Anayasa değişirken uygulanan yöntem ya da Washington siyasi havası


Konunun daha iyi anlaşılması için, uluslararası bir konferans için geldiğim Washington\'daki siyasi tartışmalara dikkat çekmek istiyorum. Çünkü Türkiye\'de var olan tartışmalara çok benziyor.

Özellikle Obama yönetiminin Kongre\'den geçirdiği \'sağlık reformu\'ndan sonra, \'beyaz Amerikalıların Obama\'dan \'devletlerini\' geri almak için ciddi bir kampanya başlattıklarını görüyoruz. Kısaca, Türkiye\'deki moda ifadeyle \'Amerika\'yı ele geçiren\' Obama ve ekibinden geri almak için bir gayret olduğu gözlemleniyor. Kullanılan kavramlara bakıldığında \'Beyaz Türklerin\' kavramlarına çok benzediklerini görüyoruz.

ABD- \'Obama def olup Kenya\'ya gitsin\'.

Türkiye- Başörtülüler Arabistan\'a gitsin.

ABD- \'Siyahlar devleti ele geçiriyorlar geri almamız lazım\'.

Türkiye- \'yargıyı ele geçirecekler\'

Listeyi uzatmak mümkün.

Sanırız beyazlar her yerde aynı kavramlarla \'davalarına\' sahip çıkıyorlar. \'Devlet bizim, ya da biziz, bu düzenlemelerle \'devleti ele geçirecekler\' yaygarasıyla, yapılacak hiçbir hayırlı işe yardımcı olmuyorlar.

Bunu ifade ettikten sonra asıl konuya baktığımızda, anayasa değişikliğinde ciddi bir yöntem hatası yapıldığını görüyoruz ki, bunun kimseye bir faydası olmayacaktır.

\'Çağdaş demokrasi\'lerde yasama yetkisi parlamentolarındır. Fakat, herhangi bir konu parlamentoya gelmeden evvel, düşünülen yasal düzenlemeler yayımlanır. Konu hakkında görüşler talep edilir. Akademisyenler özellikle yapılacak düzenlemelerde öngörülenlerin kısa, orta ve uzun vadede sağlayacağı faydaları, zararları ya da herhangi bir etkisinin olup olmayacağını konunun uzmanı olarak yazılı olarak dile getirirler. Konu yeterince tartışıldıktan sonra ilgili kurumlar, kurullar, kuruluşlar konuya ilişkin görüşlerini birer rapor olarak isteyen makama ve diğer ilgili makamlarla birlikte kamuoyuna yazılı olarak arz ederler. Bütün bu bilgilerin ışığında konu tekrar ele alınır ve taslak olarak ilgili komisyonlarda da görüşüldükten sonra parlamentoya gelir. Orada da parlamenterlerin katkısıyla yasalaşır. Daha sonra da öngörülen gerekli yapısal değişikliklerin yapılması için yürürlük tarihi aylar hatta yıllar sonrasına bırakılarak yasalaşır. Bu şekilde çıkan yasal düzenlemede aranan bütün şartlar, ilgili bütün kurum, kuruluş ve kişiler müdahil olduklarından dolayı hem yasa sağlıklı bir düzenleme ile yapılmış hem de yukarıda sayılanların desteği alındığından dolayı daha kalıcı ve fazla kabul edilen bir düzenleme olur.

Türkiye\'de sadece söz konusu anayasa değişikliği değil, diğer yasal düzenlemeler bile gereği kadar kamuoyuna mal edilmediğinden dolayı, birbiriyle çelişen, birbirinin düzenleme alanlarına müdahale eden onlarca yasa ve yasa maddesi mevcut olduğu gibi, Anayasa\'da bile birbiriyle çelişen hükümleri görmek için ne anayasa hukukçusu olmaya ne de hukukçu olmaya gerek vardır. Burada şunu ifade etmek istiyoruz. Türkiye\'de başta Parlamento olmak üzere, siyasetçiler, kurumlar, kurullar ve özellikle akademisyenler görevlerini yaparken paylaşarak, tartışarak, birbirlerini dinleyerek yasal düzenlemeler konusunda gereğini yerine getirmelidirler ki, gelecek nesillerin gelecekleri karartılmasın ve yasal düzenlemeyle hedeflenen problemler çözülebilsin.

Örnek olarak, anayasa değişikliğini ele alalım. Şimdiye kadar ne akademik dergilerde ne de gazetelerde konuyla ilgili olarak akademisyenlerin kaleminden söz konusu değişikliğin getirecekleri ve götürecekleri konusunda herhangi bir yazı okumadım. Tamamen \'ideolojik\' olarak , CHP karşıysa bu düzenleme \'iyi\'dir ya da AK Parti istiyorsa bu düzenleme \'art niyetlidir\' şeklinde tartışmalara ve anayasa değişikliğinin \'gerekli mi gereksiz mi\' olduğuna dair haber ve yorumlara rastlıyoruz. Sanırız bu tür tartışmalarla, \'bilek güreşleriyle\', ideolojik bakış açılarıyla ele alınan bir değişikliğin korkarım gelecekte Türkiye\'ye hayırdan çok zarar getirmesi olasılığı yüksek olacaktır. Bu nedenle de her birimiz kendimize düşen görevi yerine getirme konusunda, \'taraftarlığımızı\' ya da \'karşı çıkışımızı\' akli, mantıki, ilmi delillerle ifade ederek sürece yardımcı olmak ve katkı sağlamak zorundayız. Bunu yapmadığımızda, daha önceden de yapıldığı gibi yeni yasal düzenlemelerle, var olanları düzeltmekle meşgul olan bir Parlamento\'nun, yasal düzenlemelerin dışında çok önemli görevlerini yerine getiremeyen bir TBMM\'nin kime faydası olacaktır?

MEVCUT ZİHNİYET DEĞİŞMELİ!

Bir taraftan Avrupa standartlarına uygun hale getirmeye çalıştığımız Anayasa\'da yapılacak düzenlemeler, diğer tarafta bu düzenlemeler yapılırken uyulması gereken yol, yöntem ve metotların da Avrupa standartlarında olması gerektiğini unutan bir anlayışla ne kadar yol alınabilir? Kısaca denebilir ki, Avrupa standartlarında bir anayasa değişikliğinden çok evvel yapılması gereken, Avrupa standartlarında yasa yöntemlerinin de uygulamaya geçirilmesidir. Siyasetçilerimiz, partilerimiz, sivil toplum kurumlarımız, üniversitelerimiz ve akademisyenlerimizin de Avrupa standartlarında bir yaklaşım benimsemeleri gereklidir. Kimileri buna \'demokratik olgunluk\' adını vermektedirler. Bu olgunluk olmadan ortaya çıkacak düzenlemeler Türkiye\'yi \'çağdaş demokrasilerin\' seviyesine çıkaramayacaktır.

Değişiklikle ilgili, bir anayasa hukukçusu olmadığım için yorum yapmam söz konusu değil. Fakat siyaset bilimi açısından bakıldığında, üzerinde durulması gereken, dikkat edilmesi gereken hususların olduğu açıktır ki, sanırız bu başka bir yazının konusudur. Burada üzerinde durduğumuz şey, usul, yöntem, metot gibi kavramlarla ifade edilen yasa yapma sürecinin de Avrupa\'daki uygulamalara benzemesi gerektiğidir. Demokrasi sadece insan hakları ya da eşit oy hakkı gibi kavramlar açısından değil, siyasi partiler, basın yayın organları, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler açısından da önemlidir. Başka bir ifadeyle bu sayılanlarla demokrasi bütünlük arz eder.

Bu nedenle Türkiye\'nin mevcut zihniyet probleminden kurtulması, onun ne kadar demokratlaştığını ortaya koyacaktır. Yoksa zihniyet değişmediği sürece, en ideal bir anayasa bile Türkiye\'deki ideolojik bakış açısını değiştirmeyeceği gibi, herhangi bir yarar da sağlamayacaktır. Asıl önemli olan, bu zihniyet probleminin nasıl giderileceğine dair düzenlemeler yapılmasıdır. Bunun yolu karşılıklı birbirimize güvenmek, karşımızdakinin de Türkiye\'nin yararına bir şeyler yapacağına inanmaktan geçmektedir. Unutmamak lazım, Türkiye sadece yaşayan Türk vatandaşlarının değil, gelecektekilerindir de... (Zaman)

Dr. Bekir Çınar


  ANAYASA ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER İÇİN TIKLAYINIZ.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.