Can Dündar kararı Türkiye'yi nasıl kurtardı
Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvuru üzerine Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmalarının haklı nedene dayanmadığı ve hukuka aykırı olduğuna karar verdiğinde (Şubat 2016) Hükümet çevrelerinden büyük tepki almıştı. Anayasa Mahkemesi bu kararı nedeniyle devleti zor duruma düşürmekle ve milli menfaatlere aykırı davranmakla suçlanmıştı.

Gün oldu devran döndü, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı şimdi 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası FETÖ ile ilişkili olmakla suçlanan onbinlerce kişinin davasının Türk Yargısı tamamen dışlanarak doğrudan AİHM’e taşınmasına engel oldu. Yani AYM’nin beğenilmeyen (!) Can Dündar -Erdem GÜL Kararı Türkiye’yi AİHM önüne doğrudan taşınabilecek onbinlerce davadan kurtardı. Böylece AYM, bu kararı ile sadece Türkiye’nin değil tüm Türk Yargı Sisteminin de itibarını (şimdilik) korumuş oldu.

TUTUKLANAN HAKİM BAŞVURDU

Nasıl mı oldu bu?

FETÖ Darbe Girişimi sonrası tutuklanan bir hakimin Türk Yargısını devre dışı bırakarak doğrudan yaptığı başvuruyu görüşen AİHM, geçen hafta, başvurunun reddine karar verdi. Başvuruda, tutuklama kararına üst mahkemeye yapılan itirazın reddedildiği; AYM’nin -Darbe Girişimi sonrası iki üyesinin ve birçok raportörünün tutuklanması da örnek verilerek- tarafsız ve etkili bir başvuru yolu olmadığı, yani iç hukuk yollarının tükendiği ileri sürülmüştü.

İşte AİHM, AYM’nin Can Dündar - Erdem Gül kararını açıkça referans göstererek, “Bakın siz Türk Yargısı keyfi tutuklamalara ve açık hukuksuzluklara karşı kayıtsız hatta taraflı diyorsunuz ama, Türk Anayasa Mahkemesi bu gazetecilerin başvurusunu inceleyip keyfi tutuklama olduğu tespitini yaparak ihlal kararı verdi ve bu gazeteciler serbest kaldı; demek ki Türk Yargısı öyle sizin iddia ettiğiniz gibi hukuka kayıtsız kalmıyor” demiş oldu. Bu arada AİHM Kararının orijinal metninde, Erdem Gül ve Can Dündar’ın baş harfleri ve AYM’nin karar tarihi belirtilmiş, ama kastın hangi karar olduğu çok açık (“gazeteciler E.G. ve C.D.”). Kararın ilgili yerlerini AİHM Resmi Çevirisinden aşağıda aynen verdim.

NE ANLAMA GELİYOR?

Peki AİHM’in bu kararı hukuki açıdan pratikte ne anlama geliyor?

Kararın hukuken anlamı şu: Darbe Girişimi/FETÖ kapsamında yapılan tutuklamalar için üst mahkemeye itiraz ve AYM’ye bireysel başvuru yolu tüketilmeden AİHM’e gidilemez. Çünkü, Türk Hukukunda OHAL KHK’leri dahil, tutuklamalar için AYM’ye bireysel başvuru yolunu kapatan mevzuat yok. Ayrıca, Erdem Gül - Can Dündar kararı gösteriyor ki AYM iç hukukta hala “etkili” bir başvuru yolu. 

Bu arada bu karar, OHAL KHK’lerinin Eki listelerle ihraç edilen kamu görevlileri veya kapatılan kurumlarla ilgili değil. Yani bunların doğrudan AİHM’e başvurusu konusu bu kararda tartışılmamış. Gerek Anayasa m.148/1 OHAL KHK’lerine karşı AYM’ye başvuruyu, gerekse AYM Kanunu, yasama işlemleri ile idari düzenlemelere karşı AYM’ye bireysel başvuruyu açıkça engellediğinden, kanımızca OHAL KHK’leri Eki Listeler kapsamında bulunanların doğrudan AİHM’e başvurmasına engel yok. Tabii ki Darbe Girişimi/FETÖ ile gerçekten doğrudan münasebeti olmayan ve haksızlığa uğrayanlar için.

OHAL KHK’leri Eki listelerle değil de idari kararlarla (HSYK kararları dahil) ihraç edilenler için ise önce İdari Yargı yolu sonra AYM yolu işletilmeden doğrudan AİHM’e gidilmesi mümkün değil.

İşte AYM’nin Can Dündar - Erdem Gül kararı sadece tutuklamalar için değil, tüm idari kararlarla atılanlar için de AYM’nin ve Türk İç Hukukunun devre dışı tutularak Türkiye’nin hukuken çok büyük bir riske atılmasına engel oldu. Evrensel hukuka ve temel insan haklarına uygun karar vermenin –kısa vadede politik riskler taşısa da- ülke ve toplumun her zaman menfaatine olacağı da bir kez daha tescillendi.

AİHM, 17.11.2016, Mercan/Türkiye, no.56511/16.
(Türkçe Resmi Çeviri):
 “Mevcut davada Mahkeme, yerleşik içtihadından farklı yönde karar vermeyi gerektiren hiç bir neden görmemekte ve Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararların da bu tezi güçlendirdiği kanaatini taşımaktadır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, özellikle gazeteci E.G. ve C.D. ile ilgili 25 Şubat 2016 tarihli kararında, bu kişilerin isnat edilen suçu işledikleri yönünde güçlü şüphe doğurabilecek somut olguların bulunmadığı ve başvurucular hakkında hürriyeti bağlayıcı bir tedbir uygulanmasının gerekliliği gösterilemediği gerekçesiyle, gazeteci olan başvurucuların tutuklanmasını Anayasanın 19. maddesine aykırı bulmuştur.
Mevcut davada Bayan Mercan'ı Anayasa Mahkemesi'ne başvurma yükümlülüğünden muaf kılan özel şartların mevcut olup olmadığı konusunda Mahkeme, başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurunun etkililiğinden şüphe duymaya yeterli olmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. fıkrasına uygunluk açısından, Anayasa Mahkeme’si üyelerinin tarafsızlığı hususunda duyduğu basit endişelerin, Bayan Mercan'ı bu yargı organına bireysel başvuru yapma yükümlülüğünden muaf tutmayacağını belirtmiştir.”


Prof. Dr. Ali D. Ulusoy


Kaynak: Odatv.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
duayen davulcu 7 ay önce

can dündar umrumuzda değil. gazeteci kimliğini ihanet için kullanan ve her fırsatta türkiye değerlerine saldıran hainler kimlerin önünde el pence divan durduklarını görüyoruz. hepmiz buradayız