İnsanın olduğu her yerde suçun olması da doğaldır. Çünkü insan hareketlerini yönlendirme sırasında bir takım şeyler elde etmek için suç işlemeyi göze almakta ve çoğu zaman suçu işlemektedir. Burada üzerinde duracağımız şey ise mağdurun bir çocuk olması durumunda dinlendiği sırada uzman bulundurulması hususudur.

Buna ilişkin düzenleme Ceza Muhakemesi Kanunu m 236’nın birinci cümlesinde “Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur.” şeklinde düzenlenmiştir. Burada yargılamaya konu olayı en iyi yaşayan ve hisseden suçun mağduru çocuk olduğundan kendisin böyle bir psikolojik yardımda bulunulması hususu düşünülerek böyle bir düzenleme yapılmıştır.

Nitekim bu husus çeşitli Yargıtay kararlarında da ifade edilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi. E: 2006/11067, K: 2006/10223, T:14.12.2006 tarihli kararında “Mağdur çocukların dinlenmesi sırasında CMK.nın 236/3. maddesi uyarınca psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi görevlendirilmesi gerekir.” diyerek bu hususu açıkça belirtmiştir.

Yine Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2007/9390,  K. 2009/13719, T. 4.11.2009 tarihli kararında “Soruşturma evresinde sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyen çocuk yaştaki müşteki mağdur M.A.'ın yöntemine uygun duruşmaya çağrılıp, CMK. nun 234/2. madde ve fıkrası uyarınca bir vekil görevlendirilip, aynı Yasanın 236. maddesinin 3.fıkrasına göre, psikolojik, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında bir uzman nezdinde ifadesi alınıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gereğine uyulmaması,” diyerek bu hususu bozma sebebi yapmıştır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E:2012/22099, K:2013/25250, T:18.06.2013 tarihli kararında “2003 doğumlu mağdur çocuk, duruşmada dinlenilirken, psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulması gerektiği gözetilmeyerek CMK'nin 236/3 üncü maddesine aykırı davranılması” bozmayı gerektirmiştir demektedir.

Yine Yargıtay 14. Ceza Dairesi,  E: 2012/21323, K:2012/28934, T: 05.12.2012 tarihli kararında “18 yaşından küçük oldukları anlaşılan mağdurların, CMK'nın 236/3. Maddesi gereğince, mahkemede, psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurularak ve CMK'nın 52/3-a maddesi uyarınca, görüntü ve ses kaydı yapılması suretiyle, ayrıntılı bir şekilde ifadeleri alınıp, idari soruşturma aşamasında dinlenilen tüm öğrencilerin de, tanıklıklarına müracaat edilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeler ile beraat ve ceza vermekten vazgeçilmesine karar verilmesi, mağdur çocukların, öğretmenleri olan sanık M.Z.'in, zaman zaman kendilerine demir cetvelle, tokatla, bazen de tekme ile vurduğunu, kafalarını birbirlerine çarptığını beyan etmeleri ve anlatımlarının da birbirlerini doğrulaması karşısında, bu eylemlerin tedip hakkı sınırlarını aştığı gözetilmeden ve mağdurların anlatımlarına neden itibar edilmediği açıklanıp tartışılmadan, yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır.”  şeklinde hüküm vermiştir.

Verilen örnek kararları çoğaltacak olursak Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E: 2010/10965, K:2011/1553, T: 02.03.2011 tarihli kararında “Cinsel istismar eylemleri neticesinde 5237 sayılı TCK.nun 103/6. Maddesi anlamında mağdurelerin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, CMK.nun 236/3. maddesi uyarınca hazır edilecek uzman kişi huzuruyla mağdureler dinlenmeden hüküm kurulması kanuna aykırıdır.” demiştir.

Yukarıda belirttiğim kararları çoğaltmak mümkündür ancak birkaç örnek ile anlatmayı yerinde buluyorum. Bununla birlikte mağdur olan çocukların psikolojilerinin büyüklere göre daha fazla etkileneceği hususunda kuşku yoktur. Bu sebeple özelikle kovuşturma aşamasında CMK m.236 gereğince mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde kendisinin sanıktan çekineceği düşünülerek sanığın CMK m.200 gereğince duruşma salonundan çıkarılması, sanığın tekrar içeriye alınması durumunda tutanakların okunması ve gerektiğinde içeriğinin kendisine anlatılması ile yetinilmelidir.[1] Ayrıca  işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. Uygulamada bu hususa dikkat edilmeden çoğu zaman uzman görevlendirmesi beklemeden mağdur çocuğun ifadesinin alındığı görmekteyiz. Çocukların suçtan daha çok etkilendiği göz önüne alındığında bu husus ile olabildiğince mücadele etmeli, çocuğun menfaatini korumalıyız. Hepinize saygı ve sevgilerimle.

Av. Murat YILMAZ

(Bu köşe yazısı, sayın Av. Murat Yılmaz tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

-----------------
[1] PARLAR / Ali, Ceza Muhakemesi Kanunu Şerhi, Bilge Yayınevi, 2014, s.624-625
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adalet 1 yıl önce

Duruşmada kalabalık yaratmaktan ve hakimin gerçeğe ulaşmasına engel olup adeta elini kolunu bağlayan birçok usul hükmünden biri olan bu hükmün kanundan çıkarılmasını umuyorum