmet satın alma yoluna gitmektedirler. 4734 S. Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde hizmet tanımı yapılmış olup, söz konusu tanıma göre hizmet kavramı "Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, mesleki eğitim, fotoğraf, film, fikri ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri," kapsamtadır. Maddede yer alan "ve benzeri diğer hizmetler" ifadesinden söz konusu sayılan hizmetlerin sınırlı sayıda olmadıkları, kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaç duydukları ancak kendi personeli ile yerine getiremedikleri bütün hizmetler için hizmet alım ihaleleri ile sözleşme ilişkisine girebilecekleri anlaşılmaktadır. Hizmet alım sözleşmelerinin kamu ihale mevzuatı kapsamında sıkı usul koşulları ile idarenin sahip olduğu personelin nitelik ve nicelik itibariyle yetersiz olması halleri dışında herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmamış olması, iş bu sözleşmeler ile işçi istihdam edilmesine ilişkin olarak iş hukuku hükümlerinin göz önünde bulundurulmayacağı anlamına gelmemektedir.

Davalı TKİ. Genel Müdürlüğü dava konusu hizmet alım sözleşmenin işyerinin devri, eser veya rödovans sözleşmesi olarak kabulü gerektiğini savunmuştur. Rödovans 3213 S. Maden Kanunu gereğince alınan maden arama ve işletme ruhsatlarının, ruhsat sahiplerince üçüncü kişilere devredilmesi için yapılan sözleşmelerdir. Rödovans sözleşmelerinde ruhsat sahibi maden işletme iznini rödovansçıya devretmekte, bunun karşılığında da rödovansçıdan, rödovans bedeli denen pay almaktadır. Başka bir anlatımla rödovans maden ruhsatının, hak sahibi tarafından başkalarına süreli olarak tahsisi sebebiyle ton başına alınan kira geliridir (Ayrıntılı bilgi içib bkz. Osman Güven Çankaya, Rödovans Alt İşverenlik Sözleşmesi midir?, Kamu-İş; C: 13, S:3/2004). Dosya içerisinde yer alan "Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü Eynez Yeraltı Sahalarından Kömür Üretme İşi Teknik Şartnamesi"nin 2. maddesinde yapılacak işin konusu; "Hukuku idarenin uhdesinde olan ve Madde 1'de cins, mevki ve sınır koordinatları belirtilen sahadan, idare tarafından bir kısmı yüklenicinin kullanımına bedelsiz olarak verilecek bina, tesis, makine, teçhizat ve yeraltı galerileri ile, yüklenicinin temin edeceği ilave makine, teçhizat, tesis ve personel ile bütün masraflar yükleniciye ait olmak üzere, yer altı işletme yönemiyle kömür üretme işi" olarak belirlenmiştir. İş bu ile dava konusu sözleşme ve eki niteliğindeki diğer belgelerin incelenmesi sonucunda dava konusu hizmet sözleşmesi kapsamında davalı Soma Kömürleri A.Ş.'ye devredilmiş herhangi bir maden veya işletme ruhsatının devri söz konusu olmadığı gibi, üretilen kömür için davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'ne ödenen bir bedel de bulunmadığından dava konusu hizmet alım sözleşmesinin rödovans sözleşmesi olarak kabulü mümkün değildir.

Dava konusu sözleşmenin incelenmesinden davalı şirket tarafından yapılacak iş proğramının ve işletme projesinin TKİ. Genel Müdürlüğü'ne sunulacağı, proğramın veya projenin yeterli bulunmaması halinde idarenin proğramda veya projede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabileceği, davalı şirketin iş bu proğrama ve projeye aynen uymak zorunda olduğu, aksi takdirde TKİ.'nin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceği, iş proğramı ve işletme projesinin TKİ.'nin isteği üzerine revize edilebileceği, üretilen kömür ve mevcut kömür artıklarının TKİ Genel Müdürlüğü’nün göstereceği kantarda tartılacağı ve sevk fişi düzenleneceği, davalı şirketin TKİ.'nin yapacağı yazılı istek ve uyarılara riayet edeceği, sahadaki çalışmaların TKİ. Genel Müdürlüğü tarafından işletme projesine uygun yapılıp yapılmadığının kontrol edileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu tespitler karşısında davalılar TKİ Genel Müdürlüğü ile davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki ilişkinin 4857 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi gereğince alt işveren-üst işveren ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir (Aynı yönde bkz. Yargıtay 21. H.D. 12.06.2014 tarih ve 2014/4877 E., 2014/ 13472 K.; Yargıtay 22. H.D. 21.06.2013 tarih ve 2013/11392 E., 2013/15054 K.)

Davacı taraf, taraflar arasında kurulan alt işverenlik ilişkisinin 4857 S. İş Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, zira davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'nün asıl işinin kömür üretme işi olduğunu, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverenlere devredilemeyeceğini, bu sebeple alt işverenlik ilişkisinin muvazzalı olduğunu öne sürerek alt işveren işçilerinin iş sözleşmesinin başlanğıcından itibaren asıl işverenin işçileri sayılması gerektiğini belirtmiştir.

Muvazzalı alt işverenlik ilişkisinde taraflar, aslında bir alt işveren ilişkisine girmeyi değil, alt işveren işçilerine karşı "asıl işverenin" işveren sıfatını devam ettirmesi amaçlanmaktadırlar.

İş Kanunu, Alt İşverenlik Yönetmeliği, doktrin ve yargısal içtihatlarda;

1) Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından çalıştırılarak haklarının kısıtlanması,

2) Daha önce asıl işverene ait işyerinde çalıştırılan kişi ile alt işveren ilişkisi kurulması,

3) Asıl işin bir bölümünün işletme ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında bölünmesi,

4) Alt işverenlerin değişmesine rağmen işçilerin çalışmaya devam etmeleri,

5) Asıl işverenin işçiyi işe alma ve işten çıkarmada yetkili olması,

6) Alt işveren işçileri üzerindeki yönetim hakkının asıl işveren tarafından kullanılması,

7) Alt işveren işçilerinin asıl işverenle yapılan sözleşmede belirtilen işler dışında çalıştırılması,

8) Araç ve gereçlerin tamamının asıl işveren tarafından sağlanması,

9) İşin toplu iş sözleşmesi yapılması esnasında alt işverene verilmiş olması hallerinde, alt işverenlik sözleşmesinin muvazzalı olduğu kabul edilmektedir.

Davacı tarafın muvazza iddiasının tespiti için, söz konusu durumların somut dosya kapsamında irdelenmesi gerekmektedir.

Gerek dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından, gerek dosya içerisinde yer alan davaya konu teşkil eden hizmet alım sözleşmesi ve ekleri, gerekse müzekkere cevapları üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; Gerek asıl işveren işçilerinin, gerekse daha önceden asıl işveren yanında çalışan işçilerin dava dışı alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'de çalıştırılmadıkları, asıl işveren olan davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'nün işçiyi işe alma ve değiştirmede yetkili olmadığı, alt işveren işçileri üzerindeki yönetim hakkının asıl işveren tarafından kullanılmadığı, alt işveren işçilerinin sözleşmede belirtilen işler dışında çalıştırılmadığı, araç ve gereçlerin bir kısmı asıl işveren tarafından karşılanmış olsa da, asıl gerekli araç ve gereçlerin alt işveren tarafından karşılandığı ve toplu iş sözleşmesi yapılması esnasında işin alt işverene verilmediği, zaten davacı tarafın bu yönde de bir iddiasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ancak davacı taraf, davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'nün asıl işinin kömür üretme işi olduğunu, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverenlere devredilemeyeceğini, bu sebeple alt işverenlik ilişkisinin muvazzalı olduğunu öne sürmektedir. 27.11.1984 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü Ana Statüsü'nün "TKİ.'nin Amaç ve Faaliyet Konuları" başlıklı 4. maddesinde; "Devletin Genel Enerji ve Yakıt Politikasına uygun olarak linyit, turb, bitümlü şişt, asfalt gibi enerji hammeddelerini değerlendirmek, ülkenin ihtiyaçlarını karşılamak, yurt ekonomisine azami katkıda bulunmak plan ve programlar tazmin etmek, takip etmek, uygulamak, stratejilerini tespit etmek ve gerçekleştirilmesini sağlamak amacı ile teşkil olunan TKİ. faaliyet konuları aşağıda gösterilmiştir.

1-Faaliyetlerle ilgili yukarıdaki her türlü madenleri işlemek veya işlettirmek ve bu amaçla aramak,

...

13-Gerçek ve tüzel kişilerin istihsal ettiği linyit, turp, bitümlü şişt gibi enerji hammaddelerini ve Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun FOB ve FOW olarak sattığı kömürler dışındaki taşkömürü ile özel idareler ve belediyelerin ve bunlara bağlı işletmelerin, iktisadi devlet teşşekküleri ve müeeseselerinin gerçek ve tüzel kişilerin ürettiği kok, briket kömürleri ile koklaşma esnasında elde edilen tali maddeleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca onaylanacak teknik şartname ve yönetmelik esasları dahilinde alıp satmak," denilmektedir. Davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'nün söz konusu ana statüsünden anlaşıldığı üzere, TKİ. Genel Müdürlüğü'nün tek faaliyet konusu kömür üretmek olmayıp, linyit, turb, bitümlü şişt, asfalt gibi enerji hammeddelerini değerlendirmek, ülkenin ihtiyaçlarını karşılamak, yurt ekonomisine azami katkıda bulunmak plan ve programlar tazmin etmek, takip etmek, uygulamak, stratejilerini tespit etmek ve gerçekleştirilmesini sağlamak amacı ile faaliyetleri ile ilgili her türlü madenleri işlemek veya işlettirmek ve bu amaçla aramak, gerçek ve tüzel kişilerin ürettiği madenleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca onaylanacak teknik şartname ve yönetmelik esasları dahilinde alıp satmak TKİ. Genel Müdürlüğü'nün faaliyerleri arasında yer almaktadır. Yani TKİ. Genel Müdürlüğü, faaliyet alanındaki madenleri işletmek, işlettirmek veya gerçek ve tüzel kişilerin ürettiği madenleri alıp satmak için kurulmıuş bir kamu iktisadi teşbbüsüdür. Bu sebeple, davalı TKİ. Genel Müdürlüğü kömür ve diğer enerji hammaddelerinin temin edildiği maden ocaklarını işletebileceği gibi, kömür ve diğer enerji hammaddelerinin temin edildiği maden ocaklarını işlettirebilir veya gerçek ve tüzel kişilerin ürettiği enerji hammaddelerini satın alıp tekrar satabilir. Bu sebeple davacı tarafın iddia etmiş olduğu gibi işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverene devredildiğinin kabulü mümkün olmadığından davacı tarafın söz konusu iddiaları mahkememizce kabul edilmemiştir.

Davaya konu hizmet alım sözleşmesine ilişkin olarak üzerinde özellikle durulması gereken hususlardan bir diğeri de, söz konusu hizmet alım sözleşmesinin işçi temini kapsamında değerlendirilip, değerlendirilemeyeceğidir. Gerçekten de davacı tarafın davasına dayanak olarak gösterdiği hususlardan bir diğeri de, davacı taraf ile dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında imzalanmış olan hizmet alım sözleşmesinin aslında işçi teminine yönelik olduğudur.

Bilindiği üzere hizmet alımı ile hizmet için personel alımı yapma bir diğer ifade ile işçi temini farklı olgulardır ve işçi temini amacıyla yapılan sözleşmelerde alt işverenlik ilişkisi meydana gelmeyecektir. Gerçektende kamu kurum ve kuruluşları hizmet alım sözleşmesi ile işin devrini değil de, işçi teminini hedeflediklerinde, böyle bir hukuki işlem hukuken meslek edinilmiş geçici iş ilişkisi meydana getirmiş olacaktır. Ancak Türk Hukuk'unda meslek edinilmiş geçici iş ilişkisi yasaktır. Bu sebeple bu kapsamdaki hizmet alım sözleşmeleri hukuken işçi temini olarak nitelendirilecek ve işçiler baştan itibaren kamu kurum ya da kuruluşlarının işçisi olarak işlem göreceklerdir. Bu konuda Yargıtay 9. H.D. 15.10.2011 tarih ve 2011/1489 E., 2011/3418 K. sayılı kararında; "Davalılar arasında yapılmış olan yardımcı personel hizmet alım ihalesi sözleşmesi dosyaya sunulmuş olup, bu sözleşmenin konusu bir işin yaptırılması değil, personel (işçi) teminidir. Bu nedenle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesine uygun bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmadığından, davacının başlangıçtan itibaren davalı Belediye işçisi olduğunun kabulü gerekir." denilmektedir. Yine Yargıtay 9. H.D.'nin 21.12.2008 tarih ve 2008/41361 E., 2008/34689 K. sayılı kararında da, "Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusudur." denilmektedir. Ancak kamu kurum ve kuruluşlarının yapmış oldukları hizmet alım sözleşmelerinin tümünde işçi temini amacının olduğunu varsaymak mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde muvazza bulunmadığının kabul edilmesi halinde iş bu hizmet alım sözleşmesinin alt işverenlik sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir (Ayrıntılı bilgi için bkz. Yusuf Güleşci, Kamu İşyerlerinde Alt İşveren Uygulaması, Ankara 2013).

Doktrinde hizmet alım sözleşmesinin işçi temini amacıyla yapılıp, yapılmadığının tespiti için bir takım kriterler belirlenmiştir. Gereçktende;

-Alt işverene devredilen işte, asıl işveren kurum işçilerinin de birlikte çalışması,

-Kamu işverenine, alt işveren işçileri hakkında koordinasyon ve denetimi aşan yetkilerin tanınmış olması, yani kamu kurum ve kuruluşu denetim ve koordinasyon görünümünde alt işverene devredilen işle ilgili olarak işveren yetkilerini kullanması, alt işveren işçilerine emir ve talimat vermesi,

-İşçinin değişen alt işveren olmasına rağmen çalışmaya kesintisiz olarak devam etmesi tek başına muvazzanın kabulü için yeterli kabul edilmese de, asıl işverenin mevcut işçilerle çalışmaya devam etmek istemesi sebebiyle (yani asıl işverenin alt işvereni aynı işçilerle çalışmaya zorlaması halinde) alt işverenin mevcut işçilerle çalışması,

-Alt işverenin, asıl işverenden devraldığı işte normal olarak kendi araç ve donanımı ile bu işi yerine getirmesi gerekmesine rağmen, verilen iş için alt işverenin sadece işçi görevledirip, gerekli tüm araç ve donanımı asıl işverenin sağlamış olması halinde artık alt işveren ilişkisinden ziyade işçi temininden söz etmemiz gerekmektedir. Ancak asıl işverenin yüklenilen işi yaparken bir takım ekipman ve donanımı asıl işverenden temin etmesine rağmen, yüklenilen işin yürütülmesi için gerekli olan asıl ekipman ve donanımın alt işveren tarafından temin edilmesi halinde artık işçi temininden bahsetmemiz mümkün değildir (Ayrıntılı bilgi için bkz. Yusuf Güleşci, Kamu İşyerlerinde Alt İşveren Uygulaması, Ankara 2013).

Yukarıda belirtilen kriterler dikkate alınarak mahkememiz önüne gelen somut olay değerlendirildiğinde, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarıdan (ki mevcut dinlenen tanıkların da aynı sebeple mahkememizde açılmış davaları bulunmaktadır) açıkça çalıştıkları ocakta kendileriyle birlikte çalışan TKİ. personeli bulunmadığını, sadece Soma Kömür İşletmesi A.Ş. personelinin bulunduğunu belirtmiş olmaları ve TKİ. Genel Müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen müzekkere cevaplarında müesseselerinde kadrolu yer altı işçisi bulunmadığının belirtilmesi karşısında asıl işveren olan TKİ. Genel Müdürlüğü personelinin alt işveren olan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. personeli ile aynı işyerinde birlikte çalışmadıkları anlaşılmıştır.

Yine bizzat dinlenen davacı tanıkları beyanlarında (ki mevcut dinlenen tanıkların da aynı sebeple mahkememizde açılmış davaları bulunmaktadır) davalı asıl işvren olan TKİ. yetkililerinin kendilerine emir ve talimat vermediğini, kendileriyle muhattap olmadıklarını, zaten ocak içinde TKİ. personelinin bulunmadığını, sadece ocak dışında 3 TKİ. mühendisi bulunduğunu, bunların da denetim ve kontrolleri yaptıklarını, ocağa inmediklerini, emir ve talimatları dava dışı alt işveren olan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. yetkililerinden aldıklarını beyan etmeleri karşısında, davalı asıl işveren TKİ.'nin Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin vekili gibi davrandığı, işveren vekili yetkilerini kullandığından bahsedilmesi mümkün değildir. Yine dosya içerisinde yer alan sözleşmeler ile ekleri incelendiğinde de davalı asıl işveren TKİ.'ye tanınan yetlkilerin denetim ve koordinasyon sınırlarını aşmadığı anlaşılmıştır.

Dosya kapsamından bizzat dinlenen davacı tanıkları beyanlarından (ki mevcut dinlenen tanıkların da aynı sebeple mahkememizde açılmış davaları bulunmaktadır) dava dışı alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin kazanın meydana geldiği Eynez Ocağı dışında, Işıklar ve Atabacası Ocakları'nın da bulunduğunu, hatta daha önce Geventepe Ocağının da bulunduğunu, ancak Geventepe'de üretimin sona ermesi sebebiyle kapatıldığını, orada çalışan işçilerin iş bu üç ocağa aktarıldığını, yine söz konusu 3 ocakta çalışan işçilerin geçici görevlendirmeler ve nakillerle yer değişikliğine tabi tutulabildiğini, işe başlarlarken Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye ait hangi ocakta çalışacaklarının belli olmadığını, dava dışı alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin bizzat kendisinin hangi işçinin nerede çalışacağına karar verdiğini belirtmişler, yine dosya içerisinde yer alan hizmet alım sözleşmesi ile eklerinde yapılan incelemelerde de alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin hangi işçi ile çalışacağını seçme konusunda TKİ.'nin herhangi bir yetkisinin bulunmadığı, bu hususta yetkinin yasal sınırlar içerisinde Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye ait olduğu anlaşılmıştır.

Her ne kadar davacı taraf hizmet sözleşmesi ve eklerinde alt işverenin yapacağı iş ile ilgili olarak tüm araç ve donanımın davalı asıl işveren TKİ. tarafından sağlanacağının yeraldığını ve bu sebeple söz konusu hizmet alım sözleşmesinin muvazzalı olduğunu belirtmiş olsada, dosya içerisinde yer alan hizmet alım sözleşmesi ve ekleri üzerinde yapılan incelemede, "Hizmet İşleri Genel Şartları"nın "Yüklenicinin Genel Sorumllukları" başlıklı 6. maddesinde "...Yüklenici, bu sorumluluklarının yerine getirilmesi için, ister kalıcı, ister geçici nitelikte olsun, gereken bütün denetim, muayene ve testleri yaptıracak ve işçilik, malzeme, tesis, ekipman vb. temin edecektir." hükmü yeralmaktadır. "İşin yürütülmesi için Gerekli Personel ve Araçlar" başlıklı 10. maddede ise "Sözleşmenin imzalanmasından sonra yüklenci, üstlenmiş olduğu işin önemine ve iş programına uygun olarak, işlerin yapılması için gerekli her türlü yardımcı tesisleri hazırlmak, her türlü malzemeyi, ekipmanı ve personeli sağlamak ve ihzaratla ilgili önlemleri almak zorundadır." denilmektedir. Söz konusu hükümler ile dosya içerisinde yer alan diğer tüm bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin yüklenilen işi yaparken asıl işveren TKİ.'ye ait bir takım taşınır ve taşınmazları bedelsiz veya bedeli mukabilinde kullancağı öngörülmüş olsa da, devredilen işe ilişkin asıl ekipman ve donanım dava dışı alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından temin edileceği anlaşılmaktadır.

Tüm bu açıklamalar ile Yargıtay 9. H.D.'nin 21.12.2008 tarih ve 2008/41361 E., 2008/34689 K. sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin Eynez Ocağı dışında Atabacası ve Işıklar Ocaklarında da üretim yapmas, şirket ortakları veya yöneticileri arasında TKİ. Genel Müdürlüğü ile alakalı kimsenin bulunmaması, söz konusu şirketin uzun yıllardır maden sektöründe çalışıyor olması karşısında, dava dışı alt işveren Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin asıl işveren TKİ. Genel Müdürlüğü'nden ayrı bir organizasyon yapısı, uzmanlığı ve hukuksal bağımsızlığı bulunduğu kabul edilerek, TKİ. Genel Müdürlüğü ile Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında imzalanan sözleşmenin işçi teminine yönelik olmayıp, alt işverenlik sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmektedir.

Benzer bir olaya ilişkin olarak Kozan 1. Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin vermiş olduğu bir kararında "...her ne kadar davacı vekili tarafından, C... Madencilikle, C... Madencilik arasında muvazza olduğu belirtilerek, müvekkilinin ilk işe girdiği tarihten itibaren C... Madencilik'de çalışan işçilerin haklarından ve aldığı ücretlerden faydalandırılması gerektiği ileri sürülmüşse de; tüm dosya kapsamından, dosyaya sunulan belgelerden C... Madenciliğin farklı bir tüzel kişilik olduğu, işçilerin çalıştığı işin ihale ile davalı C...Madenciliğe verildiği, dolayısıyla davalı C... Madencilik ile davalı C... Madencilik arasında herhangi bir muvazza olgusunun tespit edilemediği, keza dosya içerisine alınan ticaret sicil gazetelerinde de her iki şirketin yetkililerinin farklı kişiler olduğu ve farklı şirketler olduğu tespit edildiğinden davacının, muvazza olgusuna dayanılarak davacının C... Madenciliğin işçilerinin özlük haklarından faydalandırılması yönündeki davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir." şeklindeki hüküm kurulmuş olup, Yargıtay 7. H.D.'nin 03.11.2014 tarih ve 2014/11474 E., 2014/19955 K. sayılı kararı ile söz konusu yer mahkeme kararını onanmıştır.

Söz konusu karar ışığında mahkememiz dosyası değerlendirildiğinde, dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'nden ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'nün dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin ortağı olmadığı gibi yönetiminde de herhangi bir söz hakkıda bulunmadığı, bu sebeple davalı TKİ. Genel Müdürlüğü ile dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesinde muvazza bulunmadığ anlaşılmıştır.

Davacı taraf her ne kadar davalı TKİ. ile ilgili olarak 2012 yılında düzenlenmiş olan Sayıştay raporlarında da dava konusu sözleşmenin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini öne sürmüş olsa da, dosya içerisinde bulunan "Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu 2012 Yılı Denetim Raporu"nun 19. ve 20. sayfalarında yapılan incelemede söz konusu raporda açıkça dava konusu hizmet alım sözleşmesinden bahsedilmeyip, TKİ. Genel Müdürlüğü'nün yapmış olduğu tüm hizmet alım sözleşmeleri hakkında genel bir takım afaki yorumlar yapıldığı, yine iş bu genel yorumlarda hizmet alım sözleşmelerinin İş Kanunu'nun 2. maddesi gereğince alt üst işverenlik ilişkisi oluşturması sebebiyle alt işveren ile birlikte asıl işveren olan davalı kurumun da alt işverenin işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ücretleri bakımından sorumluluğuna gidildiği belirtilerek genel olarak hizmet alım sözleşmelerinin alt işverenlik ilişkisi olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca yine 20. sayfada "Hizmet alımlarıyla ilgili sözleşmelerin 4857 sayılı İş Yasasının 2'nci maddesinin asıl işveren-alt işveren ilişkisini tanımlayan 6'ncı fıkrası hükmüne uygunluğunun sağlanması, hizmet alımları ile ilgili olarak yeterli iç mevzuatın hazırlanması, hizmet alımı suretiyle yaptırılan işlerde muvazaa iddiasından kaçınmak için, bu işçilerin kurum personeli ile bir arada çalıştırışmaması..." gerektiği belirtilmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere somut dosya kapsamından gerek dinlenen davacı tanıklarının tümü gerekse gelen müzekkere cevaplarından TKİ. Genel Müdürlüğü personelinin alt işveren olan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. personeli ile aynı işyerinde birlikte çalışmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu hizmet alım sözleşmesi hakkında herhangi somut beyan ve tespitin yer almadığı rapordan bir kaç cümlenin adeta cımbızlanarak iş bu davaya dayanak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira yukarıda belirtildiği üzere söz konusu raporlar da genel olarak davalı kurum tarafından yapılan sözleşmelerin alt işverenlik ilişkisi oluşturduğu kabul edilmektedir. Açıklanan sebeplerle davacı tarafın söz konusu iddiaları mahkememizce kabul edilmemiştir.

Yürürlükteki mevzuat, bilimsel görüşler ve Yüksek Mahkeme kararlarına dayanılarak yukarıda yapılan açıklamalar sonucunda, davalı TKİ. Genel Müdürlüğü ile dava dışı Soma Kömür İşletmeleri arasında imzalanan davaya konu hizmet alım sözleşmesinin, bir alt işverenlik sözleşmesi olduğu, iş bu sözleşme gereğince davalı TKİ. Genel Müdürlüğü'nün asıl işveren, dava dışı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin ise alt işveren olduğu, taraflar arasındaki alt işverenlik sözleşmesinde iddia edildiği gibi muvazza olgusunun bulunmadığı gibi işçi teminine yönelik olarak da yapılmadığı anlaşıldığından, davacının davasının tümden reddine, karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı olarak yukarıda açıklandığı üzere;

1)Tüm talepler bakımından davanın REDDİNE,

2)Alınması gerekli 27,70-TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 25,20-TL. harcın mahsubu ile eksik 2,50-TL. harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat olarak kaydına,

3)Davalı taraf kendisini bir vekil aracılığı ile temsil ettirmiş olması sebebiyle 2015 yılı A.A.Ü.T.'nin 7., 13/II. ve 22/son cümle maddeleri gereğince 1.000,00-TL. vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

4)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5)Davalı tarafından yapılmış herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

6)Davacıdan gider avansı olarak alınan 364,00-TL.'den kullanılan 140,50-TL.'nin mahsubu ile arta kalan 223,50-TL'nin hüküm kesinleştikten sonra gerekçeli kararın tebliği için yapılacak olan giderlerin de mahsubu ile birlikte, Adalet Bakanlığı'nca düzenlenmiş olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi gereğince davacı tarafından herhangi bir hesap numarasının bildirilmiş olması halinde elektronik ortamda iş bu hesaba aktarılmak suretiyle, davacı tarafından herhangi bir hesap numarasının bildirilmemiş olması halinde ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,

7)Davalı tarafça yatırılmış herhangi bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

8)TKİ. Genel Müdürlüğü Ege Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü her ne kadar dosya kapsamında davalı olarak gösterilmiş olsa da, daha sonradan 6100 S. HMK.'nın 124. maddesi kapsamında taraf değişikliği yapılarak dava dışı kalması sebebiyle hakkında herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,

9)Dava konusu dosya kapsamında davalı olarak gösterilip de daha sonradan 6100 S. HMK.'nın 124. maddesi kapsamında taraf değişikliği yapıldığı için dava tarafı olmaktan çıkartılan TKİ. Genel Müdürlüğü Ege Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü kendisini bir vekil aracılığı ile temsil ettirmiş olması sebebiyle 6100 S. HMK.'nın 124. ve 2015 yılı A.A.Ü.T.'nin 7., 13/II. ve 22/son cümle maddeleri gereğince 1.000,00-TL. vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile söz konusu kuruma ödenmesine, söz konusu kurum tarafından yapılmış başkaca yargılama gideri olmadığından başka herhangi bir yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına,

Dair davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tevhiminden itibaren 8 günlük yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/01/2015


kazanci.com.tr



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.