YENİ BORÇLAR KANUNUNDA KEFİLİ KORUYAN HÜKÜMLERİN ESKİ SÖZLEŞMELERE ETKİSİ
YARGITAY 19. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/18631
KARAR: 2014/1721   


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, banka personelinin nüfuzunu kullanarak kendisini kandırarak kredi sözleşmesini kefil olarak imzalattıklarını, kredi borcunun asıl borçlu A... hesabına O...tarafından yatırıldığını, kredi sözleşmesini imzaladığı tarihte meblağ hanesinin boş olduğunu, bu kısmın sonradan elle doldurulduğunu, o dönemde çalışan banka görevlilerinin görevden alındıklarını ve ceza mahkemesinde yargılamalarının devam ettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2. ve 7. maddelerinde "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemler ile görülmekte olan davalarda da uygulanır” dendiği, 6098 sayılı yeni BK'nın kamu düzenine ilişkin kuralları arasında kefalet sözleşmesinde kefili koruyan hükümlerin de yer aldığı, dolayısıyla davaya konu kefalet akdinde de, kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihe bakılmaksızın 6098 sayılı yeni BK'nın kefili koruyan hükümlerinin geçmişe etkili olarak bu davaya uygulanacağı, 6098 sayılı Kanunun 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının yetmediği, ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinin bizzat kendi el yazısıyla sözleşmeye yazılmış olmasının da gerektiği, davaya konu kredi sözleşmesi incelendiğinde kredi sözleşmesinin sonunda yer alan bölümde kefil olarak davalının imzası, kefalet tarihi el yazısıyla düzenlenmekle birlikte "müşterek borçlu müteselsil kefil" ibaresinin kefilin el yazısıyla düzenlenmediği, bilgisayar yazısı olduğu görüldüğünden yapılan kefalet akdinin 6098 sayılı Kanunun 583. maddesinde sayılan şekil şartlarını taşımadığı, geçersiz olduğu, şekil yönünden geçersiz kefalet sözleşmesinin kefilin hukuki sorumluluğunu doğurmayacağı, bu sebeple davalı kefilin icra aşamasında yaptığı itirazında haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davacı bankanın davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı 11.04.2008 tarihli genel ticari kredi sözleşmesinden doğan alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Takip dayanağı 11.04.2008 tarihli genel ticari kredi sözleşmesini 45.000 TL. kefalet limitiyle sorumlu olmak üzere davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür. İlamsız icra takibine konu genel kredi sözleşmesi 11.04.2008 tarihlidir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484.maddesine uygun olarak kefalet tesis edilmiştir. 6098 sayılı TBK 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. TBK'nın 583.maddesine göre Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1.maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı TBK'nın 583.maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7.maddesinde 6098 sayılı TBK'nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK'ya uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı banka yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.



kararara.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.