'Anakronik yargıç komikliği'

Seiko 5 saatli Karaoğlan, savaş sahnesinde uzaktan halk otobüsü veya sıklıkla elektrik telleri kimi zaman aksiyon sahnesinde. Sadece bizim filmlerde de değil bu. 14. yüzyıl filminde Da Vinci tablosu, Shakespeare'de duvar saati...

Anakronizme tarih yanılgısı diyebiliriz. Anakronizme mağlup kişi yaşanan zamanı değil, başka devirlere ait gerçekliklere ait mantık kurallarına göre yaşar. Bu çarpıklık sadece filmlerde kalsa bir espri ögesi olarak filme renk katar, eleştirmenleri mutlu eder. Ama anakroniklik gerçek hayata sıçrayınca komiklik espri sınırlarını aşıyor. Bir virüs halinde -ki hasta yaşlandıkça etkisi artıyor- insan mantığını zaptedip mahcup edici etki gösterebiliyor. Ve sıcak bir komiklik soğuk bir şakaya hatta dahasına dönüşüyor.

Genelde bir aydın, yönetici ve siyaset hastalığı anakroniklik. Bu virüsü taşıyan asker, darbe yapmayı asli ve tek işi sanıyor. Anakronik partici kendini 1930 CHP iktidarında biliyor, ona göre 'anadol model' açıklamalar yapıyor. Anakronik gazeteci postal-sevicilik yapıyor... E bunlarla mantığı şekillenen ve anakronik malum gazeteden başka haber kaynağı olmayan yargıç da mantığını bu tuhaflıklarla bileyip kahramanlığa kalkıyor. Türkiye'de kimse evine 1960 model buzdolabı sokmaz. Kimse 70 model siyah beyaz televizyona para vermez. 30 yıl öncenin uçakları uçurulsa dahi itici ve korkutucudur.

Peki hukuk. Hukuk maalesef hep yerinde sayar. Çağdaş uygarlıkla mesafesi en az 50 yıldır. AİHM'de 'mahkumiyet birinciliği'ni hiçbir ülke elinden alamaz. Türk yargısının verdiği binlerce karar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden döner. Milyonlarca Euro'yu aşkın tazminatı bu halk, bazı yargıçlarının anakronik kararlarına feda eder. On binlerce dava ise AİHM'de kuyruktadır. Her şey modernleşir ama anakronik beyne emanet hukuk hep çağ gerisinde kalır.

O rengârenk cübbesiyle güya kanun uygulayıcı veya denetçisidir ama kendini kanun yapıcı sanır. Aynada uzun uzun endamına bakıp kendinde 16. yy I. Elizabeth yetkisi görür. Oysa en fazla şimdiki merasim kraliçesi II. Elizabeth'tir. Görevi, eline verilen yetkileri uygulamaktır ama kendini Meclis'in amiri görür. Ona göre Meclis sık sık ikaza muhtaç büyük bir ilkokul sınıfıdır. O da ak saçlı başöğretmen. Anakronik mantığını tetikleyen 1930 model söylemleri ciddiyetle yazar ve seslendirir. Hem yazar hem de oynar! Bilmez ki artık sahne o sahne değil, seyirci o seyirci değil, zaman o zaman değil.

Keşke köyüne yük olan fili Timur'a iadeye giden Nasrettin Hoca gibi komikliğin yanında akıllı da olup arkasına dönse ve kimsenin olmadığını fark edebilse...(Zaman)

VEYSEL AYHAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.