İkinci Gazze Savaşı: İsrail denizde de kaybetti....


Hepimiz ilk Gazze Savaşı hakkında dürüst bir görüşe sahip olmaktan kaçınmakta kararlıydık. Şimdi, uluslararası sularda insani yardım için çalışan yetkililer ve gönüllülerden oluşan uluslararası bir grubun üzerine ateş açarak savaşıyoruz ve ikinci kez kaybediyoruz. Sonuçta bu ikinci Gazze Savaşı ilkine göre İsrail için daha acı verici olacaktır ve daha pahalıya patlayacaktır.

Türk polisi, İsrail Büyükelçisi Gabby Levy'yi Ankara'daki konutu önünde 31 Mayıs 2010'da yapılan Filistin'e destek gösterisinde koruyor.

2008'de Gazze'de savaşa giderken İsrail ordusu ve siyasi liderleri Hamas'a bir ders vermeyi umut ediyorlardı. Bunu başardılar. Hamas, İsrail'e karşı savaşmanın en iyi yolunun İsrail'in doğası gereği alışık olduğu şeyleri yapmasına izin vermek olduğunu öğrendi: Yaygara koparmak, büyük askerî hatalar yapmak, taş duvarlar örmek ve burnundan solumak.

Hamas ve eksiksiz, İran ve Hizbullah, Hamas'ın yönettiği Gazze'ye İsrail'in kendi koyduğu ambargonun Yahudi devletine karşı kullanılabilecek en sofistike ve en güçlü silah olduğunu çabucak öğrendiler.

Burada İsrail'de, hâlâ öğrenmemiz gereken bir ders var: Artık İsrail'i desteklemiyoruz. Artık kuşatmayı destekliyoruz. Kuşatmanın kendisi İsrail'in Vietnam'ına dönüşüyor.

Elbette, bunun olabileceğini biliyorduk. Pazar günü, ordu sözcüsü, Gazze'ye giden yardım filosunu İsrail'e yönelik bir saldırı olarak tabir edince, 1991 Körfez Savaşı'nda İsrail Silahlı Kuvvetleri'nin baş sözcüsü olan Milletvekili Nahman Shai, kamuoyuna en kötü kâbusunun İsrail birliklerinin yardım filosuna baskın yapıp barış gönüllülerine, yardım yetkililerine ve Nobel ödülü kazanmış insanlara karşı ateş açabileceği bir operasyon olduğunu söyledi.

Daha önce İsrail Silahlı Kuvvetleri Basın Sözcülüğü bürosunu yönetmiş olan Likud Milletvekili Miri Regev bu sabah erken saatlerde, yapılacak en iyi şeyin medyada yer alan olumsuz raporlarla başa çıkmak olduğunu ve böylece yardım gemilerinin geri gideceğini söyledi.

Ancak, gemiler gitmeyecekler. Gemilerden birine, yedi yıl önce Gazze'de İsrail Silahlı Kuvvetleri'nin buldozerine engel olmaya çalışırken hayatını kaybeden Rachel Corrie'nin adı verildi. Rachel Corrie'nin adı ve hayat öyküsü o günden beri Filistin taraftarı gönüllülük için yol gösterici bir güç oldu.

Belki de en kaygı verici şey, hayati bir öneme haiz bölgesel bir güç olan ve yeterince dikkate alınsaydı Birinci Gazze Savaşı'nın yönünü değiştirmekte bize yardım edebilecek Ankara ile ilişkilerimizin yavaş yavaş akıldışı bir yöne sapmasıdır.

Kabine Bakanı Benjamin Ben-Eliezer "Bunun çok büyük bir olay olacağını" özellikle de İsrail'in Müslüman dünyayla bağlarında çok hassas bir yeri olan "Türklerle" yaşanacağını söyledi.

Tekrar tekrar Gazze halkıyla savaşta olmadığımızı söylüyoruz. Bunu tekrar tekrar söylüyoruz, çünkü buna inanmaya bizatihi kendimiz ihtiyaç duyuyoruz ve çünkü derinlerde bir yerde, buna inanmıyoruz.

Bir zamanlar kendimizi sadece savaş zamanlarında tanıyabileceğimiz söylenirdi. Artık böyle değil. Artık hiçbir şey bilmiyoruz. Bununla birlikte diğer bir sorun da Hamas ve İran ile görüşmelerden kaçınmak ile ilgili: Onlar bizi bizden çok daha iyi tanıyorlar.

Lübnan Savaşı hakkındaki şarkının ("Lo Yachol La'atzor Et Zeh") da dediği gibi bizler, kendimizi sarahat içinde görmekten ve kendimizi durdurmaktan aciziz.

İran gibi Hamas da bir anlık sakinlik için geleceği ipotek altına almaya hazır olan İsrail iç politikasının zehrinden haberdar oldu ve bundan faydalandı.

İran ve Hamas, bizatihi kendi kendimizin imajını korumaktaki çaresizliğimizi, asıl itibarıyla düşmanlarımıza, özellikle de İsrail'e yönelik öfkeyi sağlamlaştıran ve tünel vergileriyle Gazze'deki kuşatmanın zenginleştirdiği Hamas'a rahat sağlayan ve yardım eden ıslah etme politikalarından kaçınacağımızı biliyorlardı.

Sağdaki birçok insan için, şunu söylemek gerekir ki, ciddi sıkıntılar kapıda beklerken onlar sessiz bir şekilde neşelenecekler. "Biz size söylemiştik" şeklinde böbürlenmeler başlayacak: "Ne yaparsak yapalım, dünya bizden nefret ediyor. Dolayısıyla bizler de inşaatlara ve sınırlarımıza devam edebiliriz."

Hamas, İran, İsrail ve diasporadaki aşırı sağ, bunun Binyamin Netanyahu için inanılmaz önemli bir sınav olduğunu biliyor. Dünyanın ilgisini İran'a ve İran'ın İsrail halkına yönelik oluşturduğu tehdide yönlendirmeye meraklı Binyamin Netanyahu'nun artık dünyanın İsrail'e ve Gazze halkına yönelik oluşturduğu tehdide odaklandığını fark etmesi gerekiyor.

www.Haaretz.com 31 Mayıs 2010

Bradley Burston

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.