Yargıtay'dan 'Yargı Görevi Yapanı Etkileme' suçuna ilişkin önemli karar


Yargıtay, son dönemlerde sıkça gündeme gelen "yargı görevi yapanı etkileme" suçunda önemli bir karara imza attı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bir davaya ilişkin, Cumhuriyet Savcısı'nın davanın hakimine davanın sonuca göre "kendisinin de sorumlu olabileceği ve davalının mağdur olacağı" şeklindeki sözlerini "yargı görevi yapanı etkileme" suçunu oluşturmayacağına karar verdi.

Davaya konu olayda, olay tarihinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan Y.K., 2008 yılında M.B. hakkında açılan davada, hakim N.K.'dan dava konusu taşınmazın ifraz ve parselasyonuna izin verilmesini istedi. Fakat, açılan davada mahkemece aksi karar verilerek, parseller bakımından tedbirin uygulanması yönünde hüküm kuruldu.

Bunun üzerine, savcı Y.K, hakim N.K'ya giderek, "taşınmaz üzerine otel inşası için anlaşma yapılacağını, kısa süre içerisinde tedbir konusunun çözülmesi gerektiği, aksi halde davalının mağdur olacağını" söyleyerek, dava sürecini etkilediği iddia edildi.

Ayrıca, şüpheli savcı ile M.B'nin bir restauranta baş başa yemek yediği de ileri sürüldü.
Yalova Ağır Ceza Mahkemesince, sanık savcı Y.K.'nın "Kanunların kendisine yüklediği görev ve yükümlülüklere uygun davranmadığı, hukuka aykırı bir biçimde "yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs" suçunu işlediğini ifade ederek, sanık savcının yargılanmasının ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nde devam etmesine karar verdi.

Daire verdiği kararda, TCK'nın 277'nci maddesinde yargı görevi yapanı etkileme suçu ile yargı görevinin bağımsız ve tarafsız biçimde yapılması ve adil yargılama hakkının korunmasının amaçlandığını ifade etti. Yargılama sırasında yargı görevini yapanlara, emir verme veya baskı yapma şeklindeki davranışların gerçekleşmesi yeterli olacağı vurgulanan Daire kararında, "Ayrıca bir zarar meydana gelmesi ve etkileme sonucunun doğması aranmamıştır" denildi.

Kararda, söz konusu olayda sanık savcı ile davanın hakimi arasında astlık üstlük ilişkisi bulunmadığı ve konuşmanın, emir verme, baskı uygulama niteliğinde olmadığının anlaşıldığı bildirildi. Kararda, şöyle denildi:
"Ancak eylemin aynı adliyede görevli Cumhuriyet Savcısı ile hakim arasında hatıra binaen yapılan iltimas derecesinde bir konuşma olarak kabulü mümkün ise de, sanığın aşamalarda değişmeyen ısrarlı beyanları, hakim N.K. ile bu konuda hiçbir görüşmesinin olmadığını, Hakim N.K.'nin anılan dosyada görevsizlik kararı verdiği ve hiçbir kanıt bulunmadığı gözetilerek, sanığın yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs suçunu işlediği yönünde her türlü kuşkudan uzak vicdani kanaate ulaşılmamış olduğundan beraatına karar verilmesi gerekmiştir."

Daire kararının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılınca bozma istemiyle temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu da Daire kararını onadı.(ANKA)
(EÖ/ÖMR)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.