Prof. Dr. A. Nuri Yurdusev

Mecelle'de ifade edildiği gibi "ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz." Zamanın değişmesi ile hükümler de değişir. Öyleyse tarihsel bir vakıa olan anayasaların tarih içinde değişmesi de tabiidir. Nitekim yeryüzünde değişikliğe uğramamış anayasa yoktur.

Anayasada değiştirilemez hükümler ihdas etmek ona tarih-dışı ve tarih-ötesi bir vasıf atfetmektir ki, bu onları doğa-üstü ve tanrısal bir konuma yerleştirmek demektir. Çünkü tarih-dışılık insani değildir, tanrısal bir durumdur. Kim ki anayasada değiştirilemez hükümleri savunmaktadır, o aslında tanrısal bir konum iddiasında bulunmakta ve aseküler bir tutum takınmaktadır.

Olmamalı çünkü anayasalar insani vakıalardır/dokümanlardır. İnsani vakıalar doğal olaylar gibi değildirler, tarihle bağımlıdırlar. Dahası insani vakıalar doğal olguların aksine tamamen insani kararlar ve faaliyetlerle meydana gelir. İradi bir varlık olan insanın müdahalesiyle oluşurlar. Kendi iradesi ile anayasa yapabilen insanın sonradan bunu değiştiremeyeceğini söylemek mantıksal ve tarihsel bir tutarsızlıktır. İnsani bir doküman olan anayasayı insanların değiştiremeyeceğini düşünmek bizatihi insanı inkâr etmek, onun iradi bir varlık olduğunu reddetmek demektir. Her kim ki anayasada değişmez maddelerden bahsetmektedir, o aslında gayri-insani bir tutum almakta ve insan iradesine tahakküm hakkını kendinde bulmaktadır.

Olmamalı çünkü anayasalar anlık ve günü-birlik dokümanlar değildir. Anayasayı yapan kişi ya da nesil onu sadece kendisi için yapmaz. Anayasalar toplumlar için yapılır ve toplumlar da belli bir sürekliliğe sahiptirler. Yani anayasalar gelecek nesilleri bağlar. Bizim yaptığımız anayasa bizden sonra gelenler tarafından değiştirilebilmelidir. Çünkü hiçbir neslin kendinden sonra gelecek nesiller için ilânihaye bağlayıcı hükümler vazetmek gibi bir hakkı olamaz. Böylesi bir durum hem tarihe hem de beşeriyete aykırıdır. Hiçbirimiz gelecekte nasıl koşulların ortaya çıkacağını ve böylesi bir durumda neler yapılması gerektiğini bilecek ve tayin edecek konumda değiliz. Bizden sonraki neslin tarihsel şartları ve iradi beyan ve faaliyetleri bizimki gibi olmayabilir. O zaman onların kendi şartlarına ve kendi iradelerine göre hareket etmesi ve isterlerse de anayasayı değiştirmeleri hem tabiidir hem de insanidir. Eğer birisi anayasada değişmesi mümkün olmayan kurallar talep ederse, o aslında kendinden sonra gelecek nesillerin hakkını gasp etmekte, onların iradesine ipotek koymakta ve otoriter bir tutum almaktadır.

Olmamalı çünkü anayasalar toplumun iyiliği için yapılan metinlerdir. Bir anayasanın toplumun menfaatine hizmet etmesi ve olası sorunları çözmesi beklenir. Bir toplum için bütün zamanlarda geçerli olacak bir iyilik tanımlamasında bulunamayız, toplumun menfaatinin ne olduğuna ancak toplumun kendisi karar verebilir. Günümüzde ve gelecekte bir toplumun ne tür sorunlarla karşılaşacağını da bilemeyiz. Toplumun iyiliğine hizmet etmesi ve sorunlarını çözmesi beklenen bir anayasanın değiştirilemezlik hükümleri barındırması, bizatihi toplumun iyiliğine engel teşkil edebilir. Toplum kendi iyiliğini değişik şekilde tanımladığı zaman ya da öngörülemeyen sorunlarla karşılaştığı zaman, anayasanın değiştirilemezliği bir bariyer olarak karşısına çıkabilir. Kim ki anayasada değiştirilemez hüküm ihdas etmek istemektedir, o aslında kendi iyilik anlayışını empoze etmekte ve toplumun menfaatine halel getirmektedir.

Olmamalı çünkü anayasalar toplumun geneli için yapılır, belli bir grup için değil. Anayasada değiştirilemez maddelerin olması belli grupların ve iktidar sahiplerinin o maddeleri kendi ideolojik ve sekteryen çıkarları için manipüle etmesi imkânını verir. Böylesi bir yoruma ve manipülasyona maruz kalan maddeler başkaları aleyhine kullanılabilir. Ayrıca değiştirilemez maddeler kendi kapsamları dışına çıkarılabilir ve anayasanın diğer maddeleri de böylesi bir yorumla değiştirilemez statü kazanabilirler. Bir tane değiştirilemez maddeniz varsa, yorumlarla anayasanın tümünü değiştirilemez kapsamında mütalaa etmek mümkündür. Türkiye'de mevcut anayasanın ilk üç maddesi değiştirilemez statüsünde iken, eğitim öğretim hakkını düzenleyen 42. maddenin de Anayasa Mahkemesi'nin zorlama yorumuyla değiştirilemez addedildiği ve yine değiştirilemez hükümlerden yola çıkarak siyasi partilerin kapatıldığını hepimiz biliyoruz. Her kim ki değiştirilemez hükümler savunuyorsa, o aslında kendi ideolojik ve sekteryen iktidarını ve çıkarını savunmaktadır.

Olmamalı çünkü anayasanın demokratik olacağını ve demokrasiyi yerleştireceğini umuyoruz. Demokratik bir toplumda bir şeyin değiştirilemeyeceğini söylemek bizatihi demokrasi mantığına aykırıdır. Çünkü demokrasi herkesin yönetimi demektir ve herkes karar verdikten sonra her şey değişebilir. Sık sık dile getirilen "demokrasilerin kendilerini koruma hakkı" olduğu savı demokratik bir argüman değildir. Demokrasiler birtakım değiştirilemez hükümlerle pratikte korunmadığı gibi bu argüman mantıksal olarak da doğru değildir. Daha açık söylersem demokrasi kendini yok etme imkânını veren rejimdir. Çünkü demokrasi özgürlük rejimidir ve bu özgürlük bizatihi demokrasiyi sorgulama ve inkâr imkânını da içinde barındırmak durumundadır. Aksi durumda, o zaman demokrasinin diğer rejimlerden, yani otoriter rejimlerden, temelde bir farkı kalmayacaktır. Varsayalım ki demokratik bir toplumda bütün üyeler bir araya geldiler ve monarşiye geçme kararı aldılar. Bu durumda yapılacak hiçbir şey yoktur. Tabii ki bu hipotetik bir durum, ama herkesin özgürlüğü demek olan demokrasi böylesi bir hipotetik duruma açıktır. Burada demokrasinin kendini yok etme imkânı veren tek rejim olduğunu söylerken şiddet içeren yöntemleri kastetmediğimi belirtmeme gerek yok. Şiddet demokrasiye değil toplumsallığa, yani toplumun varlığına yönelik bir tehdittir.

Dolayısıyla şiddet kullanılmadığı sürece demokrasi bizatihi kendisinin sorgulanmasına ve inkârına imkân vermek durumundadır, aksi takdirde diğer rejimlerden temelde bir farkı kalmadığı gibi, kendi tanımı olan özgürlük rejimi olma karakterine de aykırı olacaktır. Demokrasinin kendisini korumak için demokratik rejimi değiştirilemez bir madde olarak ortaya koyması aslında kendisini inkâr etmesidir. Onun içindir ki gelişmiş demokratik ülkelerin anayasalarında, demokrasi dâhil, değiştirilemez hükümler yoktur. Bu hususta verilen Almanya örneği var. Lakin bu Almanya'nın gelişmiş bir demokrasi olmadığının örneğidir.

Özetle, eğer birisi anayasada değiştirilemez hükümler isterse, o aslında gelişmiş çağdaş bir demokrasi istememektedir. 12 Haziran seçimlerinin en başta gelen konusu yeni bir anayasa yapılması hususu idi. Başta AK Parti ve CHP olmak üzere neredeyse bütün partiler bu konuda vaatlerde bulundular. Seçim sonuçlarına göre AK Parti anayasa değişikliği için referandum eşiğini de aşamadığından eğer yapılacaksa yeni anayasanın partiler arasında bir uzlaşma ile yapılması gerekiyor. Günlük siyasetin ne getireceğini ve seçim öncesi vaatlere rağmen partilerin bu konuda bir araya gelip gelemeyeceğini bilmiyoruz. Eğer yeni bir anayasa yapılacaksa üzerinde anlaşılması gereken ilk husus anayasada değiştirilemez hükümlere yer vermemek olmalıdır.(Zaman)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vatandaş 6 yıl önce

dğiştirilemez hükümler değiştirilemediği müddetçe olmalı. Değşirse zaten ülke değişmiş demektir.

Avatar
türk ve vatandaş 6 yıl önce

değiştirilemez hükümler olmalı.
bu prof. yanılıyor.
Atatürk arkadaşları çarıkla aç karna savaşan milletimizin mensupları
gaziler şehitlerimiz bunları destekleyen ankara fetvasına imza atan
müfüt ve müderrislerimiz...
bunlar kurucu iradehakları var. emekleri var.
o zamanda ayklamnalar ve işbirlikçiler mandacılar vardı
bu günde
hazırcılar çıkarcılar piyasacılar küreselci sömürgeciler işbirlikçiler gayri milliler
...varda var.