Adalet Bakanlığı'na sesleniyorum
Adalet, adalet, adalet.

Eğer adaleti sağlayabilseydik ülkemizde bir çok sorun kendiliğinden çözülürdü.

Elalem bilsin ki şu anda 36 yıllık ceza alan mahkumların kahır ekseriyeti,  o sözün ona abdestli, namazlı paralel polislerinin işkencesi sonucu kabul ettirildiği ifadelerle cezaya çarptırılan kimselerdir.

Güya umutlanmıştık ki, çözüm süreciyle birlikte bu masum vatandaşlarımız da anne babalarına, çoluk çocuklarına ulaşacaklardı. Maalesef çözüm sürecinin bir tarafı sözünde durmadı ve umudumuz yeşermedi. Bu masum insanlar da hala cezaevlerinde sürünmeye devam ediyorlar.

Kanatim o ki bir ülkede vatandaşın cezaevlerinde yatma oranı da adalet mekanizmasının bir göstergesidir. Sanırım 100 binden fazla vatandaşımız cezaevinde yatmakta olup, çoğunluğu da siyasidir. Unutmayalım! Siyasi cezalar görecelidir. Bazen öyle durumlar oluyor ki, ceza veren, ceza alandan daha çok suçlu bile olabilir.

Adalet Bakanlığı'nın siyasi genel af için kollarını sıvaması lazımdır diye düşünüyorum.

Ayrıca ceza tevkif ve infaz evlerimiz de hayata katkı vercek kapasitede ve fiziki yapıda değil bence.

Özellikle yönetimlerinde ciddi sikıntılar var. Bu tür yerlere vatandaşımız girince orada ruhi ve mesleki açıdan eksiğini tamamlayarak gelmesi gerekirken, özgürlüğünü kıstlamanın yanı sıra psikolojik sıkıntırla da ekstradan tedip ediloiyor maalesef.

Ben 1993-95 yılları arasında Emidrağ’da çalışıyordum. Cumhuriyet savcımız mahkumlarla selamlaşıyor, onlara zaman ayırıyor, öyle ki cezası biten mahkum keşke savcımızla az daha kalabilseydik diye söyleniyordu, o melaike gibi Savcıya birileri belden aşağı bir iftira attı ve tayınını oradan kaldırdılar.

Livata suçundan dolayı yakalan bir  mahkumu halk galeyana gelerek linç etmeye kalkıştı, belediye başkanı, kaymakam bir türlü halkı teskin edemezken o muhterem savcı mikrofonu alır almaz halkı teskin etmeyi başardı.

Artık eski tas eski hamam tarzı yönetimler para etmiyor. Hem vatandaşlarımızın suç oranını azaltmak için projeler üretmeliyiz, hem de ceza evine giren vatandaşımızın orada bir “kof” haline gelmemesi için gayret sarf etmeliyiz.

Bu konuda en büyük vazife Adalet Bakanlığı'na düşüyor.

İnfaz memurları alırken dikkatli olmaları lazım ve işinde başarılı olmayanlar varsa kurum değiştirmeleri için ikna olmaları gerekir diye düşünüyorum.

Hele hele görüş günlerinde ziyaretçilere karşı daha nazik olmaları gerektiği kanaatindeyim. Cezaevi çalışanlarının ne mahkuma ne de yakınına söz yada davranışıyla sıkıntı verme lüksüne sahip değildir. Bu böyle biline!

Ziyarete gelen zaten gönlü kırık geliyor,  bari gösterilen ilgiden bir az teselli bulsun değil mi?

Sakın ola siyasilerimiz oraya buraya ceza evi yapacağız demesinler, tam tersine “öyle bir adalet geliştireceğiz ki bu ceza evlerinizi boşaltacağız ve bu binalar kamu yararına değerledireceğiz” desinler.
Malumunuzdur Ömer bin Abdulaziz zamanında kimi hakim devlete muracaattta bulunmuş “kimse mahkemeye gelmiyor, oturduğumuz yerde maaş alıyoruz bu da helal değildir” diyerek görevden ayrılmayı talep etmişler. Utanmadan, sıkılmadan böyle bir döneme “çağdışı” diyenler var. Vah, vah!

Yüce Mevlamız Kitabimübinde ne buyuruyor. “Adil olunuz, takvaya ulaşan en kısa yol adaletten geçer”, işte meydan işte Kur’an.

Bilmem bana katılır mısın?



Kaynak: internethaber.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Efe 5 ay önce

Önemli bir çağrı...

Avatar
USTAD 5 ay önce

Vay benim savcım niye iyi insanlar en kötü şekilde en kötü yüz kızartıcı suçla itham edilir anlamadım. .sayin ustadim yuregine kalemine sağlık, kanayan bir yaramiza daha dokundugunuz için