AYRI YAŞAMA NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI

Bu kanun maddesi ile düzenlenen boşanma davasında ön şart olarak eşlerden birinin boşanma davası açmış olması ve bu davanın mahkeme tarafından reddolunmuş olması gerekir. Yani reddedilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı mevcut değil ise eşlerin yıllarca ayrı yaşamış olmasının bu kanun maddesi açısından bir önemi yoktur. Reddedilen boşanma davasının, herhangi bir boşanma davası sebebiyle açılmış olması yeterlidir. Özel bir boşanma sebebi aranmamaktadır.

Madde de belirtildiği gibi ikinci şart olarak, reddedilen boşanma davası kararının kesinleşmesinden sonra eşlerin 3 yıl boyunca her ne sebeple olursa olsun ortak hayatın kurulamamış olmasıdır. Yani eşler aynı konutta bir arada sürekli yaşayamamış olmalıdır. Ara ara eşlerin bir araya gelmiş olması önem arz etmemektedir. Çünkü bu 3 yıl içerisinde eşler birlikteliği sağlamaya çalışmış olabilirler. Fakat bu çabaları sonuçsuz kalmış ve süreklilik arz etmemişse bu maddeye dayanarak boşanma davası açabilirler.

Üçüncü ve son şart olarak da, 3 yıl ortak hayat kurulamadıktan sonra bu maddeye dayanarak boşanma davasının açılması gerekmektedir. Daha önce açılan davada davacı yada davalı olmanın yahut kusurlu ya da kusursuz olmanın bir önemi yoktur. Eşlerden biri bu maddeye dayanarak dava açmış ise artık hakim boşanmaya karar vermek zorundadır. Hakimin bu konuda takdir yetkisi yoktur. Yeter ki taraflar 3 yıl boyunca bir araya gelemediklerini ortak hayatı kuramadıklarını ispat etsinler.

Yargıtay'ın bu konuda verdiği bazı örnek kararlar vardır

Tarafların 3 yıl boyunca bir araya gelip gelmediğinin araştırılması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2011/10841 E., 2011/11274 Kararında “………….Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesine dayalı bu davanın üç yıllık süre geçirilerek açılmış olduğunu kanıtlaması gerekir. Mahkemece, üç yıllık süre geçirilerek açılmış olduğu anlaşılan davada tarafların bu sürede bir araya gelmiş olup olmadıkları yönünde hiçbir inceleme yapılmadan karar verilmiştir. Kaldı ki, davalı kadın davaya verdiği 20.01.2010 havale tarihli cevap dilekçesi ile reddedilen boşanma davasından sonra bir süre ayrı yaşadıklarını ve sonra tekrar bir araya geldiklerini, sonrasında yine evi terk etmek zorunda bırakıldığını ileri sürmüş, duruşmada da cevap dilekçesini tekrarladığını bildirmiş olduğuna göre; taraflara iddialarını kanıtlama için delillerini bildirmek üzere süre verilmesi ve gösterdikleri deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik İnceleme İle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.

Kanunda ki şartlar gerçekleşmişse davanın kabulü gerekir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/1303 E. , 2013/13775 Kararı……… Toplanan delillerden koca tarafından açılan ilk davanın reddedildiği, kararın 15.9.2008 tarihinde kesinleştiği kesinleşmeden itibaren üç yıllık sürenin geçtiği ve bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamadığı anlaşılmaktadır. Tarafların kusur durumlarının Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayanan davada, boşanma kararı verilmesi bakımından önemi olmadığı gibi ortak hayatın kurulamamasındaki neden de davanın kabulü bakımından sonuca etkili değildir. Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir. O halde davacı davalı kocanın davasının da kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2012/697 E. , 2012/19462 Kararı…Davacı koca tarafından açılan ve reddedilen ilk dava 29.03.2005 tarihinde kesinleşmiş olup, eldeki bu dava ise üç yıllık fiili ayrılık süresi sonunda 01.04.2008 tarihinde açılmıştır. Ortak hayatın bu süre içerisinde yeniden tesis edilemediği de sabittir. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Boşanmaya karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle davanın reddi doğru olmamıştır.

Av. Aysel ABA KESİCİ / hukukihaber.net

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hephaistos 9 ay önce

hukukihaber editörlerini yazıları yayınlamadan önce seçici davranmaya davet etmek gerekiyor sanırım. Kanun maddesini birbirinin aynısı cümlelerle tekrar tekrar açıklayıp, iki de yargıtay kararı eklenmiş bu yazının yayınlanması, konu hakkında bilgi almak için yazıya tıklayan okuyucuyla dalga geçmektir.Zira içeriğinde ilgili kanun maddesinden başka bilgi yok!