MAHKEMELER ÇARESİZ KALACAK!
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) imam nikâhıyla ilgili kararı ‘çocuk yaşta evlilikleri ve çokeşliliği arttıracağı’ endişelerine yol açarken, hukukçulardan tepki yağdı. Eskişehir Barosu Başkanı Av. Rıza Öztekin, Hukukihaber.net’e çarpıcı açıklamalar yaptı. Av. Öztekin, “Bu karara ve gerekçesine tabi ki katılmıyorum. Yakında yargıçlar bu konuda çok büyük sıkıntılar içerisinde kalacaklar. Çünkü; medeni kanun resmi nikâh üzerine kurulmuştur. Resmi nikâh yaptırmayan sayısında patlama olacaktır" dedi. 

(RÖPORTAJ: MEHMET ALİ AY / HUKUKİ HABER)

AYM tarafından alınan kararın resmi nikah yapmak istemeyenlere cesaret vereceğini savunan Eskişehir Barosu Başkanı Av. Rıza Öztekin, Bizim medeni yasamızın birçok hükmünü maalesef bu karar yürürlükten kaldıracaktır. Resmi nikah yaptırmak istemeyenlere cesaret vereceğini, resmi nikah sayısının azalacağını ve resmi nikah yapılmamasının kural haline geleceğini düşünüyorum.” diye konuştu. 

İşte Eskişehir Barosu Başkanı Av. Rıza Öztekin’le yaptığımız röportajın tamamı;

Ben bu karara ve gerekçesine tabi ki katılmıyorum. Ben bu kararın resmi nikah yaptırmak istemeyenlere cesaret vereceğini, resmi nikah sayısının azalacağını ve resmi nikah yapılmamasının kural haline geleceğini düşünüyorum. Edinilmiş mallar; boşanma, nafaka, maddi-manevi tazminat ya da boşanmaya bağlı birçok talepler var kadınlarımızın lehine bunların birçoğundan kadınlarımız mahrum kalacaktır. 

‘RESMİ NİKAH YAPTIRMAYAN SAYISINDA PATLAMA OLUR’
Yakında yargıçlar bu konuda çok büyük sıkıntılar içerisinde kalacaklar. Çünkü; medeni kanun resmi nikâh üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla toplum vicdanını sızlatan, kamuoyu vicdanında inanılmaz derecede hasara yol açan bir karara Anayasa Mahkemesi’nin imza atmasını doğru bulmuyorum. Umarım başka bir kararla ya da yasada farklı bir düzenlemeyle bu konu tekrar çözümlenir.  Yoksa resmi nikâh yaptırmayan sayısında patlama olacaktır.

‘ÇOCUK GELİN DEĞİL, KÜÇÜK YAŞTA ÇOCUĞA TECAVÜZ ETME OLAYI’
İşin bir de çocuk yaşta evlilikler durumu var. Ben ‘çocuk gelin’ tabirini kullanmıyorum. Aslında o küçük yaşta çocuğa tecavüz etme olayıdır. Bu olaylar aratacaktır. Çocuk gelin deyince gelin masumdur, o kelimeyi kullanınca sanki olayı meşrulaştırmış gibi oluyoruz. O neden ben o ifadeyi kullanmıyorum.

AYM BU KARARI BASKIYLA MI ALDI?
O kadar çok bu tip işleri olan insanlar var ki; bunların iktidara yakın olduklarını da biliyoruz. Bu grup bu yönde bir karar alınması için bastırıyordu. Tabi AYM’nin bu baskı altında kalıp kalmadığını bilemiyoruz. Böyle de düşünmek istemiyorum. Ama neticeyi görünce de ister-istemez soruyorsunuz, neden?

MAHKEMELER ÇARESİZ KALACAK!
Kamu hukukunda bize faşizmi öğretirler. Bu ülke faşizmin daha ağırı teokratik faşizme doğru hızla gidiyor. Laik, demokratik hukuk devletinin içi tamamen boşaltıldı. Bu da teokratik faşizme gidişte çok önemli bir adımdır. Bunun AYM aracılığıyla olması bir felakettir. Karar toplumsal yaralara yol açacaktır. Mahkemelerin iş çok zor olacak, mahkemeler çaresiz kalacaktır. 

YARGININ BAĞIMSIZ OLMASI YETMEZ, TARAFSIZ GÖRÜNMELİDİR!
Konuyu başörtüsü üzerinden tartışmak doğru değil. Konu şu açıdan tartışılmalıdır. Yargıç ve savcılar, toplum huzuruna çıktıkları için tarafsız olmaları ve görünmeleri gerekir. Yargı bağım olmalı ve bağımsız da görünmelidir. Olaya sadece başörtüsü olarak değerlendirirseniz konuyu başka bir boyuta getirmiş olursunuz. Dolayısıyla ben bu konuyu tarafsız görünme açısından değerlendiriyorum. Biz donanımla hâkim, savcı ve avukatlar yetiştirmeliyiz. Biz hala 21. Yüzyılda ne giyeceğimizi tartışıyoruz. Çıkın sokağa 100 kişiye sorun. “Allah bizi adliyeye düşürmesin kaygısı taşıyor musunuz?” diye… 100’ünden de ‘evet’ cevabını alırsınız. Devasa adliyeler yaptık ama bugün bunları konuşuyoruz. Bir rozet bile bazen farklı algılanabilir. Bağımsız olmak yetmez, tarafsız görünmek önemlidir. 17 milyon dosyamız var. Siz önce bunu çözün. 

İKTİDAR NASIL HÂKİMLER İSTİYOR?
Böyle bir şey olabilir mi? Olabilir. Hukuk devletinin olmadığı yerde her şey olabilir. Biz 5 yıl önce bugün yaşananları düşündüğümüzde ‘hayır ya öyle şey mi olur’ biz koskoca devletiz diyorduk. Şimdi şöyle hâkim ve savcılar istiyorlar; ‘Kardeşim biz ne istiyorsak yapın’ asla yorum yapmayın yoksa gereğini yaparız deniliyor. Hukukçu insan düşünür, yorum yapar. Siz nasıl bir hâkim tipi insan istiyorsunuz? Tiyatroya gitmeyen, müzik dinelmeyen, sosyal hayatı olmayan tipler isteniyor.

TÜRKİYE’DE TEOKRATİK FAŞİZM VAR! 
İktidarın her dediğini yapan bir model isteniyor. Bunun ismi faşizmdir. Faşizmlerde hâkim ve savcı devletin memurudur, avukatlarda semboliktir. Ben hep söylüyorum; Türkiye’de adı koyulmamış teokratik faşizm vardır. Hukuk devleti yazıyor ama bir anlamı kalmadı. Bir ülkede rejimi değişmek istiyorsanız, adalet devletin temelidir, adaleti çökertmek zorundasınız. Bunu da başardılar. 

Biz yine de asla ümidimizi kaybetmedik, kaybetmeyeceğimiz. Biz kocaman bir ülkeyiz. Aydınlarımız var, hala vicdanlı yargıçlarımız var, bir sürü gencimiz var. Siz hiç dünyada başarılı olmuş bir faşizm gördünüz mü? Faşizmin yaşaması imkânsızdır. Her zaman hukukun üstünlüğü kazanmıştır. 
 
‘FUAT AVNİ KORKU İMPARATORLUĞUNUN BİR PARÇASI’
Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç olarak değerlendirilir. Bir ülkede faşizmi somutlaştırmak için basını da kesinlikle ve kesinlikle halletmeniz gerekiyor. Yeni isimler zikrediliyor, tutuklanacağı söyleniyor. Bunlarda oluyor ama bir süre sonra tutuklanıyor. Böyle de garip bir durum var. Ortaya bir şey atılıyor, bir bakıyoruz gerçekleşmiş. MOSSAD’ın şöyle bir taktiği vardır. Önce bir takım kitaplar yazılır. Ardından herkes MOSSAD’dan korkar. Fuat Avni’yle ilgili de böyle bir ihtimal var. Korku imparatorluğunu bir aracısı gibi geliyor bana… ABD’yle ilişkileri de çok kötü değil. Bunu bulmak bence çok zor değil. Korku imparatorluğunun, yerleşmesi için böyle bir araca ihtiyaç olmuş olabilir. Bunu da kullanıyor. Biz oraya bakarken neler olup-bitiyor acaba?

(Hukukihaber.net)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.