Dinlemeler, kafa karışıklığı ve hukukî durum
MUSTAFA ZEKİ YILDIRIM
Yrd. Doç. Dr., Fatih Üniversitesi


Polisin yasalardan kaynaklanan görevlerine baktığımızda; iki temel görevi ortaya çıkıyor. a-Adli kolluk; suç işlenmesinden sonra, cumhuriyet savcısının emir ve talimatlarıyla yürütülen, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tanımlanan faaliyetler. b- İdari kolluk; asayişin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, kamu güvenliği ve düzeninin korunmasına dönük faaliyetlerdir. “Dinlemeler” de suç işlenmesinin önlenmesine dönük istihbarî (önleme amaçlı) dinlemeler ile suç işlendikten sonra suç delili elde etmeye dönük adli dinlemeler olarak farklı düzenlenmiş, adli dinlemeler niteliği gereği daha sıkı kurallara bağlanmıştır.

Adli dinleme şöyle özetlenebilir: Bir suç ihbarı durumunda, (öldürme, rüşvet, hakaret gibi) cumhuriyet savcısının, emrindeki adli kolluk (polis vb.) vasıtasıyla, suçu işleyeni ve onu mahkûm etmeye yetecek delilleri bulup mahkemenin huzuruna getirmesi gerekir. Suç işleyen kişi, kendisini ve suç delillerini gizlemesi, tahrif etmesi muhtemel olduğu için, her türlü delil ihtimali hukuka uygun yollarla tespit edilip koruma altına alınması zorunluluktur.

İşte suç şüphesi altında olan kişiyle ilgili, iletişimin kayıt altına alınması da delil elde etme yöntemlerinden biridir. Usulüne uygun bir şekilde yapılan dinlemelerde elde edilen bilgiler, delil olarak mahkemede kullanılır. Bu delillere dayanarak kişinin suç işlediğine hükmedilebilir. Ayrıca kovuşturma safhasında, duruşmalarda bu deliller dile getirileceği için aleniyet kazanır, herkes tarafından bilinme imkânı olur. Demek ki, dinlenen kişi açısından iki olumsuz netice ortaya çıkar. Konuştuklarının aleyhine delil olması, konuşulanların herkes tarafından bilinebilir olması. İstihbarî dinlemelerde bu iki olumsuz netice yasayla önlenmiştir.

Bundan dolayı yasa, hâkimin dinlemeye karar verebilmesi için kişinin suçu işlediği hakkında “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı” ayrıca “başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması” şartlarının gerçekleşmesini aramıştır.

İstihbarî (önleme) dinlemesi ise; ortada henüz bir suç yok iken, suç oluşumları, yabancı ülke faaliyetleri, bunların birbirleriyle ilişkileri ve faaliyetlerini takip etmek, işlenmesi muhtemel bazı suçları önlemek amacıyla, hâkim kararıyla yapılan dinlemelerdir. İstihbarat birimi (MİT, Jandarma İstihbarat, Emniyet İstihbarat) öngördüğü suç tehlikesiyle ilişkili kişileri belli bir süre dinler. Dinleme sonlandırıldığında dinleme kayıtları yok edilir, bu dinlemeler kimseyle paylaşılmaz, ifşa edilmez. Bu dinlemelerde elde edilen herhangi bir bilgi veya suç delili mahkemede kişi aleyhine kullanılmaz.

1) İlgili kanunda (PVSK ek m.7) önleme dinleme yetkisi polis istihbarat birimine de verilmiştir. Bu düzenlemeyi değerlendirmek gerekirse şunlar söylenebilir:

İstihbarî (önleyici) dinleme bir uzmanlık sahasıdır, ayrıca niteliği gereği (örgütlü suçlar, karşı casusluk vb.) gizlilik gerektirir. Yasa elde edilen bilgilerin amaçları dışında kullanılamayacağını, elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesi geçerli olduğunu belirtmiştir. Demek ki temel yaklaşım dinlenen kişilerin ve elde edilen bilgilerin gizli tutulması, ifşa olmamasıdır. Buna aykırı davranışlar suç olarak kabul edilmiştir. Dinleme konusunda takdir hakkı istihbarî dinlemeye ihtiyaç duyan emniyet istihbarata aittir. Dinleme talebinde olması gereken “tedbire başvurulmasını gerektiren nedenler belirtilir” ifadesi genel dinleme taleplerini engelleyici, keyfiliği önlemeye dönük bir düzenlemedir.

2) Kanun hâkim kararı aramış, ancak hâkime adli dinlemede olduğu gibi değerlendirme kriteri vermemiştir. Bu durum keyfiliğe yol açacağı şeklinde eleştirilmiştir. Esasında ortada henüz bir suç yok iken, aynı zamanda belli bir uzmanlık gerektiren bir sahada, hâkimin istihbarî anlamda bu dinlemelerin gerekli olup olmadığı konusunda değerlendirme yapması, yasa koyucu kendisinden beklememiştir. Burada hâkimden beklenen; hakkın kötüye kullanılmasının mevzubahis olup olmadığı, nedensiz, keyfi, genel bir dinleme talebi olup olmadığı, bunun yanında yasada belirtilen teknik konulara -süreler gibi- uyulup uyulmadığı değerlendirmesidir. Hâkim kararında ayrıca şöyle bir fayda vardır; dinlemeleri talep eden kurumun dışında, bağımsız bir devlet erki tarafından; kimin talebiyle, ne zaman başlayıp ne zaman sona erdiği saatiyle kayıtlara girdiği için, bu tür dinlemelerle elde edilen bilgilerin kötüye kullanılması engellenmiştir.

3) Yasa “hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodundan belirlenebilenler”in dinleme talebinde olmasını istemiştir. Bu düzenlemenin anlamı, kanaatimce dinleme kararlarında mutlaka gerçek kimlik bilgilerinin olması, bu bilgiler yok ise bu talebin usulsüz ve yanıltıcı olduğu anlamına gelmeyeceğidir. Tersi bir yaklaşım istihbarî dinlemenin niteliğine, ruhuna aykırıdır, dinleyeceğiniz kimsenin açık kimlik bilgileri size verilmez, bazen tespit edemezsiniz, aynı zamanda bazen gerçek bilgilerin girilmesi, hususiyle tanınan kişiler açısından gizliliği ortadan kaldırıcı, dinlenen kişinin ifşa olmasına imkân sağlayıcı etkisi olabilir. Ayrıca diğer ülkelerin yürüttüğü casusluk faaliyetlerine karşı gerçek isimle dinlemek bazen sizin yıllar süren çalışmalarınızın ifşa olmasına neden olabilir. Çünkü dinleme talebi üç birimden geçerek gerçekleşiyor. İstihbarat birimi talep ediyor, hâkim karar veriyor, TİB değerlendirip uyguluyor. Bu kademeleri, burada çalışanları düşündüğünüzde bazen istihbarî dinlemeyi gerçek isimle yapmak anlamsızlaşır. Bu konuda takdir istihbarat birimlerinindir. Önemli olan hâkim açısından dinlenen telefonun, diğerlerinden ayrıştıracak bilgilerin kimlik kayıtlarına girilmesidir. Yasal düzenleme de bu yoruma imkân vermektedir. Yasada yer alan “veya” bağlacı  “belirlenebilenler” ifadesi kimlik bilgilerinin doğru olması zorunluluğu konusunda amir bir hükmün olmadığını ifade etmektedir. Oysa ceza yargılamasında şüphelinin kimliğiyle ilgili sorulara doğru cevap vereceği vurgulanmıştır. Yine iddianamede şüphelinin kimlik bilgilerinin olması aranmış, ancak doktrinde belirtildiği gibi bu bilgilerin bilinmemesi durumunda “ona geçici bir kimlik verilerek bu koşul yerine getirilmeli, İddianame düzen­lenmelidir. İddianame bu sebepten dolayı reddedilmemelidir.” (Centel, Zafer; s.136) denilerek, gerçek olmayan kimlik bilgilerinin kullanılarak iddianamenin düzenlenebileceği belirtilmiştir.

Netice itibarıyla istihbarî (önleme amaçlı)  dinlemeler; günümüz şartlarında, birey ve toplumun güven içersinde yaşayabilmesi ve ülke çıkarları açısından zorunluluktur, kamu yararı vardır. Suiistimallerin önlenmesi için istihbarat birimlerinin dışında, hâkim kararının istenmesi, dinlemeleri TİB yerine getirmesi, yerinde düzenlemelerdir.

Anlaşılması ve izahı mümkün olmayan, yabancı ülkelerin sizi (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Merkez Bankası, Genelkurmay Başkanlığı, Bakanlar Kurulu vb.) dinlediğinin ifşa ve kabul edildiği, hükümranlık haklarınıza müdahale edildiğinin sabit olması karşısında, ölçülü bir tepki veremeyişiniz, buna karşılık devletinizin yetkili kurumlarının, yasal görevleri gereği dinlemelerine karşı en üst perdeden en ağır ithamlarda bulunmanızdır. Bu yaklaşım, ülke çıkarlarının (siyasi, askeri, bilimsel, ekonomik vb.) her türlü tehlikeye açık olması, vatandaşların (şantaj, tehdit vb. fiillere karşı) korunmasız kalması demektir. Hiç kimse konuya kendi özel ajandasına göre bakmamalı, kamu menfaatlerini önceleyerek değerlendirmelidir.


Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.