Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın anayasa teklifi

Eser Karakaş

Küresel ekonomik krizin 2012'de Türkiye'ye yansımaları ve yeni anayasa meseleleri de özünde birbirlerinden çok kopuk konular değil; yeni bir anayasa Türkiye için artık ertelenemez bir ihtiyaç, her ertelemenin büyük maliyetler yüklediği bir mesele ama en azından 1982 Anayasası ile yönetilmenin demokratik utancı kadar önemli ikinci ve bağlı bir mesele de sonuçlarının ne olacağı tam kestirilemeyen küresel ekonomik krizi aşmak için çok daha kapsamlı bir hukuk devletine olan mutlak gereksinim. 1982 Anayasası'nın yerine yeni bir anayasanın yapılması yeni bir hukuk devleti inşası ve böylece Türkiye'nin yatırım ortamını düzeltmek üzerinden küresel krizi aşmanın da en önemli yolu.

Bu süreçte herkesin, tüm kurumların yeni anayasa konusunda ellerinden geleni yapmaları, önerilerini kamu ile paylaşmaları ülkemizin geleceği için çok önemli; ancak, bendenizin kişisel kanısı yeni bir anayasa yapmanın çok kolay olmayacağı, hatta yeni anayasanın yapılamayacağı doğrultusunda. Yeni bir anayasadan muradım da çok önemli temel konularda anayasal yönelimin tümüyle değişmesi, devlet-yurttaş, devlet-asker, devlet-din ilişkilerinin yepyeni, sivil, çağdaş bir rotaya oturması; bu konuda ise TBMM'deki grupların belirli bir mutabakatı sağlamasını adeta imkânsız görüyorum. Daha da önemlisi, iktidar partisi içinde dahi bu konulara yönelik bir mutabakatın varlığının kuşkulu olduğuna dair söylentiler mevcut.

Bu süreçte Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın önerileri çok önemli; her kurumun, her ilgilinin benzer bir tutum içine girmesini, önerilerini sunmalarını, bu önerilerin tartışılmasını sağlamalarını, TBMM'yi bir anlamda manevî bir baskı altına almalarını ülkemizin geleceği için yaşamsal buluyorum.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, yeni bir anayasaya yönelik önerilerini başlıklar altında formüle etmiş ve sunmuş; bu girişimin de çok önemli olduğunu, artık meselelerin temel ilkelerden daha somuta inmesi gerektiğine inanıyorum.

Vakıf, önerilerini somut beş başlık altında formüle etmiş: (1) Vatandaşlık anlayışının yeniden formülasyonu, (2) Anadilde eğitimin bir anayasal güvenceye kavuşturulması, (3) Mahallî özerklik konuları, (4) Din-devlet ilişkileri bağlamında Diyanet İşleri Başkanlığı meselesi, (5) Zorunlu din dersleri meselesi

Bendeniz, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın teklifini gazetelerden ve özellikle de Zaman gazetesinin 20 Aralık tarihli sayısından öğreniyorum, okuyorum; Vakfı da, senelerdir çok dikenli olduğu iddia edilen, girilmesinin adeta caydırıldığı, birilerinin utanmadan "cızz" diyebildiği bu konulara girdiği için, özellikle kutluyorum.

TASARIYA KISA İKİ ELEŞTİRİ

Detaylara girmeden önce ilk bakışta teklife yönelteceğim iki eleştiriyi sunmak istiyorum; birinci eleştirim, söz konusu beş maddeye de Vakfın çok temel ilkeler doğrultusunda yaklaşmış, çok daha ete-kemiğe bürünmüş madde bazında öneriler getirmemiş olması. Bu konuyu aşağıda kendi olanaklarım ve müktesebatım ölçüsünde açmak istiyorum; ikinci eleştirim ise bu teklifte devlet-asker ilişkilerine ve özellikle 1982 Anayasası'nın dibacesinde buram buram kokan resmî ideoloji meselesine girilmemiş olması. Ancak bu iki eleştirim de Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın çalışmasının önemini doğal olarak hiç ama hiç azaltmıyor.

Türkiye kamuoyunun anayasa meselesinde bir noktaya geldiğini düşünüyorum; bundan çok değil yirmi sene önce düşünülmesi dahi zor konular bugün büyük bir rahatlıkla tartışılıyor, konuşuluyor, önerilebiliyor, gelinen nokta, tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye'nin önemli bir artısı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın önerileri de bu durumun en belirgin örneği.

Yine ancak, gelinen olumlu aşamada en temel ilkeler bazında kısmen sağlanan mutabakatın, meseleleri daha somuta indirgeyerek konuştuğumuzda, varlığı konusunda nivayet muhtelif olabiliyor. Geçmişte yazdığım bir yazıda verdiğim bir örneği hatırlıyorum; hukuk devleti dendiğinde, Kenan Evren ya da Çevik Bir'in de bu kavramdan yana olduklarını ama bu kavramdan ne anladığımızı tartışmaya başladığımızda sorunların hemen ortaya çıkacağını yazmış idim.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın birinci önerisi de "eşit yurttaşlık esasına" dayalı bir anayasal anlayış; Türkiye'de de herhangi birinin söylem düzeyinde eşit olmayan vatandaşlıktan yana olduğunu zannetmiyorum ama konu vatandaşlık sıfatı olarak "Türk" kelimesine, 1982 Anayasası'nın o berbat 66. maddesine, dibacedeki milliyetçilik tanımına geldiğinde meselenin rengi hemen değişiyor. Bendenizin de Vakfın çok önemli bulduğum bu teklifine yönelttiğim birinci eleştiri, daha genel bir "eşitlik esasına dayalı yurttaşlık" fikrinden artık 66. maddenin nasıl yeniden formüle edileceğine ya da bence çok daha önemli olmak üzere 66. maddenin kaldırılması gerektiğine gelebilmek. 2012 senesine girerken artık yeni anayasayı tartışma yöntemimizin buraya gelmesi gerektiğine işaret etmek istiyorum. Türkiye'nin geldiği noktada artık "bireyi öne çıkaran anayasa" gibi formüllerin bir öneminin kalmadığı, bu bireyi öne çıkarma konusunun nasıl yapılacağının tartışılmasının gündemde olması gerektiği kanısındayım.

Çok benzer kaygılarım mesela "bölgesel özerklik" konusunda da mevcut; Anayasa'nın 7. maddesini tartışmadan, -ki hiç tartışılmıyor- bölgesel özerklik ya da yerel yönetimlerin güçlendirilmesi fikrinin havada kaldığı kanısındayım. Kendi yerel hizmetleri finanse etme amaçlı vergisini salamayan bir seçilmişler meclisinin anlamını tartışmanın zamanının da çoktan geldiği, hatta geçtiği kanısındayım ve 7. maddede iyi tanımlanmış yerel vergilere ilişkin bir parantez açmanın da üniter devlet kavramı ile bir alakasının olmayacağını biliyorum.

Çok benzer sorunlar Diyanet İşleri Başkanlığı kurumu yani devlet-din ilişkileri bağlamında da fazlasıyla mevcut; Diyanet İşleri Başkanlığı'nın özerk hale getirilmesi teklifinin Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından dile getirilmesini çok ama çok önemsiyorum, kendilerini bir kez daha kutluyorum ama söz konusu olabilecek bu özerk kurumun finansman yöntemlerinin de tartışılması zamanının çoktan geldiğini, bu alanda eksiklik yaşadığımızı düşünüyorum.

Aynı mesele, aynı kelimelerle zorunlu din dersleri için de tartışılabilir.

Tüm bu eleştirilerimin ortak paydası gelinen aşamada artık önerilerin daha somuta, madde formülasyonu bazına çekilmesi yönünde; Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı çok önemli bir adım attı, tartışmaya açtığı konular da çok ama çok önemli.

Umarım bu öneriler toplumda, devlet katında hak ettiği yeri bulurlar.



Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.