'Canlı bomba olsak hukuktan yararlanırdık!'
“Daha agresif önleyici tedbirler neden düşünülmedi?” sorusunu ise şu sözlerle cevaplıyordu: “Biliyorsunuz bu bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız. Türkiye demokratik bir hukuk devleti.”

Canlı bombalara hukuk var, tamam. Ya fikrini satmayan basın kuruluşları ve gazetecilere?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “proje” olduklarını itiraf ettiği ‘Sulh Ceza Hâkimlikleri'nden biri, Ankara'da bulunduğu için yetkisiz oluşunu dahi umursamadan İstanbul'daki 2 televizyon, 1 radyo kanalı ve 2 gazete için ‘kayyum atama' kararı vermiş. Bunu yaparken de Twitter'da sağa sola küfürler eden bir iktidar yandaşının da aralarında olduğu bilirkişilerin raporunu dayanak almış.  

Yasal bir zorunluluk olmasına rağmen isimleri Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanmayan ve bu nedenle de yetkisiz olan; tarafsız olmaları gerekirken de tamamı bilinen AK Parti destekçileri arasından seçilen kişiler ‘kayyum' olarak gelip bu şirketlere polis zoruyla el koymuş.

Bu apaçık ticari gasbı dayatmakla görevlendirilen ve gayri insanî tavırlarından da yine ‘özenle' seçildikleri anlaşılan yüzlerce polis, medya grubunun şehrin göbeğindeki genel merkezine insanlara su ve göz yaşartıcı gaz sıkıp, kapıları kırarak girmiş. Anayasa'ya aykırı olmasına aldırmadan önce bir bir kameraların kablolarını, sonra da toptan yayınların fişini çekmiş. Ekranlar, tüm dünyanın gözleri önünde canlı yayın sırasında kararmış.

Bu sırada gazeteciler tartaklanmış, ters kelepçelenip gözaltına alınarak parmaklıklar arkasına atılmış. Avuçlarının içinde tuttukları sarı basın kartlarına bulaşmış al kanları.

Sonra dün gelmiş kayyum beyefendi el koydukları gazeteye, kendisine “Haber bizim namusumuzdur; bağımsızlığımız ne olacak?” diye soran gazetecileri tek tek işten atmış. Polise de talimat vermiş amirleriymiş gibi: Al bunları al!

“Demokratik bir hukuk devleti” mi şimdi sizce yaşadığımız Türkiye?


Fotoğraf ve görüntüleri yalnız Türkiye'de bizler değil dünyanın dört bir yanında gördü insanlar. Dakika dakika yayınladı televizyonlar; gazeteler birinci sayfalarına taşıdı.

O çarpıcı fotoğrafların birinde, kendisinden hayli irice iki polisin karga tulumba gözaltına aldığı görülüyor gazeteci Kamil Maman'ı. Önceki geceyi nezarethanede geçirdikten sonra dün adli kontrol uygulanması şartıyla serbest bırakıldı. Adliye çıkışında şöyle diyordu acı acı yutkunarak: “Dokuz yıl Çocuk Esirgeme Kurumu'nda kaldım. Beni devlet büyüttü. İnsanların vergileriyle büyüdüm. Ve okudum, gazeteci oldum insanlara bir şeyler verebilmek için. Böyle bir ülke, böyle bir devlet hayal etmemiştim.”

IŞİD'in Türkiye lideri olduğu iddia edilen Halis Bayancuk'un bundan 3 ay evvel gözaltına alınarak adliyeye getirilişi geliyor insanın aklına. Bırakın ellerine kelepçe vurulmasını, tek bir polis dahi koluna girmemişti o an Bayancuk'un. Boynunu sıkıp, iki büklüm götürdüler Maman'ı polis aracına oysa!


Biz gazeteciler itilip kakılıyor, bir cani gibi derdest edilip, fikirlerimizden ötürü yargılanıyor, zindanlara atılıyoruz. İşte Hidayet Karaca, Mehmet Baransu ve Gültekin Avcı'nın durumu! Aylardır mahrum bırakılıyorlar özgürlüklerinden. Hasan Cemal, Ekrem Dumanlı, Can Dündar, Sedef Kabaş, Bülent Keneş ve daha niceleri yargılandı, yargılanıyor. Ahmet Hakan'ın kaburgaları kırıldı evinin önünde. Saldırganlar biri hariç salıverildi. Dayağın arkasındaki ‘Reis'e ise ulaşılamadı nedense!

İşyerlerimizi polisler ve şehir eşkiyaları basıyor; yayınlarımız engelleniyor bir yandan. İşte geçtiğimiz bir yıl zarfında Zaman, Samanyolu, Cumhuriyet ve Hürriyet'in başına gelenler ve işte bugün İpek Medya iştiraki basın kuruluşlarına reva görülen zulüm!

Yıl 2015. Hukuktan yararlanmak için canlı bomba, devletten nezaket görmek için de IŞİDci mi olmak gerekiyor bu memlekette artık? Ne can, ne mal güvenliği kalmış işini yapan dürüst insanların. Dağ başında gibiyiz, keyfîlik hüküm sürüyor resmen. Hava puslu mu puslu; çakallara kaldı meydan. Daha ne olsun, basın kartlarımızın kokusu bile kandan!

Bu mu şimdi vaat ettiğiniz Yeni Türkiye? Ve ey geçici iktidar sahipleri, ne kötü bir miras bırakıyorsunuz siz öyle…

(Mustafa Edib Yılmaz / Zaman)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.