AİHM Raporu'nda memleketimden yargı manzaraları

Recep Korkut - Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği 

AİHM ve Venedik Komisyonu'ndan sonra birkaç gün önce de Avrupa Konseyi'ne bağlı Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu (ECRI) yıllık raporunda kapsamlı bir yargı reformu yapılmasının gerekli olduğunu ifade ediyor. Kurul raporda, referandumun getirdiği değişikliklerin değerine değinerek, bunun demokratikleşme ve yargının evrensel standartlar açısından çok önemli adımlar olduğunun altını çiziyor. Ayrıca rapor bu yönde değişikliklerin kapsamının genişletilerek ve bilhassa insan hakları hususunu göz önünde tutarak kapsamlı bir reforma dönüşmesinin de ihtiyaç olduğunu öneriyordu.

Yargı sisteminin iyi çalışmadığı tartışma götürmez. Ayrıca gelişen ve büyüyen Türkiye'yi bu yargı taşıyamıyor. Sözgelimi Zaman satırlarından sık sık okuduğumuz Yargıtay'daki çıkmaz gibi. Raflarda bekleyen 1 milyonu aşkın davaya 250 üye ve 500 tetkik hâkiminin görev yaptığı Yargıtay bu haliyle bırakın yargıya rehber olma işlevini, tabiri caizse yargının kapalı bir dükkândan farksız görüntüsüyle, yargının gerilemesine yol açmaktadır. Neyse ki, yüksek yargıda dairelerin ve üye sayısının artırılmasına ilişkin reform kabul edildi. Bunun Yargıtay başta olmak üzere yüksek yargıdaki tıkanıklığı bir nebze olsun gidereceğini umuyoruz. Öte yandan Yargıtay ve diğer yüksek yargı organlarındaki iş yükü yargının yegâne hal-i pür melali değil muhakkak. Sadece büyük şehirlerde değil Anadolu şehirlerinde yaşayanlar da adliye işkencelerini görmüş veya yaşamıştır. İşte bu durumun insanımızda bir adliye-fobi meydana getirdiğini söylemek abartı değil. Ancak görünen o ki, filmlere konu olduğu gibi köyünden onlarca kişinin defalarca gelip hiçbir sonuç alamadan evine dönmesi şimdiye dek pek kimsenin umurunda değildi. Bu kesimin derdi halkın adalete erişimi değil düzenin işleyişiydi. İşleyen düzende, hâkimler karar verirken bir yargı sistemine ait olduğunu göz önünde tutarak, kararlarının bu modele uygun olmasının gerektiğini düşünür ve bir sapmaya neden olmamaya çalışırdı. İşte yıllardır adliye kapılarına defalarca gitmeye zorlayan davalar, ilk derece mahkemeleri hâkimlerinin davaya içerik açısından değil yüksek mahkemenin gözünden bakmak zorunda hissetmesinden kaynaklanıyor. Bunun yanında üst mahkemelerin davayı bozacağı endişesi ve kariyer kaygısı da bir davanın sağlıklı işleyişinin önündeki en büyük engellerden biri olarak süregelmekte. Böyle bir durumda hâkimlerin verdiği kararın güvenilirliği şüphe götürmez mi?

Meclis'te atılan adım gibi, yargıda reform ihtiyacının elzemliği aşikârken, siyasî irade etkili ve verimli bir yargı sistemi oluşturmak konusunda kararlı ve medyada bu zorunluluğa dair bir farkındalık var ise de yargıdaki ihtiva edilen sorunları bizzat yaşayan bazı yargı mercilerinin anlaşılmaz bir şekilde reforma refleks koyulması anlamı çıkabilecek ifadeleri ise şaşırtıcıydı. Bazı yargı mercilerinin değişime karşı bir direnç unsuru olmayı sürdürmesi evrensel hukuk ilkelerine baştan aykırı. (Zaman)


 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.