Anayasa değişikliği yalnızca bir anayasa değişikliği değildir!


Bu bağlamda 2008 yılında Anayasa\'nın 10\'uncu ve 42\'nci maddelerinde (9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı kanunda) yapılan değişiklikler MHP\'nin de desteği alınarak 411 gibi hiç de azımsanamayacak bir kabul oyuyla gerçekleştirilmiş, ancak bu değişiklikler, Anayasa Mahkemesi\'nin, Anayasa\'nın değiştirilemez maddelerini bir şekil kriteri olarak görüp, bir anlamda yetkilerinin sınırını aşarak, aslında esas denetimi yapmak suretiyle, iptalle sonuçlanmıştır. (5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı) Anayasa Mahkemesi\'nin bu yaklaşımının aşağıda kısaca değerlendirilecek yeni anayasa değişikliği paketinin akıbeti bakımından emsal teşkil edebilecek bir uygulama olabileceği göz ardı edilmemelidir.

10\'uncu ve 42\'nci maddelerin değişikliği sürecinde sarf edilen çaba -ki değişikliklerin amaca matuf değişiklikler olmadığı, bir parça vitrin kabilinden değişiklikler olduğu, çünkü Anayasa\'nın 10\'uncu maddesinin 4\'üncü fıkrasına ilave edilen \"ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında\" ibaresi, kamu hizmetlerinden istifade edilmesinde eşitlik yaklaşımının geçerliliğinin kabulünün kaçınılmazlığı karşısında, malumu ilan etmekten başka bir anlam ifade etmemiş olmasının yanı sıra gereksiz bir gerginlik sebebi olmuş, bunun gibi 42\'nci maddeye 7\'nci fıkra olarak eklenen; \"Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.\" fıkrasındaki \"kanunda yazılı olmayan herhangi bir sebeple\" ibaresinden de açıkça anlaşılacağı üzere, bu ifadenin mefhumu muhalifinden (aksiyle kanıtından) hareketle yasa koyucuya anayasa değişikliğine dahi gerek olmaksızın adi kanunla ve belki de getirilen düzenlemenin içini boşaltacak nitelikte anayasal dayanaklı sınırsız istisna getirme yetkisi tanınmış, bununla da yetinilmeyerek, \"yükseköğrenim hakkı\" sınırlanamaz ibaresine yer verilmiş olmakla, yükseköğrenim hakkı dışındaki diğer siyasi haklarının engellenmesine bir mani olmadığı sonucuna ulaşmayı gerektiren bir düzenleme tarzı tercih edilmiş, hatta fıkradaki son cümle ile bu düşünceler teyit edilmek suretiyle- tamamen boşa kürek çekmekten başka bir anlam ifade etmemiş, şu anki değişiklikler bakımından olması beklenen meşruiyet zemini zayıflatılmıştır. Tüm bunlar, değişikliklerin bir siyasi medet anlamının olabileceğini düşündürmektedir.

Bu bağlamda 29 maddelik anayasa değişikliği paketi ile ilgili tartışmalar devam ederken, değişiklik sürecinde halkoylaması ihtimali sığınılacak güvenli liman haline gelmiştir. Zaten muhalefet partilerinin anayasa değişikliğine ilişkin tutum ve düşünceleri de bu düşünceyi destekleyici mahiyettedir.

İçerik yönünden de tartışılan anayasa değişikliği taslağı, muhtemel halkoylaması gerçekleşirse usul açısından da tartışılacağı düşüncesini muhtemel hale getirmiştir. Zira, taslaktaki, bütün maddelerin bütünsel (tümüyle) oylanacağı esası getirilerek bu tartışmanın hukuk tekniği boyutu giderilmeye çalışılmaktaysa da, usule ilişkin bu yaklaşımın siyasal boyutları tartışmaya çok açıktır.

Halkoylamasının benimsendiği bir anayasa değişikliği süreci için, anayasa değişikliği yalnızca bir anayasa değişikliği olarak düşünülmemelidir. Zira halkoylaması usulü öngörülerek gerçekleştirilmiş olması çok önemli işlevsel sonuçlara sebebiyet verecektir.

REFERANDUM MEŞRULUK GETİRECEK

Bu sonuçlardan ilki, demokratik katılımın gerçekleşmesiyle ortaya çıkan \"halk iradesi\"dir. Halkoylamasının sonucu ne olursa olsun, ortaya çıkan sonuç yönünden iradenin, halkın \"onayı\" (consensus) üzerinde tezahür etmesi söz konusudur. Sonucun içeriğinde yer alan muhtemel \"evet\"leme onayı, \"hayır\"lama ise uzlaşmaya ulaşamamış olmayı ifade edecektir.

Halkoylamasının ikinci işlevsel sonucu, demokratik meşruiyet konusunda gerçekleşir. Anayasa değişiklik sürecine halkın katılması, anayasa değişikliğine ve içeriğine demokratik meşruiyet (haklılık) kazandırır. Demokraside meşruiyetin temeli, halkın \"özgür\" iradesine dayanmış olmasıdır.

Üçüncü sonuç, değişiklik inisiyatifini elinde tutan ve değişiklik sürecini başlatan anayasa yapıcısı (tali kurucu iktidar) ile halk arasındaki mesafenin tespit ve tayin kriterinin ortaya çıkmasıdır. Bu tespit, değişikliğe tabi tutulmuş birden çok maddenin bulunması halinde, ayrı ayrı oylama yöntemi ile daha sağlıklı gerçekleşebilir.

Halkoylaması gerektirmeyecek bir sonucun Parlamento\'da elde edilmesi halinde, temenni bile olsa böyle bir sonucu istemek, değişiklikler konusunda gelecekte ortaya çıkabilecek olan muhtemel sıkıntılarda halkoylamasından sağlanabilecek olan \"toplumsal meşruiyet\"i elden kaçırmak anlamına gelebilecektir.

Halkoylaması olmaksızın gerçekleşen bir anayasa değişikliği, gelecekte toplumsal mutabakat (uzlaşma) eksikliği yönünden sıkıntılar yaratabilecektir. Şayet halkoylaması gerçekleşirse, Parlamento\'da elde edilemeyen sayısal mutabakata, toplumsal alanda oransal olarak ulaşılabilecektir ve bu durum, toplumun anayasa değişikliklerini benimseyip, içselleştirebilmesine zemin oluşturabilecektir.

Türkiye\'de 1987\'den beri gerçekleştirilen anayasa değişiklikleri, yürütme (siyasal iktidar) inisiyatifli yasama nitelikli çoğunlukların eseri olmuştur. Bugün de durum aynıdır. Ancak, Türkiye\'nin önünde bugün siyasal alana ilişkin değişen toplumsal anlayışın net olarak ortaya çıkabilmesi için, halkoylaması gibi, hem kendisi yönünden demokratik ve hem de sonucu yönünden meşru olacak bir süreç bulunmaktadır. Bunun göz ardı edilmemesi gerekir.

Zaman

Yrd. Doç. Dr. Kürşat ERDİL Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Ömer KESKİNSOY Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi


  ANAYASA ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER İÇİN TIKLAYINIZ.   


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.