AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMASI VE TUTUKLAMA TEDBİRİ

Avukatlar da ifa ettikleri kamu görevi dolayısıyla izin sistemine dahillerdir. Avukatlık Kanunun 58. maddesi “ Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine ...” avukatların görev suçu ile ilgili hakkında soruşturmanın ancak Bakanlığın izni ile açılabileceğini açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla avukat hakkında Bakanlıkça izin verilmeden görev suçu ile ilgili herhangi bir koruma tedbirine de başvurulamaz.

Tutuklama tedbirine geçmeden önce genel olarak koruma tedbirleriin ortak özelliklerine değineceğiz. Koruma tedbirleri adından da anlaşılacağı üzere nihai çözüm olmayıp muhakemenin ilerlemesine ve çözümüne katkı sağlamayı amaçlayan geçici tedbirlerdir. Koruma tedbirlerinin en önemli noktası temel hak ve özgürlükler ile doğrudan ilişkili bulunmalarıdır. Bu sebeple koruma tedbirleri yasa koyucu tarafından sıkı şartlara tabi tutulmuş ve yasal olarak düzenlenmiştir. Ayrıca koruma tedbirlerine başvurulması için muhakeme yönünden zorunluluk aranmıştır. Zorunluluk, muhakemeninin tedbire başvurulmaksızın ilerleyemeyecek ya da telafisi güç veya imkansız sonuçlar ortaya çıkartacak olmasıdır. Nitelikleri gereği tüm koruma tedbirleri geçicidir. Öngörülen amaca ulaştıktan sonra derhal kaldırılmalıdırlar.

TUTUKLAMA: Tutuklama suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunan sanık veya şüphelinin kesim hükümden önce mahkeme veya yargıç tarafından verilen kararla özgürlüğünün kısıtlanması olarak tanımlanabilir. Koruma tedbirleri içerisinde kişi hak ve hürriyetlerine en çok müdahale eden ve en ağır tedbirdir. Bu sebep ile son çare olarak başvurulması gerikir. Asıl olan yargılamanın tutuksuz olmasıdır. Önemi hasebiyle sıkı şartlara bağlanan bu tedbir ihtiyaridir. Yani tüm şartlar gerçekleşmiş olsa bile mahkeme veya yargıç bu tedbire başvurmak zorunda olmayıp farklı bir tedbire hükmedebilir.

Tutuklama tedbirine başvurulabilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtların bulunması gerekir. Bu kişinin yargılama sonunda bir mahkumiyete uğrama olasılığının beraat etme olasılığından yüksek olmasıdır. Ayrıca belirtmek gerekirki kuvvetli şüphe sadece tutuklama kararı verilirken değil tutukluluğun devamı boyunca da mevcut olmalıdır.

Daha sonra bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Yasada 3 adet tutuklama nedeni gösterilmiştir. 1- Kaçma şüphesi, 2- Deelilleri karartma şüphesi, 3- Katolog suçlardan birinin işlendiği şüphesi. Bu nedenlerinde somut olgulara dayanması gerekir. Örneğin uygulamada sık sık kullanılan ağır cezaya mahkum edilme olasılığı tek başına tutuklama tedbiri için yeterli değildir. Buna ek olarak somut olgulara da yer verilmesi gerekir. Kişinin daha önce yargılama sırasında kaçmış olması, yurtdışına çıkmak için pasaport alması, adresini sık sık değiştiriyor olması gibi ek somut olgular gerekçede yer almalıdır.

Tedbir ölçülülük ilkesine uygun olmalı ve bir tutuklama yasağı bulunmamalıdır. Suçun cezasının sadece adli para cezası olması ve hapis cezasının üst sınırının 2 yıldan fazla olmaması (vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar hariç) birer tutuklama yasağıdır. Ayrıca 15 yaşını doldurmamış çocuklar akkında üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı tutuklama kararı verilemez. [1]

CMK 101’e göre tutuklamaya, tutukluluğun devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararda; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin  varlığını tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren kanıtlar somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir. Yani hakim delilleri tartışarak tutklamaya ilişkin nedenleri kararında göstermelidir. Bunun yerine kanun ifadelerini ve iddianameyi tekrarlayarak, soyut ve genel ifadelere dayanarak  tutuklama kararı veremez. Ayrıca hakim veya mahkeme kararında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren hukuksal ve fiili nedenleri de göstermelidir.

Yine belirtmek gerekir ki tutuklamaya ilişkin muhakemede zorunlu müdaffilik kurumu geçerlidir. Yani muhakeme sırasında kişinin kendi seçceği veya baro tarafından görevlendirilecek avukat hazır bulunmalıdır.

Son olarak tutukluluk hali mahkeme veya hakimin bu yönde vereciği karar  ya da Cumhuriyet Savcısının soruşturma evresinde resen alacağı karar (C. Savcısının bu yetkisinin sadece soruşturma aşamasında olduğuna dikkat etmek etmek gerekir.) veya tutukluluk kararının kendiliğinden hükümsüz hale gelmesi[2] ile sona erer.

Avukat Şamil TAMBAY

                                                                                                                           

------------------------

[1]Bu konu hakkından suçun işlemdiği tarihteki yaş mı yoksa kararın verildiği sıradaki yaş mı esas alınacağı hakkındaki doktirinsel tartışmaya değinmeyeceğiz. Bu konu hakkında SAYGILAR : Tutuklama (2009)  , s. 43

[2]Bu haller : Kovuşturmaya yer olamaması , beraat , ceza verilmesine yer olmaması , cezanın ertelenmesi , muhakeme koşullarının gerçekleşmemesi , tutuklulukta geçen azami sürenin dolması şeklinde sıralanabilr.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.