Çalışmayan işçiye ücret ödenir mi?
Bünyamin Esen'in muhasebenetwork.com adlı sitede yer alan yazısına göre;

...Ülkemiz iş hukukuna göre ücret emeğin karşılığıdır.
İş ilişkisinin üç temel unsurunu ücret, çalışma (edim) ve bağımlılık oluşturur. Bir işverene bağlı olarak bir iş gören kişi bunun karşılığında ücret alır.

Öte yandan işçilerin doktor raporlu olması gibi çeşitli hallerde işverenin iş hukuku kapsamında ücret ödeme zorunluluğunun bulunup bulunmadığı özel bir konuyu oluşturmaktadır.

Bu konunun çözümlenmesi için hem iş kanununa hem de iş sözleşmelerine bakmak ve buna göre yorum yapmak zorunludur…

Bu çerçevede, istirahatli/doktor raporlu olan çalışana ücret ödeme yükümlülüğü bulunuyor mu, hangi şartlarda ücret ödemek gerekiyor; bu soruların cevaplarını arayalım.

 Ücreti Hak etmek İçin Çalışma Zorunludur

4857 sayılı İş Kanunu iş sözleşmesini, bir tarafın (işçinin) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işverenin) de ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme olarak tanımlar.

Yine İş Kanununa göre ücret de bir kimseye bir iş karşılığından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.

İş Kanunumuz açısından değerlendirdiğimizde işçinin ücreti hak edebilmesi için çalışmış olması zorunludur. Hukuki tabir ile söyleyecek olursak çalışma ediminin yerine getirilmiş olması gerekir.

Zaten bu nedenledir ki, işçiler ücretlerini çalıştıkları sürenin (hafta/ay) sonunda hak ederek ve alırlar, memurlar gibi peşin (çalışmadan önce) ücret almazlar.

Hülasa olarak, ülkemiz iş hukuku uyarınca ücretin ödenmesinin zorunlu olması için çalışmış olma zorunluluğu genel kuraldır.

 İş Kanununda Bazı İstisnalar Bulunuyor

Öte yandan İş Kanunumuz bazı hallerde çalışılmamış olsa bile ücret ödenmesini zorunlu koşmuş; bu genel kurala bazı istisnalar getirmiştir.

Çağrı üzerine çalışma şeklindeki iş ilişkisinde çalıştırılmak için belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanır.

İşe iade yahut da mahkeme veya özel hakemce feshin geçersizliğine karar verildiği hallerde işçinin kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenebilmektedir.

Başka bir istisna olarak ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmalıdır.

İş arama izni süreleri, hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için verilen ücretli izin süreleri, emzirme süreleri ile yıllık ücretli izin süreleri de çalışmadan ücretin hak edildiği sürelerdir.

Zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenmesi gerekir.

Son olarak, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde işçilere çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenmektedir.

Belirtilen istisnalar dışında ücret ödenmesinin zorunlu olması için fiilen çalışmış olmak, başka bir deyişle çalışma edimini yerine getirmiş olmak gerekir.

 İş Beklerken Boşta Geçen Zamanlar

İşverenin ücret ödeme borcunun doğabilmesi için işçinin fiilen çalışması zorunludur dedik.

Öte yandan buradaki “çalışma” kavramı dar yorumlanamaz. Çalışmak fiilen üretim yapmak olmayabilir, işverenin emrine amade olarak iş beklerken boşta geçen süreler de çalışma gibi sayılır.

Eğer işçi işe gelmiş ve kendisine iş verilmesini beklemekte ise, başka bir deyişle fiilen iş görmek için hazır ve nazır ise bu takdirde de ücret ödeme yükümlülüğü doğacaktır.

Zira işçi fiilen üretim yapmamış olsa dahi işverene teksif ettiği zaman ile çalışma edimini yerine getirmiştir.

 İş Sözleşmesine Bakmak Gerekir

İşçinin hasta olduğu için doktor raporlu olarak işe gelemediği sürelerde ücret ödenmesinin kamu hukuku açısından, İş Kanunu’na göre zorunlu olmadığını söyledik.

Ancak burada iş hukukunun ikincil kaynakları olan iş sözleşmelerine bakmak da gerekir. İş hukuku karma bir hukuk dalı olduğundan özel hukuktan kaynaklanan zorunluluklar bulunabilecektir.

Eğer bireysel veya toplu iş sözleşmesinde işçi hasta olsa dahi ücretinin tam veya kısmen ödeneceği şeklinde bir hüküm konulmuş ise sözleşme hükümleri gereğince ücret ödeme yükümlülüğü doğar.

Bu nedenle işçilerin iş sözleşmelerine tek tek bakmak gerekir…

Eğer bireysel veya toplu iş sözleşmesinde buna dair bir hüküm yoksa ise, bu takdirde işverenin ücret ödeme yükümlülüğü doğmaz.

 Ücret Ödenirse SGK’ya Bildirilmelidir

Son olarak, işyerinde fiilen çalışmayan işçiye ücret ödenmesi halinde sosyal güvenlik açısından ne yapılması gerektiğini açıklayalım.

Bazı hallerde işverenler işçi çalışmasa bile ücret ödemeye devam edebilmektedir. Buna teknik tabir ile “atıfet kabilinden yapılan ödemeler” diyoruz.

Atıfet kabilinden, yani işverence iyilik olsun diye veya sosyal yardım niteliğinde olarak ödenen ücretler de SGK’ya aynen bildirilmelidir.

Bu şekilde SGK’ya aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ücretler ve günler aynen çalışılmış gün gibi kabul edilir, işçiye emeklilik günü kazandırır.

Ücret ödendiği sürece SGK’ya bildirimde bulunma zorunluluğu sürer; sosyal güvenlik hukuku açısından ücretin fiili bir çalışma karşılığı olup olmaması önem arz etmez.


Muhasebe Network
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.