Hukuk eğitimi ve adalet bakanı
Sayın bakan ayrıca “Biz hukuk felsefesinin, kriminolojinin mecburi ders olmasını arzu ediyoruz.(...) Hukuk felsefesi, sosyolojisi, psikolojisi, tarihi, diğer başka dersler ne gerekiyorsa, biz bakanlık olarak böyle düşünmekteyiz.” iradesini ortaya koymuştur.

Sayın Bakan'ı candan kutluyoruz. Nitelikli hukukçunun yetişmesi hususu, hukukun öz ve temelini oluşturan bu tür kültürel konuların, sosyal bilimlerin derinliklerine inmekle mümkündür. Hukukun kültürel yapı ve mahiyeti anlaşılmadığı takdirde çağdaş, aydın, objektif, kendini devletin değil adalet değerinin hizmetinde olma bilincine ulaştırabilen hukukçuları görmemiz zorlaşır. Sadece felsefe, sosyoloji, tarih, psikoloji değil hukuk fakültelerinde sanat, edebiyat ve hatta musiki derslerine de yer verilmelidir ki hukukçular hayatı tanısın, manevi dünyaları genişlesin, katı ruhlar yumuşasın.

Hukuk iktidarın memuru değildir

Ne yazık ki bu tür konulara hukuk fakültelerinin müfredatında yeterince yer verilmemiştir. YÖK kanunu çıkarılırken rahmetli hocamız Prof. Dr. Adnan Güriz'in gayretiyle hukuk felsefesi ve sosyolojisi, metodolojisi zorunlu ders haline getirilmiş ama daha sonra savsaklanmıştır. Bugün bilmekteyiz ki çok ünlü üniversitelerin bir kısmında bu ders seçimlik konumdadır.

Mevcut Hukuk eğitimi tamamen pozitivisttir. Öğrencilere somut, pozitif hukuk normları anlatılır, onlar da ezberci bir zihniyetle lafzi yorumların ötesine geçemezler. Bir de ideolojik şartlanmalar içindeyseler, katı bir taraf olma psikozuyla kendinden olmayanı ezerler, yok ederler. Hukukun amacı olan hakkaniyet-adalet, özgürlük, hukuk normlarını oluşumuna yol açan sosyal ve ekonomik olgular, kitle ve insan psikolojisi, evrensel değerler, evrensel hukuk, meşruiyet ve tarih bilincinden bihaber hukuk mezunları kendilerini siyasal iktidarların mekanik neferleri konumuna getirerek birey, halk ve Hak karşısındaki sorumluluklarından uzaklaşırlar. Hukukçu iktidarların memuru değildir.

Sayın Bakan doğru söylemiş. Umarız kendileri tarafsızlık, objektiflik, özgürlük, adalet, evrensel hukuk, insan hakları bağlamında samimidir. Söylem çok güzel de, acaba uygulama ne alemde?

Hukuki söylemler ve tutarsız uygulamalar

Hâlâ delilsiz bir şekilde hapishanelerde gazeteciler, hukukçular, işadamları, farklı kesimden insanlar yatıyorsa samimiyet sorgulanmalıdır. Hâlâ düzmece deliller gündemdeyse samimiyet sorgulanır. Hâlâ tutuklamalar mahkumiyete dönüşmekteyse tereddütler ortaya çıkar. Hâlâ işkenceden söz ediliyorsa, kolluk kuvvetleri kötü muamele yapıp insanları öldürüyorsa ve de Sayın Bakan ve hükümet etkili ve ciddi soruşturmalar cihetine gitmiyorsa tereddütten de öte, kuşkular gündeme gelir.

Biliyoruz, 28 Şubat sürecinde, ideolojik nedenlerle hukuk, meşruiyet, hukukun üstünlüğü kavram ve olgularını hiçe sayan, taraf tutan, objektif olmayan yargıçlardan, savcılardan çok çektiniz. Onlar felsefenin, adaletin, özgürlüğün, sosyolojinin, tarihin, demokrasinin bilincinden uzak hukuk fakültesi mezunu pozitivist hukukçulardı. Hukuk fakültesi mezunu olmayan ama bu konuları ruhuna nakşetmiş bulunan, o dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç'ın gayretiyle partiniz kapatılmaktan kurtuldu. Hukuk mezunu olmak kuşku yok ki önemlidir ama daha önemlisi sosyal bilimlerin, felsefenin önemini kavramaktır.

Yeniden hukuk kaosu mu?

Ne yazık ki 28 Şubat süreci benzer bir hukuk kaosuna yeniden tanık olmaktayız. Oysa sevinmiştik. HSYK'nın yapısını değiştirdiniz, ombudsman kurumunu getirdiniz, bireysel başvuru hukuk sistemimize girdi. Avrupa Birliği'nin demokrasi ruhunu yansıtan uyum yasalarına imza attınız. Biz de “yetmez ama evet” dedik. Çok daha hoş şeyler gerçekleştirdiniz. CMK 91. maddesinde yer alan ‘işlediğini düşündürebilecek emareler' ibaresini ‘işlediği şüphesini gösteren somut deliller' şeklinde değiştirdiniz. Sonra birdenbire çark ettiniz. HSYK Kanunu'nda değişiklik yaparak, kurumu adeta emriniz altına aldınız. CMK 91'deki değişiklikten 6 ay içinde cayarak, son derecede kaypak, keyfiliğe yol açan ‘makul şüphe'yi getirdiniz. Yetmedi… Son derecede antidemokratik bir konumda olan, kişi haklarını tek yargıcın iradesinin tekeline bırakan sulh ceza hakimlikleri ihdas eylediniz. Ne oldu sizlere? HSYK'daki anayasa değişikliği, sizin vurguladığınız felsefenin içindeki objektif evrensel hukukun gerçeklik boyutuna ulaşması, tarafsız savcı ve yargıcın kurumsallaşması bağlamında bir güvenceydi. Keza CMK 91 değişikliği de, temel hak ve özgürlüklerin sağlam temellere ve özgürlüklerin teminat altına alınması bağlamında önem taşımaktaydı.  

Hukuk felsefesi fıtrî bir yapılanmadır

Çok sevindik hukukun temelinde yatan kavram, değer ve sosyal, tarihsel olguları ön plana çıkarmanıza. Çağdaşlıktan sıkça söz eden geçmiş dönemlerin adalet bakanları bu hususları pek dile getirmemişlerdi. Oysa onların bir kısmı hukuk profesörleriydi. Sizin bu yaklaşımınız aynı zamanda insanın özünü oluşturan, insan fıtratına değer vermeniz anlamına gelmektedir. Tüm hukuk felsefecilerinin ve fakirin 43 yıldan beri doğal hukuk diye anlatmaya çalıştığı felsefi yapılanma ve öz, bir müminin söyleminde ‘insan fıtratı'dır. Felsefe âşığı bizler, inanç sahipleri insan fıtratına aykırı uygulamalar içerisine girersek, bu fıtratı yaratan Allah karşısında sorumluyuzdur. Allah insanı özgür, eşit yaratmış olup evrensel değerler olan ahlak, adalet, hakkaniyete uygun hareket etme sınavına tabi tutmuştur. Eylem ve edimlerimizde bu değerlere aykırı hareket edersek biliriz ki kul hakkını yemiş oluruz.  

Sizi tekrar kutluyorum. Eminim ki insan fıtratı anlayışıyla, evrensel değerlerin bilincine ulaşma yolunda felsefe, sosyoloji, psikoloji ve tarih konularına önem vermeniz Türk hukuk eğitimine katkı getirecektir.  


PROF. DR. NİYAZİ ÖKTEM
Prof. Dr., Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adalet 1 yıl önce

Hukuk felsefesi dersi olsa ne olur olmasa ne olur. En baba fakültede bile düşünürlerin tamamen soyut fikirleri ezberletiliyor. Hiçbir fakültede sorgulama, araştırma, düşünmeye yönelik bir öğretim metodu yok. Bu saatten sonra kimi fakültelerde hoca bile yokken felsefesini bırakın biz hukukun kendisini bile öğrenemeyiz