4. Yargı Paketi, Türkiye’nin elini güçlendirecek
EGEMEN BAĞIŞ
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci

 
Adalet, bir ülkenin solunum yollarını temsil eder. Adaletin temin edilmediği ülkelerde refahtan ve mutluluktan söz etmek hayalcilik olur. Hukukun adalet dağıtmadığı yerde özgürlük olmaz. Özgürlüğün olmadığı yerde ilerleme de olamaz. Bunu en iyi bizler gibi gerek askerî darbeler, gerekse vesayetin rutin hale gelmesi sonucunda hukuk sistemini evrensel standartlara oturtamamış ülkeler bilir. M.Ö. 6. yüzyılda Efes’te dünyaya gelen Yunan filozof Herakleitos der ki; “Adalet, milletlerin ekmeğidir; milletler daima adalete acıkırlar.” Bugün ekmek kadar, su kadar hepimize lazım olan adalet duygusuna en çok sahip çıkmamız gereken bir süreçteyiz.

Dünyanın küresel bir köye dönüştüğü bu çağda adaleti de küreselleştirme hassasiyetini yaygınlaştırmak gerekiyor. Hükümet olarak son 11 yılda bu çerçevede hem ülkemizin bağımsız ve tarafsız bir yargıya kavuşması için devrim niteliğinde adımlar attık hem de dünyada yaşanan adaletsizliklere dikkat çektik, çekmeye de devam ediyoruz. Türkiye’yi adaletle kalkındırmak gibi bir misyonu üstlenen bir siyasî hareket olarak Adalet ve Kalkınma Partisi ismini taşıyor olmamız rastgele veya tesadüfî bir tercih değildir. Türkiye’yi çağdaş bir hukuk sistemi üzerinde yeniden inşa ve ihya etmenin gayreti içerisindeyiz. Özellikle Avrupa Birliği süreci ile akciğerlerimize giden solunum yollarını temizlemek ve ülkemize rahat bir nefes aldırmak amacındayız.

Üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir Türkiye arzumuzu hayata geçirmek için de devrim niteliğinde adımlar attık, atmaya da devam ediyoruz. Adalet Bakanlığı’mızın yoğun çabalarıyla hazırlanan 4. yargı paketinin TBMM’de kabul edilmesi de bu kararlılığımızın en güncel tezahürü oldu. Adalet Bakanımız Sayın Sadullah Ergin’in paketin hazırlanması ve yasalaşması konusunda gösterdiği çaba gerçekten de takdire şayandır. Özellikle AİHM’ye giden Türkiye’nin aleyhindeki davaların azalarak Türkiye’nin buradaki olumsuz imajının düzelmesi ve mevzuatımızın AB standartlarına daha da yakınlaşması için paketin önemli katkıları olacağını düşünüyoruz. Avrupa Birliği ile müzakerelerde de bu adım Türkiye’nin gücüne güç katmıştır. Biz “Adalet mülkün temelidir.” düsturu üzerine bina edilmiş bir medeniyetin mensuplarıyız. Rabb’imiz de Kur’an-ı Kerim’de “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin.”(Maide, 8) diyor. “Allah, adil davrananları sever.” (Maide, 42) diye buyuruyor. Allah’ın (cc) “Adl” sıfatı, adaletin ne derece ulvi bir makama sahip olduğunu bize anlatır.

İnsanlar yaşadıkça adalete ve onu dağıtan sisteme ihtiyaç baki kalacaktır. Burada baldıran zehriyle ölüme mahkûm edilen Sokrates’in o bilinen savunmasını kısaca hatırlamakta fayda var. Sokrates’in ölüm cezası okunduğunda eşi gözyaşlarını tutamayarak, “Beni asıl kahreden haksız yere bu cezaya çarptırılman.” der… Sokrates ise şöyle karşılık verir… “Eğer bu kararlarında haklı olsalardı, asıl o zaman üzülmen gerekirdi.” Dünya adalet ve hak arama mücadelesi böylesine can alıcı, böylesine sancılı dönemlerden bugüne gelmiştir. “Terör meselesini çözmek için gerekirse ‘baldıran zehri’ içerim.” diyecek kadar kararlı ve cesur bir Başbakan’a sahip olduğumuza ve bunun kıymetinin bilinmesi gerektiğine burada özellikle dikkat çekmek isterim. Onun liderliğinde son 11 yılda evrensel standartlarda hukuk normlarını hayata geçirmek de hükümetimiz için kolay olmamıştır. Bizler ne yazık ki, hukukun yanlış ellerde nasıl bir zulüm aracı haline dönüşebileceğine yakından şahit olmuş bir milletiz.

Bu ülke Başbakan’ını, bakanlarını, nice gencecik fidanlarını darağacına götüren hukuk garabetlerini yaşadı. Ders kitaplarında yer alan bir şiiri okuduğu için İstanbul’un Belediye Başkanı, yani Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı mahkûm eden bir hukuk anlayışını, böyle bir ayıbı yaşadık. Her iki vatandaştan birinin oyunu alarak iktidara gelen partimize mesnetsiz iddialarla kapatma davası açıldı, 367 gibi kirli bir plan hukuk zoruyla Meclis’e dayatıldı. Yasama organımız olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde özgürlüklerin önünü açmak için aldığımız kararlar kaos gibi gösterildi. Ama artık çok şükür bütün bu karanlık ve zorlu günler geride kaldı. Artık Avrupa Birliği standartlarında bir hukuk sistemi yolunda Türkiye çok farklı bir noktaya geldi. Hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin tek tek kaldırıldığı, herkes için özgürlük, herkes için adalet anlayışının hâkim olduğu günler bugün Türkiye’yi uluslararası alanda da özel bir konuma getirdi. Biz istiyoruz ki, bizim çocuklarımız asla hangi haliyle olursa olsun vesayetin topukları altında ezilmesin. Türkiye, adalet ve kalkınma ekseninde muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma hedefine daha fazla vakit kaybetmeden erişsin.



Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.