Anayasa değişiklikleri için somut bir öneri


Bu ilgi nedeniyle de Türkiye\'de yaklaşık beş-altı sene ve yanılmıyorsam Türkiye\'de de ilk kez Bahçeşehir ve Galatasaray üniversitelerinde \"Hukukun ekonomik analizi\" isimli bir ders verdim. Son iki senedir de Strasbourg Üniversitesi\'nde aynı başlıkla, misafir öğretim üyesi olarak, bir ders veriyorum.

Kimi hukukçu arkadaşlar bizlerin, iktisatçıların hukuk meselelerine girmesine çok kızıyorlar ama bizim kanaatimiz hukuk konusunun hukukçulara bırakılamayacak kadar önemli bir konu olduğu. Hukuk sadece hukukçuları ilgilendirse mesele yok ama malum durum pek öyle değil.

Bugünkü yorum köşemde somut bir öneri getirmek, örneğin Fransa\'da uygulanmakta olan, organik kanun kavramını tartışmak istiyorum.

Organik kanun anayasa maddeleri ile olağan, bildiğimiz kanunlar arasında statüsü olan bir kanun tipi; organik kanunların kabulü, değiştirilmesi anayasa maddelerinin altında, bildiğimiz yasaların üzerinde bir çoğunluk tanımlanmasını gerektiriyor. Hangi yasaların organik kanun olarak tanımlanabileceği konusu ise anayasalarda düzenlenebiliyor. Fransız Anayasası\'nın 46. maddesi organik kanunları, önerilmesini, oylanmasını vs. düzenliyor.

UZLAŞMA İÇİN EVRENSEL STANDARTLAR TERK EDİLEMEZ

Ben bu konuya ilk kez seneler önce bizim Anayasa\'mızın 73. maddesi, yani vergi ödevi başlıklı maddesiyle ilgili mukayeseli bir çalışma yaparken girmiş idim; 1982 Anayasası\'nın 73. maddesi, madde başlığının ismi vergi ödevi, verginin yasallığı ilkesini tanımlıyor. Bu konuda hiçbir tartışma yok, olamaz, zaten anayasacılık hareketlerinin, 1215 Magna Carta\'dan beri, özü verginin yasallığı ilkesine dayanıyor; vatandaşın ödeyeceği verginin konu, matrah ve oranını, nasıl ve nereye harcanacağını seçilmiş temsilciler, milletin vekilleri kararlaştırıyorlar. Bizim Anayasa\'nın 73. maddesinin başlangıcı da bunu belirliyor ve tüm anayasalarda da aynı hüküm, verginin yasallığı konusu yer alıyor. Ancak, bizim Anayasa\'mız bir adım daha ileri gidiyor ve mali güç ilkesi diye bir ilke tanımlayarak salınacak vergilerin nasıl, hangi ekonomik ilkelere göre salınabileceğinin de sinyalini veriyor. Her anayasa verginin yasallığı ilkesini yani vergilerin ancak kanunla konulabileceği ilkesini içeriyor ama her anayasada vergilerin hangi ekonomik ilkelere uygun olarak konulacağı belirtilmiyor.

Benim o tarihlerde aklıma gelen mesele Anayasa\'da verginin yasallığı ilkesini zaten zorunlu ilke olarak korumak ama hangi ekonomik ilkeye göre salınacağı konusunu da başka bir yerde tanımlamak olmuş idi. Doğrusu bizim anayasal sisteme organik kanun kavramının sokulması fikri ilk kez bu çalışmada aklıma gelmiş bir konu idi.

Türkiye son günlerde anayasa değişikliği kavramıyla yatıyor, aynı kavramla uyanıyor; ve bir uzlaşma, mutabakat lafıdır da sürüp gidiyor. Bendeniz de bu uzlaşma ya da mutabakat kavramlarına doğrusu çok sıcak bakmıyorum zira benim aklımdaki, gönlümdeki anayasa kavramı sadece temel hak ve özgürlükleri ve Cumhuriyet\'in laik, demokratik, sosyal hukuk devleti yapısını tanımlayan bir anayasa. Mevcut 175 maddenin çok büyük bir bölümünün anayasa dışına taşınabileceği aşikar. Uzlaşma fikrine sıcak bakamıyorum zira Cumhuriyet\'in temel ilkeleri olan demokrasi, laiklik ve sosyal hukuk devleti kavramlarının zaten evrensel (günümüzün en ileri seviyesi anlamında) bir içeriği, standartları var, bu standartların neresinde uzlaşılacağını anlamak kolay değil. Temel hak ve özgürlükler meselesi de kanımca anayasa kavramının özü ve 15 Nisan 2010 günü dünyada temel hak ve özgürlüklerin çok belirgin standartları mevcut, yapılması gereken bu standartları aynen anayasamıza geçirmek; bu standartlar üzerinde uzlaşma, mutabakat arayışının bizi götüreceği yer düşük standartları haiz bir demokrasi ve hukuk devleti olacaktır. Yolda yürürken düşüp kolunuzu kırarsanız, bu durumun tedavisinin standardı çağdaş ortopedi bilimindedir; çağdaş ortopedi bilimi ile kırık-çıkıkçı standardı arasında bir uzlaşma ararsanız kolunuzun çolak kalma ihtimali azımsanmayacak bir ihtimal olabilir. İfade özgürlüğünün de, bir anayasanın düzenleyeceği temel konuların başında gelir, Avrupa Konseyi, AİHM tarafından saptanmış standartları mevcuttur; birileri de uzlaşma adı altında, Avrupa standartları ile Kenan Evren standartları arasında mutabakat arayışına girer ise, ki yapılmak istenen, uzlaşmadan kastedilen budur, Türkiye\'nin ifade özgürlüğü standartları da çolak kalmaya mahkumdur.

Kendini modern, ilerici, Kemalist falan diye tanımlayan bazı köşe yazarlarının uzlaşma karşıtı görüşlerime yönelttikleri eleştiriler de ya konunun hiç ama hiç anlaşılmadığının ya da aslında çolak bir hukuk devleti istediklerinin karinesidir.

Ancak, mevcut Anayasa\'mızda temel hak ve özgürlükler konusunu çok aşan çok sayıda madde mevcuttur ve işin ilginç tarafı da bugün daha çok tartışılan konuların bu maddelere odaklanmış olmasıdır.

ÇAĞDAŞ ANAYASALARI İYİ İNCELEMEK LAZIM

Benim bu yazıdaki temel önerim de anayasa metninin temel hak ve özgürlükler ve Cumhuriyet\'in temel nitelikleri ile sınırlandırılması ve diğer konuların, olağan yasalarla düzenlenmesi, değiştirilmeleri kolay olduğu için sakıncalı görülen konuların organik kanunlara bırakılması.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi, parlamenter rejim tercihi anayasal ilkelerdir ama HSYK üyelerinin nasıl ve kimler tarafından seçileceğinin illaki de Anayasa\'da belirlenmesi şart olmayabilir; doğrudur, HSYK, Anayasa Mahkemesi üyelerinin nasıl seçileceği olağan yasalarla belirlenmemelidir ama bu konuların değiştirilmesi için örneğin tam üye sayısının yüzde altmışının (0,6) gerekeceği bir organik yasa niye sisteme dahil edilmemektedir?

Organik yasaların hangi konuları düzenleyeceği de yine anayasal olarak belirlenebilir; bu konuların da çok genişlememesinde, örneğin bugünkü Anayasa\'da ifadesini bulan konuların dışına taşırılmamasında büyük fayda olabilir.

Olağan yasalar kullanılan oyların yüzde ellisi ile çıkarılmalıdır; Anayasa\'nın nasıl değiştirileceği meselesi zaten 175. maddede yazmaktadır ve bu formülasyona da büyük bir itiraz yoktur.

Anayasa\'nın belirleyeceği bazı konuların sisteme yeni dahil edilebilecek bir organik yasa tanımı ile belirlenmesi ve bu maddelerin (organik yasa) değiştirilmesi için mesela yüzde altmış istenmesi sistemin tıkanıklığını aşmaya aday olabilir; Fransızlar bu kanun tipine organik kanun demişler, bizler de uygun bir sıfat bulabiliriz.

Anayasamızı bir karıştırın, iyi bir anayasada olması gerçekten gerekmeyen çok sayıda konu ile karşılaşacaksınız; temel hak ve özgürlükleri, Cumhuriyet\'in temel niteliklerini AB standartlarında uzlaşma gerekmeksizin belirleyelim, diğer konuları değiştirilmesi için yüzde altmış (0,6) gereken organik yasalar ile çözelim.

Bu yazıdaki temel önerim işte bu; temennim organik yasa kavramını benden çok daha iyi değerlendirebilecek hukukçuların da bu tartışmada bir-iki söz söylemeleri.

Hazır Fransız Anayasası\'nı açtığım için size bu ülkenin Anayasa Mahkemesi üyelerinin nasıl seçildiğini de aktarmak isterim; Anayasa Mahkemesi\'nin dokuz üyesi var, dokuz sene için seçiliyorlar ve üyelikleri yenilenmiyor. Dokuz üyeden üçünü cumhurbaşkanı, üçünü meclis başkanı, üçünü de senato başkanı seçiyor (Madde 56); ortada bir kooptasyon asla yok.

Bu yazımın bence iki ana fikri olabilir; birincisi yeni anayasal kurumlara hazır olalım, ikincisi ise içinden geçtiğimiz tartışma günlerinde çağdaş dünyanın anayasalarını daha iyi inceleyelim. (Zaman)

Eser Karakaş

  ANAYASA ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER İÇİN TIKLAYINIZ.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.