Dünya ekonomisi FED, biz ve hukuk
ESER KARAKAŞ

Ancak, çok iyi bilinen bir mesele kapitalizmde, küresel kapitalizmde her krizin mutlaka bir sonu olduğu, bir süre sonra küresel büyüme süreceğine dönüleceği; bir süre sonra yeni bir krizin baş göstermesi ihtimalini de hiç unutmadan. Krizden çıkılamadı, bu kesin ama çok güçlü de iyileşme sinyallerini unutmayalım. AB ülkelerinde, muhtemelen Fransa hariç, hepsinde büyüme sinyalleri çok güçlü, işgücü piyasalarından gecikmeli olumlu sinyaller geliyor; AB ekonomisi de, belki son çeyrek verileri hariç, olumlu. Unutmayalım, AB artı ABD ekonomileri dediğinizde dünya katma değer üretiminin yaklaşık yarısından bahsediyorsunuz demek.

Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler kendi başlarına da son derece önemliler ama meselenin bir de bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları boyutu var ve bu boyutla ilgilenmemek hiç mümkün değil ve daha da önemlisi bu gelişmeler karşısında Türkiye ekonomisini, siyaseti yönetenlerin ne tür tepkiler verecekleri. Yanlış tepkiler küresel gelişmelerin Türkiye’ye yansımalarını olumsuzlaştırabileceği gibi, doğru tepkiler de bu gelişmelerin Türkiye ekonomisinin büyüme sürecini olumlu yönde etkileyeceği de kesin ama hangi tepkilerin neden doğru ya da yanlış addedileceğini de iyi değerlendirmek gerekiyor. Bu gelişmelere ve söz konusu gelişmelerin Türkiye ekonomisine potansiyel yansımalarına bir göz atabiliriz. FED (ABD Merkez Bankası) Başkanı Janet Yellen varlık alımlarını, çok acele etmeksizin, süreç içinde yavaşlatacağını ısrarla vurguluyor; Yellen gelişmekte olan ülkelerin işsizlik ve büyüme sorunlarına arkalarını dönemeyeceklerini de ifade ediyor ama ABD Merkez Bankası’nın sonsuza kadar piyasaları fonlamaya devam edeceğini de beklememek gerektiğini de söylüyor. Şimdilik aylık bazda on milyar dolar dolayında bir azalma söz konusu varlık alımlarında ama FED’in orta vade hedefi, 2014 sonbaharında yani çok da uzun olmayan bir vadede, varlık alımlarını sıfırlamak ya da çok azaltmak; bu süreç yani varlık alımlarının asgari düzeye indirilmesi ABD bütçe açığı ile de yakından ilgili, bunu da unutmayalım, küresel piyasaları iyi izlemek isteyen bir gözlemci ABD bütçe süreçlerini de iyi izlemeli.

ABD’de ve dahi gelişmekte olan ülkelerde işsizlik oranları hâlâ çok yüksek olduğu için FED’in kısa ve orta vadede nasıl bir faiz politikası uygulayacağı tam net değil ama kısa vadede faiz oranlarının artacağı sinyalleri çok da güçlü görünmüyor.

Tüm bu beklentiler Türkiye ekonomisinin büyüme oranlarını yüksek tutabilmesi, cari açığın finansmanı için ülkemize gelmesi gereken fonların miktarını, niteliğini ve yönünü öngörebilmek için farklı yönde sinyaller veriyor diyebiliriz ama FED’in varlık alımlarını azaltması ile birlikte Türkiye’de cari açığın finansmanının zorlaştığını söyleyebilmek için kahin ya da ekonomi profesörü olmaya da gerek yok. Irak’ta yaşanan gelişmelere paralel olarak petrol fiyatları yükseliyor, 120 dolara çıkması sürpriz değil, bu gelişmelerin de bizim cari açığımızı kısa vadede milli gelirin yüzde altısının üzerine çekebileceğini söylemek mümkün. Irak olayları, büyük bir belirsizlik ortamının yaratıcısı, bu ülkeye yönelik çok olumlu ihracat artışını da frenliyor, bu süreç de Türkiye’nin cari açığı üzerinde olumsuz etkilere gebe.

Şimdi de gelelim kısa ve orta vadede vazgeçilmesi zor gibi görünen büyüme stratejimize; büyüme sürecimiz ihracat çekişli de olsa, iç piyasa, özel yatırım ya da kamu tüketimi destekli de olsa, bu sürecin cari açığı yükselttiği biliniyor. En iyi alternatif gibi duran ihracat çekişli büyüme modelinde bile bir birim ihracat yapmak için ihtiyaç duyduğumuz ithalat oranı çok yüksek olduğundan, enerji ithalat mecburiyetimizi unutmayalım, cari açık tehdidi hep üzerimizde oluyor ve olacak.

Türkiye, malum gerekçelerle, fakirlik, işsizlik, gelir bölüşümündeki adaletsizlikler, bölgesel gelir farklılıkları, yüksek büyümeye mahkum ve bu mahkumiyet durumu daha çok uzun bir müddet devam edecek, AB ekonomileri ya da ABD için çok tatminkar gözükecek yüzde üçlük büyümeler bizim için gerçek bir kâbus olabilir çünkü bu oran bizim sorunlarımızı çözmek için son derece yetersiz, bize yüzde altı ya da üzerinde büyüme oranları gerekiyor. Ancak, bizim sorunlarımızı, mesela orta gelir tuzağını, aşmak için gerekli büyüme oranları daha uzun bir süre yüksek oranlarda cari açık üretecek ve Türkiye de bu cari açıkları finanse edecek; formül basit: yüksek büyüme yüksek oranlarda cari açık üretecek ve bu yüksek oranlarda cari açık da dış kaynaklarla, doğrudan yabancı yatırımlarla nitelikli olarak finanse edilecek.

Ancak, kronikleşecek, bu kelimeyi olumlu anlamda kullanıyorum, büyüme ve cari açık beraberinde mutlaka yine kronikleşecek, yine olumlu anlamda kullanıyorum, bir dış kaynak girişi ile birlikte gitmeli. Dış kaynak girişinin belirgin ve küresel gelişmelerden görece özerk bir hale gelmesi ülkemizin demokrasi ve hukuk devleti standartlarının tartışmasız Batı Avrupa standartlarına ulaşması ve bu noktadan geri gidil(e)meyeceğinin dünya finans piyasalarına verilmesine bağlı. Türkiye için orta vadede en büyük mesele büyümenin kalıcı hale gelebilmesi ve bu tartışılmaz gerekliliğin ön koşulu, gerekli koşulu hukuk sistemimizin tartışılmaz bir düzeye yerleşmesi, standartlarının da AB seviyesini yakalaması. Türkiye’nin, tüm başka gelişmeler, siyasal tartışmalar bir yana, temel konusu, temel parlamenter faaliyeti bu olmalı, hükümet(ler) TBMM’ye, arka arkaya, anayasadan başlamak üzere, hukuk sistemimizin AB standartlarını yakalamasını sağlayacak tasarılar taşımalı ve bu tasarılar parlamentomuzda hemen yasalaşarak yürürlüğe girmeli.

Oysa, gelişmelerin yönü galiba tam da böyle değil, anayasanın tümüyle değişmesi şart ama bu yolun kısa ve orta vadede tıkandığı izlenimi her kesimde çok güçlü; yasal düzeyde yaşanan gelişmelerin de temel hedefinin, optiğinin AB standartlarını yakalamak yerine başka mülahazalar olduğu kanısı geniş kesimlerde yaygınlaşıyor.

Hukuk sistemimizi AB standartlarına yaklaştırmakta, hatta aynılaştırmakta yaşanacak her gecikme başta işsizlerimiz olmak üzere herkese fakirlik, işsizlik, bunlara bağlı olarak da siyasal istikrarsızlık olarak yansıyabilir.

Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.