5 SORUDA TEMEL HATLARIYLA ARABULUCULUK
1) Arabuluculuk Nedir ve Arabulucu Kimdir?

Arabuluculuk, 6325 s.Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. 6325 s.Kanun 2012 yılında yayımlanmış olup 1 yıl sonra yürürlüğe girmesi sebebiyle henüz yeni olup, Türkiye’de her geçen gün gelişimini sürdürmektedir.

Arabuluculuk, Yönetmelik m.4’te  tanımlanmıştır: “Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi.”

Arabulucu ise 6325 s. Kanunun 2.maddesinde tanımlanmıştır: “Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişi.”

2) Kimler Arabulucu Olabilir?

6325 s.Kanun m.20’de Arabulucular Siciline Kayıt Şartları düzenlenmiştir. Buna göre birtakım şartlar şunlardır:

- Türk vatandaşı olmak
- Mesleğinde en az 5 yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak
- Tam ehliyetli olmak
- Kasten işlenmiş bir suçtan mahkum olmamak
- 5/6/2017 tarihli ve 691 s.KHK’nın 9.maddesi ile yeni eklenen “Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak”
- Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak

Burada dikkatimizi çekmesi gereken önemli nokta; hukuk fakültesi mezunu olmayanların hiçbir şekilde arabuluculuk mesleğini icra edemeyecekleridir. Buna ilaveten bir arabulucunun meslekî faaliyette bulunabilmesi için Arabulucular Siciline kayıtlı olması gerekir.

3) Hangi Uyuşmazlıklar Arabuluculuğa Konu Olabilir?

6325 s.Kanun m.1/2’e göre “Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır.”
Kanunda da belirttiği üzere uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıyıp taşımaması hiçbir önem arz etmez.
Kilit noktalarımız ise ‘tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebiliyor olması’ ve ‘özel hukuk uyuşmazlığı olması’dır.
Maddenin gerekçesine baktığımızda ‘tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri’ ile anlatılmak  istenenin ‘sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri hukuk uyuşmazlıkları’ olduğu anlaşılmaktadır[1]. Buna göre çekişmesiz yargı işlerinin çoğunluğunda taraflar uyuşmazlık üzerinde serbestçe tasarruf edemediği için arabuluculuğa konu olamaz iken, çekişmeli yargıda taraflar uyuşmazlık üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği müddetçe arabuluculuğa konu olabilir[2].

4) Hangi Uyuşmazlıklar Arabuluculuğa Konu Olamaz?

6325 s.Kanundan hareketle kamu düzenini ilgilendiren uyuşmazlıklarda, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamadığı uyuşmazlıklarda, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklarda arabuluculuğun mümkün olmadığını söyleriz. 

Boşanma, iflasa karar verilmesi gibi uyuşmazlıklar kamu düzenini ilgilendirdiğinden bahisle arabuluculuğa konu olamazlar.
Gerekçeye baktığımızda arabuluculuk için tarafların kendini güvende hissetmesi son derece önemlidir. Fakat aile içi şiddetin söz konusu olduğu durumlarda şiddet gören taraf kendini güven içinde hissedememekte ve pek tabi olarak taraflar arasında eşitlik de sağlanamamaktadır. Bu nedenle kanun tasarısı aşamasında olmamasına rağmen, kanunlaşma aşamasında “aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar” ibaresi eklenmiştir[3]. Buna göre örneğin şiddet iddiasına dayalı bir nişan bozulması söz konusu ise, takı iadesi hakkındaki uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli değildir.

5) Neden Arabuluculuğu Tercih Etmeliyim?

- Arabuluculuk Kazan/Kazan(win/win) esasına dayanır. Yani arabuluculuğun her iki tarafı da kazanır. 
Mahkeme ise genel olarak Kazan/Kaybet esasına dayanır. 

Basit bir örnekle izah edecek olursak; Ölen babalarından miras kalan iki kardeş bir arsayı paylaşamayıp kavgalar sonucunda mahkemeye başvururu yapsalar bir kardeş arsanın mülkiyetini kazanırken diğer kardeş kaybedecektir. Fakat mahkemeye değil de arabuluculuğa başvurmuş olsalar iki kardeş bir arabulucu eşliğinde huzurlu bir ortamda barış içinde konuşarak ihtiyaç durumlarına göre bir kardeş arsanın mülkiyetini kazanırken diğer kardeş de babalarından kalan evin mülkiyetini kazanabilecektir. İşte bu durumda her iki taraf da kazanmaktadır. 

- Arabuluculukta  çoğu zaman bir oturumda bazen de birkaç oturumda konuşularak uyuşmazlık çözüme kavuşmaktadır.
Mahkeme ise çoğu zaman aylarca hatta yıllarca sürmektedir, bu durumda da taraflar sonuca çok geç ulaşmış olmaktadırlar.

- Arabuluculuk ücretini arabulucu ile taraflar geçerli bir ücret sözleşmesi yaparak belirleyebilirler. Ücret sözleşmesi yapılmamış ise veya ücret konusunda bir ihtilaf varsa ‘Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’ uygulanır. Tarifedeki fiyatlar mahkeme masraflarına göre oldukça ucuzdur.

Mahkeme ise taraflar açısından özellikle de kaybeden taraf bakımından dava harç ve giderleri de eklendiği için çok masraflı olabilmektedir.


Stj. Avukat Zeliha Büşra Tanır / hukukihaber.net

----------------------------------------
[1] ve [3] Erişim için  (Erişim Tarihi 29.08.2017)  http://www.kgm.adalet.gov.tr/tasariasamalari/kanunlasan/2012yili/kanmetni/6325ss.pdf
[2] KEKEÇ, Elif Kısmet; Arabuluculuk Yoluyla Uyuşmazlık Çözümünde Temel Aşamalar ve Taktikler, Ankara 2014, Adalet Yayınevi, 2.Baskı, s.97.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.