TEREKENİN BORCA BATIKLIĞI NEDENİNE DAYALI MİRASIN HÜKMEN REDDİ, MENFİ TESPİT
YARGITAY 8. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/17531 
KARAR: 2014/604

C... ile Sosyal Güvenlik Kurumu aralarındaki mirasın hükmen reddi davasının kabulüne dair Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.04.2013 gün ve 83/185 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı SGK vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:


KARAR 

Davacı vekili, müvekkilinin murisleri K...ile N...'ın 2001 ve 2008 yıllarında öldüğünü, miras bırakan K...'in SGK borçlarından dolayı yapılan icra takibi sonunda vekil edenin maaşından kesinti yapıldığını, miras bırakanın ölüm tarihinde terekesinin açıkça borca batık olduğunu ileri sürerek, TMK'nun 605/2.maddesi uyarınca terekenin reddedildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili, yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; terekenin borca batıklığı nedenine dayanan mirasın hükmen reddi sebebiyle menfi tespite ilişkindir (TMK.md.605/2). Miras bırakan K...ın ortağı olduğu H... Turizm Ltd.Şti'nin prim borçlarından dolayı icra takibi yapıldığı ve mirasçısı olması nedeniyle davacı aleyhine yapılan takip sonuna emekli maaşına haciz konulduğu anlaşılmaktadır.

Murisin ölümü ile, tereke bütün aktif ve pasifi ile mirasçılarına geçer. Miras bırakanın vergi, prim vb. borçları da terekenin pasifi içerisinde olup terekeye dahildir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı aleyhine tereke borcundan dolayı 30.294 TL meblağlı icra takibi yapıldığı, davacı tanıkları S...ve S..., 18.04.2013 tarihli oturumdaki beyanlarından, miras bırakan K...'in emekli astsubay olup emekli maaşı aldığını, ayrıca turizm işiyle uğraştığı, H... Turizm Ltd.Şti'nin ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. 

Borcun, mirasbırakanın şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin sigorta primlerinden kaynaklanan borcudur. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 22.07.1998 tarihli 4369 sayılı Yasayla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı Kanuna 25.05.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen Mükerrer 35. madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, mirasbırakanın; "ortağı" ve "temsilcisi" olduğu limited şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak "koyduğu sermaye hissesi oranında" doğrudan doğruya; "temsilcisi" olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Mirasbırakanın yasal mirasçısı olan davacı hakkında, amme alacaklısı tarafından takibe geçilmiş ve maaşının belli bölümüne haciz konulmuştur. Öyleyse, miras bırakanın emekliliğine ilişkin kayıt ve belgelerin istenilmesi, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, "ortağı" ve "yasal temsilcisi" olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve mirasbırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespitini istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu yönler araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



kararara.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av.Okan YILDIZ 1 yıl önce

Hükmen redde ilişkin izmir 12.Asliye Hukuk Mahkemesinden aldığım bir kararım mevcut. Müvekkiliniz olacak mirasçıların kalan miras payları üzerinde aktif bir işlem yapmamaları ve tereke miktarının borcu karşılamamasi durumunda kararınizi alabilmektesiniz