Anadilde savunma ve baro başkanı
DENİZ SARI 
Avukat

14 Ekim’deki İstanbul Barosu başkanlık seçimini mevcut başkan Ümit Kocasakal kazandı. Kocasakal, seçim sonuçları henüz açıklanmadan kendisiyle yapılan bir mülakatta “Anadilde savunma, asla kabul etmiyorum. Bu, hakkın suiistimalidir” dedi. 


Hak arama özgürlüğü 
Savunma hakkı modern hukuk sistemlerinin olmazsa olmaz normlarından biridir. Bu nedenle hukuk sistemleri, bu hakkın olabildiğince etkin kullanılması için çaba harcar, savunma hakkına ilişkin normları mümkün olduğu ölçüde geniş yorumlar. Zira amaç isnat edilen suçun vuku bulup bulmadığını anlamak ve eldeki delillerle “maddi gerçeğe” ulaşmaktır. 

Modern hukuktaki bu kabul, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda da karşılığını bulur. Anayasanın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. Maddesi, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” der. Bu kapsamda savunma, anayasal bir haktır. Yine aynı şekilde Türk Ceza Kanunu’nun 3. Maddesi “Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz” hükmünü taşır. Böylelikle anayasa güvencesi altında olan savunma hakkı, Ceza Kanunu ile de teminat altına alınır. Ve nihayet “Tercüman bulundurulacak haller” başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 202. Maddesi “Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir” diyerek savunmanın gerçek anlamda tecellisi için alınması gereken önlemleri ve ana çerçeveyi çizer. 


Türkçe bilse bile... 
Yukarıda da değinildiği gibi, hukuk normunu uygulayacak olan mahkeme, eğer gerçekten iddia olunan suçun işlenip işlenmediğini bulmak niyetinde ise, mevzuattaki bu hükümleri geniş yorumlayacak ve anadilde savunma yapmak isteyen birine “savunmanı Türkçe yap” demeyecek veya kişinin Türkçe bilgi düzeyini ölçmeye kalkmayacaktır. Zira amaç madem tektir, ona ulaşmak için savunmanın hangi dilde yapıldığının da bir önemi olmayacaktır. Kaldı ki burada tartışılan gerçek anlamda “herhangi bir dil” değil, kişinin içine doğduğu anadilidir. Velev ki kişi Türkçe biliyor ama kendisini bir başka dilde daha iyi ifade ettiğini düşünüyorsa, yapılması gereken, kişinin bu hakkına saygı duymaktır. Zira mahkeme, ancak kişinin kendisi tarafından verilebilecek bir kararı, o kişinin yerine geçerek veremez. Zaten hiç kimse hakim olmadığı bir dilde savunma yapmaz. Zira ortada mevzubahis olan kişinin hürriyetidir. Kimse de onu fantezi olsun diye tehlikeye atmak istemez. 


‘Suya ihtiyaç var mı?’ 
Kocasakal’ın beyanına dönelim. Kendisi bir anda karşımıza “filolog” kimliği ile çıkıyor ve kişi Türkçe biliyorsa anadilde savunmayı “asla kabul edilemez” buluyor. Bunu söyleyen Türkiye ve dünyanın en büyük (kalabalık diyelim) barosunun başkanı ise durup düşünmek gerekir. Zira bu tavır, normu uygulayacak mahkeme üzerinde doğrudan bir etkiye sahip. “Kutsal” savunmanın temsilcisi bir avukat, dahası baro başkanı olan bir avukat, eğer anadilde savunmaya karşı ortaya böyle bir “gerekçe” atıyorsa, mahkeme de bunu kendine pekala kalkan yapabilir. Savunma hakkını savunması gereken biri, eğer o hakkı bu kadar savunuyorsa, mahkeme daha fazlasını niye sağlasın? 


Anadilde savunma, tıpkı anadilde eğitim hakkı gibi “acaba insanın suya ihtiyacı var mıdır?” sorusunu tartışmak kadar mantıklıdır. İnsanın aklına hemen şu geliyor “peki, anadilde savunma olmayacaksa, hangi dilde olacak?” İşte bu noktada imdadımıza Kocasakal mentalitesi yetişiyor ve kişinin anadilinin ne olduğuna bakmamıza hiç gerek olmadığını salık veriyor ve böylece meseleyi o kişinin Türkçe bilip bilmediği hususuna indirgiyor. Bu yaklaşım bir insanın doğuştan getirdiği, vazgeçilemez ve devredilemez hakkının gaspı sonucunu doğurur. Bu bir hak ihlalidir ve daha da düşündürücü olan, bu hukukdışılığın “kutsal savunma hakkının” bekçisi olması gereken bir avukattan gelmesi. 


“Anadilde savunma”yı hakkın suiistimali olarak görenler, şu soruya cevap vermeli: Türkiye’de anadilde savunma yapmak isteyenler, durduk yere bir dil icat edip ve onu öğrenip daha sonra mahkemede kullanmaya kalkan insanlar mı, yoksa gerçekten doğduklarında annelerinden/sosyal çevrelerinden öğrendikleri dili mi kullanmak istiyorlar? Bu kişilerin doğdukları yerde ve yaşadıkları sosyal çevrede konuşulan dille mahkemede savunma yaparken kullanmak istedikleri dilin aynılığı sizce ne tür bir suiistimaldir? Bu talep sizce gerçekten çok mu “anlaşılmaz” ve “yapay”? Yapay olan bu ise doğal olan nedir? Kişiyi sonradan öğrendiği ve aslında teknik olarak “yabancı bir dilde” savunma yapmaya zorlamak mı? Bu durumun hukuken ve vicdanen izahı mümkün değil. Tek izahı siyasi tercihler ve yaklaşımlar olabilir. Oysa hukuk, siyasetten ari olduğu sürece adaletin tecellisine hizmet eder. 


Devamında şöyle diyor Kocasakal: “Eğer Türkçe bilmiyorsa o Kürt vatandaşı (onu) ilk ben savunurum.” İşte zurnanın zırt dediği yer de tam burası. Kocasakal konunun Kürtler olduğunun da farkında. Yine o buyurgan ve bahşedici üslup devreye giriyor. Sormak lazım “kişi Türkçe bilmiyorsa, başka ne yapılabilir?” Kendisine tabii ki anadilde savunma yapacağı imkanlar sağlanır. Bunun başka bir alternatifi olabilir mi? Kişiyi mahkeme huzurunda hemen asimile edemeyeceğimize göre... Normal şartlarda zaten aksinin mümkün olmadığı bir durum, nasıl da bir “lütufa” dönüşüyor. 


Anadilde savunma, tıpkı anadilde eğitim gibi aksinin mümkün olmaması gereken temel insan hakkıdır. Kişi eğer “ben kendi anadilimde savunma yapmak istiyorum” diyorsa modern bir hukuk sisteminin yapması gereken, bu talebin arkasında yatan niyeti sorgulamak yerine savunmanın etkin yapılması için gerekli ortamı sağlamak. Savunmanın kutsallığına inanmış avukatların görevi de köhnemiş engelleyici zihniyetlere akıl vermek değil, savunmanın olabildiğince geniş ve kişinin tercihleri doğrultusunda kullanabileceği imkanların mücadelesini vermek olmalı. 



Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.