Ceza Yargılamasında Yeni Sistem Arayışları: Savcı-Şüpheli Pazarlığı
Kovuşturmanın mecburiliği ilkesinin istisnalarını oluşturan alternatif uyuşmazlık çözüm yolları, yargının iş yükünü hafifletme amacı taşımaktadır. Kanun taslağı yargının iş yükünü, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile azaltmayı amaçlarken, taslağın gerekçesinde faillerin cezalandırılmasından ziyade topluma geri kazandırılmasının önemi AB direktifleri çerçevesinde temellendirilmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) halihazırda bazı alternatif uyuşmazlık çözüm yolları bulunmaktadır. Bunlar; önödeme, uzlaşma, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarıdır. Bununla birlikte bu yolların etkin ve etkili bir şekilde kullanılmadığı da bilinen bir gerçektir. Özellikle erteleme, önödeme ve uzlaşma gibi kurumlar uygulamada neredeyse hiç yer bulamamaktadır. Bu kurumların yeniden düzenlenmesi elzemdir. Tasarı ise bu amaçla uzlaşma kurumunu uzlaştırma şeklinde değiştirip yeni kurallara bağlarken diğer yandan yepyeni bir müessese daha ihdas etmektedir. Bu müessese, Amerikan yargı sisteminde “plea bargaining” olarak adlandırılan bizde ise “iddianame pazarlığı” veya “savcı-sanık pazarlığı” olarak bilinen müessesedir. Tasarıyla “basit yargılama” başlığı ile ceza yargılamasına bu usul getirilmek istenmektedir.

Bu usul, Alman ceza muhakemesi kanununda “hızlandırılmış muhakeme”, Fransız ceza hukukunda “itiraf duruşması”, Estonya’da ise “dava pazarlığı” gibi isimler almıştır. Tüm bu sistemler şüpheli veya sanığın daha az bir yaptırım beklentisi ile suçunu itiraf etmesi mantığına dayanır. Özetle savcı, bu usulün uygulanması ile davayı sonuna kadar takip etmekten, şüpheli ise mahkemeye gitmekten ve belki de beraat etme ihtimalinden vazgeçmektedir. Türk hukuk sisteminde de bu düzenlemelere benzer yeni bir düzenleme yapılmaktadır. Basit yargılama usulü olarak adlandırılan bu yeni hukuki müessese ile üst sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda pazarlık usulüne gidilebileceği düzenlenmektedir. Bu usul şüphelinin suçunu savcılıkta itiraf etmesi halinde daha az ceza almasını, bir manada ödüllendirilmesini ifade etmektedir.

Yeni usulün uygulanma prosedürü şu şekilde gelişecektir: kolluğun suç işlendiğine dair yeterli şüphe üzerine savcılığa haber vermesi, savcılığın basit yargılama usulünü şüpheliye bildirmesi, şüphelinin şartları kabul etmesi halinde suçu ikrarı, hakimin üzerinde anlaşılan kararı onaylaması. Burada önemli olan noktalardan birisi hakimin görevinin yalnızca denetim olmasıdır. Yani hakim, kişinin ikrarındaki samimiyeti ve usullere uyulup uyulmadığını denetlemekle mesul olacaktır. Buna karşılık hakimin soruşturmayı genişletme, tanık dinleme ve delil toplama gibi ne bir görevi ve ne de yetkisi bulunmamaktadır. Eğer hakim sayılan yetkileri kullanmak isterse basit yargılama usulünü kabul etmeyecek ve geleneksel olarak adlandırılan mevcut usullere göre yargılama yapılmasını isteyecektir. Nitekim hakimin savcı şüpheli arasında gerçekleşecek olan pazarlık sonucu kararı da dosya üzerinden olacaktır.

Sisteme Yöneltilen Eleştiriler

- Savcı ve şüpheli arasında ceza pazarlığının başlamasından itibaren en önemli nokta işlenen suç veya maddi gerçekten ziyade pazarlığın sonucudur[1]. Bu durum gerçekten uzak ve adaletsiz sonuçlara yol açabilmektedir. Kişi hiç işlemediği bir fiilden dolayı daha fazla ceza almaktan korkarak yargılanmaktan kaçınıp cezalandırılabilmektedir.

- Pazarlık, doğası gereği aleniyetten uzaktır. Hukukumuzda yargılamalar kural olarak aleni yapılır ve herkese açıktır. Ancak ceza pazarlığı, müspet netice alınamaması ihtimaline binaen –bir açıdan şüphelinin de korunması amacıyla- kapalı kapılar ardında yapılmaktadır.

- Amerikan uygulamasında savcıların şüphelileri pazarlığa zorlamak için kasıtlı olarak çok yüksek cezalarla tehdit edip, onları pazarlığa mahkum etmeye ve yargılamadan mahrum bırakmaya çalıştıkları filmlere de konu olan bir gerçekliktir. Bu durum ise ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğe ulaşma amacını sekteye uğratacak bir nitelik barındırmaktadır.

- Pazarlık konusunda dikkat çekilmesi gereken önemli bir diğer nokta ise, hakimin görevinin savcı tarafından üstlenilmesidir. Hakim sembolik olarak anlaşmaları onaylama ve denetleme yetkisine sahipken, uyuşmazlığın tarafı olan savcının kimin suçlu olduğuna karar verebilecek olması adaleti zedeleyici nitelik taşımaktadır. Bu durum akla ortaçağ Avrupası’ndaki engizisyon mahkemelerinde uygulanan tahkik sistemini akıllara getirmektedir.

- Pazarlık tabiatı gereği şüphelinin birçok hakkının kullanılmasını da engellemektedir. Kutsal olarak kabul edilen savunma hakkı bağlamında şüphelinin hukuki dinlenilme hakkı, olayla ilgili delilleri öğrenme hakkı, muhakemeye yön verme hakkı, kendini suçlamaya zorlanmama hakkı, tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı gibi birçok hak çiğnenebilmektedir.

- Bu usulde karşılaşılan en önemli sorun ise masum kişilerin de baskı ile cezalandırılabilmeleri ihtimalidir. Nitekim kişiler ağır cezalarla yargılanma korkusundan az cezaya masum da olsa razı olabilmekte ve sicilleri kirlenebilmektedir.

Amerikan uygulamasına bakıldığında da dava pazarlığının (plea bargaining) iş yükü sebebiyle çıktığı görülmektedir[2]. Ancak daha sonra bu sistem neredeyse ceza yargılamasının en baskın usulü haline gelmiş ve mahkumiyet kararlarının yüzde doksan gibi bir kısmı bu yolla verilir olmuştur.  

Sonuç

Türk ceza yargılaması sistemine yeni bir usul getirilirken dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi kamuoyunun ve uygulamanın bu yenilik hakkında bilgilendirilmesi ve yeni sistemin artıları ve eksileriyle iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde getirilen müesseseler akim kalmakta ve tabiri caizse ölü doğmaktadırlar.

Diğer yandan, savcı şüpheli pazarlığı olarak adlandırılan basit yargılama usulünün önemli sakıncaları da göz ardı edilmemelidir. Yargının yükü ağır denilerek yapılan yenilik ve değişiklikler iyi analiz edilmelidir. Nitekim bir yanlışı başka bir yanlışla düzeltmeye çalışmak daha başka yanlışlara sebebiyet verebilecektir.

Basit yargılama usulü denilen pazarlığın en önemli noktası ise pazarlık konusu yapılan “şey”dir. Nitekim pazarlığın konusu “özgürlük” olunca bu durum daha da dikkatle ele alınmalıdır. Aksi takdirde kamu vicdanını yaralayacak sonuçlarla karşılaşmak sürpriz olmayacaktır.

Arif Gözel

-----------------
[1] Pınar Bacaksız, İddianame Pazarlığı, Ceza Hukuku Dergisi, Sayı: 7.

[2] Yusuf Solmaz Balo, Ekrem Çetintürk, Amerika Birleşik Devletleri Ceza Hukuku Uygulamasında Savcı Sanık Pazarlığı ve Türkiye’de Uygulanabilirliği, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y. 2013, S.1-2. 


Kaynak: ankarastrateji.org

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Melih Kaya 1 yıl önce

Kısaca bu uygulama sanılan kişi psikolojik baskı altında ifade vermeye zorlamaktadır...