Adli para cezasının infazı
Prof. Dr. Ersan Şen yazdı; 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Adli para cezasının infazı” başlıklı 106. maddesinin 3. fıkrasına göre; Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek,  hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması halinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir”.

Hükümlü para cezasını ödemez veya ödeyemezse, ödenmeyen para cezası yerine cumhuriyet savcısı tarafından hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Bu karar, cumhuriyet savcısının takdirine bağlı değildir. Para cezasını ödemeyen hükümlü hakkında doğrudan ödenmeyen para cezasının hapse çevrilmesi uygulanmaz, önce kamuya yararlı bir işte çalıştırma ve hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılması yoluyla para cezasının infazının tamamlanamaması halinde, ancak kalan kısım için tazyik hapsi tatbik edilir.

Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışında kalan günlere karşılık gelen parayı öderse, hapisten çıkar veya kamuya yararlı işte çalışmaktan kurtulur. Ancak hükümlü, kamuya yararlı işte çalışırken hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevinin buna ilişkin uyarı ve önerilerine uymazsa, bu durumun tespiti anında cumhuriyet savcısının kamu yararlı işte çalıştırılması kararını geri alma kararı ile birlikte para cezasının kalan kısmının infazı için açık ceza infaz kurumuna koyulur. Bu andan itibaren hükümlünün tekrar kamuya yararlı işte çalışarak para cezasını ödemesi mümkün değildir. Ödenmeyen para cezasının hapse çevrilmesi, her bir günün 100 Türk Lirası hesap edilmesi suretiyle yapılır ve adli para cezasının yerine çektirilecek hapis süresi üç yılı, birden fazla hükümle adli para cezalarına mahkumiyet halinde ise bu süre beş yılı geçemez.

İnfaz Kanunu m.106/3’ün son cümlesine göre; hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlerinin bu konu ile ilgili uyarı ve önerilerine uymaması halinde, cumhuriyet savcısı tarafından hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalışarak para cezasını ödeme kararı geri alınır ve yerine kalan para cezasını açık cezaevinde kalmak suretiyle infazına karar verilir.

Cumhuriyet savcısının bu kararına itiraz mümkün müdür, mümkünse nereye yapılır?

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı başta olmak üzere kişi hak ve hürriyetleri ile ilgili olan cumhuriyet savcısının tüm karar ve emirlerine karşı yargı yolu açıktır. Hakkında açık düzenleme olmasa bile, hak arama hürriyetinin ve “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak cumhuriyet savcısının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını kısıtlayan karar ve emirlerine itiraz edilebilir.

Somut olayda, bir mahkemenin kesinleşmiş kararının infazı ile ilgili bir sorun ortaya çıktığının kabulü gerekir. Çünkü ortada mahkemece verilmiş para cezasının infazı sırasında yaşanan bir hukuki sorun vardır. Bu sorun, ödenmeyen para cezasının yerine cumhuriyet savcısı tarafından verilen hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılması kararında yaşanmaktadır. Geri alma ve açık ceza infaz kurumuna gönderme kararının doğru olmadığını düşünen hükümlü, ya sulh ceza hakimliğine veya infaz hakimliğine ya da kararı veren mahkemeye itiraz etme hakkına sahiptir.

Soruşturma aşaması ile ilgili olmayan bu konuda sulh ceza hakimliğine ve yine konu idari nitelik taşımadığından infaz hakimliğine de başvurulamaz. Kanaatimizce; kovuşturma aşamasının tamamlanması ile ortaya çıkan bu infaz sorunu, “Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama” başlıklı İnfaz Kanununun 98. maddesinin 1. fıkrası gereğince çözülmeli, yani bu konuda hükümlünün itirazını inceleyip sonuçlandırmakla yetkili yargı mercii mahkumiyet kararını veren mahkeme olarak kabul edilmelidir. Bu hükme göre; “Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir”.

Bu hükmün; yukarıda belirttiğimiz sorunun çözümünü doğrudan ilgilendirmediği ileri sürülse de, 98. maddenin 1. fıkrası ile mahkumiyet hükmünün yerine getirilmesinden kaynaklanabilecek sorunların çözümünde mahkumiyet kararını veren mahkemenin yetkili kılındığı ve bu yetkinin İnfaz Kanununun 106. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi uyarınca verilen kararları kapsayacağı tartışmasızdır. Bu tespitin aksi de düşünülemez, çünkü özel yetkili sulh ceza hakimliğini veya infaz hakimliğini yetkili kılan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.



Kaynak: Haber7
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bahadır erol 12 ay önce

100 tl değil kararda belirtilen gün para tutarı olacak. Genelde 20 tl dir. Ancak 20 tl ile 100 tl arasında hakim takdir eder.