'İstanbul Barosu'nda değişim şart!'

Dr. ÜMİT KARDAŞ / Avukat


İstanbul Barosu, bu yılın Ekim ayında yapılacak seçimle yeni bir baro yönetimine sahip olacak. Ancak bu yönetim değişikliği baroyu değiştirebilecek mi?



Zaman zaman gördüğümüz özgürlükçü ve demokratik baro pratikleri anayasa ve yasalarla tahkim edilmiş otoriter kurum kültürünün içinde yok olup gitti. Mensubu olan avukatlar üzerinde vesayet kullanan, hak arama özgürlüğünü değil devleti korumayı esas alan bir avukatlığı hayata geçiren baro pratikleri egemen oldu. Bu nedenle Baroyu değiştirmek sadece yönetimini değiştirmek değildir. Baroyu değiştirmek baroyu otoriter idari yapının parçası olmaktan çıkarmak, çoğulcu demokratik bir yönetime sahip olacağı bir kuruma dönüştürmek ve avukatların vasisi olmaktan çıkararak avukatlık faaliyetini kolaylaştıran bir meslek örgütü haline getirmek demektir.

Barolar Birliği’nin vesayeti


Anayasanın 135. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 109. maddesinde anayasal ve yasal dayanağını bulan Türkiye Barolar Birliği tanımlayıcı pozitif kurallara göre “kamu kurumu niteliğinde meslek üst kuruluşu” olarak düzenlenmiştir. Aynı şekilde baroların anayasal dayanağını da 135. madde oluşturmaktadır. Anayasanın “yürütme” başlıklı ikinci bölümünde yer alan bir maddede düzenlenmiş olması nedeniyle, baroların tanımlayıcı yasal kurallar yönünden idarenin organizasyonu içinde yer aldığını kabul etmek gerekir. Barolar her ne kadar devlet idaresi içinde yer alsalar da; yöneticilerin seçimle işbaşına gelmesi, tüzel kişiliğe sahip olmaları gibi kendine özgü niteliklere sahiptirler. Ancak bununla birlikte merkeziyetçilik, idari hiyerarşi, idari denetim gibi ilkeler baroların bünyesine uymayacak düzey ve içerikte kurallaştırılarak baroları kıskaca alan yasal bir yapı kurulmuştur. Bu durum barolar birliğinin varlık nedenini ortaya koymaktadır. Barolar kısmen özerk de olsa idarenin bir parçası olarak kabul edildiğinden, her yerel idari yapı gibi baroların da merkezi bir idari yapısına gerek duyulmaktadır. Bu yapıya karşılık düşen kuruluş ise Türkiye Barolar Birliği’dir.

Türkiye Barolar Birliği, baroların kuruluşu, adaylığa ve avukatlığa kabul, levhadan ve sicilden silme, yeniden levhaya yazılma, nakil, disiplin işlemleri gibi temel konularda baroların idari merkezi olarak yapılandırılmıştır. Sadece bununla kalınmamış, Avukatlık Kanununun bir çok maddesinde birliğe ve organlarına her türlü yetki verilmiştir. Bugün devasa boyutlara ulaşan ve barolara ait olması gereken keseneklerden oluşan malvarlığının yönetiminden, avukatların kimliklerinin tek tip hazırlanıp bastırılmasına kadar birçok yetki Barolar Birliği’ni Türkiye’nin çok güçlü merkezi idarelerinden biri haline getirmiştir. Barolar Birliği’nin mevcut yapısı ile avukatlık zeminindeki sosyal, siyasal ve finansal güç merkezileştirilmiştir. Başka bir anlatımla Barolar Birliği, barolar ve avukatlar üzerinde “kanunileştirilmiş devlet otoritesinin “ kurumsal idari temsilcisidir.

Anayasa ve Avukatlık Kanunu baroların geniş anlamda siyaset yapmasını hem mesleğin ortak çıkarları ve gelişimi hem de ülkede hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak ve savunmak için zorunlu görmekte, bunu barolar için hem bir hak hem de bir yükümlülük olarak tanımlamaktadır. Barolar, bu işlevlerine uygun hareket edebilmek için öncelikle bağımsız olmalıdırlar. İdarenin bir parçası olarak kabul edilen ve merkeziyetçi bir üst örgütlenmenin baskısı altında tutulan baroların işlevleri ile yapısı arasında açık bir çelişki vardır. İhtiyaç duyulan hukuk muhalefeti birçok noktada demokrasi hukukunu geliştirecek ve uygulayacak köklü değişiklik talebini içeren yenilikçi bir anlayışla yapılmalıdır. Mevcut sistemin hukuksal yapısını değiştirme faaliyeti gelişkin bir demokrasinin gerçekleşme sürecindeki temel politik faaliyetlerden biridir. Aynı zamanda demokrasi hukukunu egemen kılmak bu mücadelenin hedefidir. Bu yapısı nedeniyle baroların siyaset yapması demek; her üç erki etkilemek ve iktidarların karar süreçlerinde hukuksal tercihlerini gelişkin bir demokrasi hukukundan yana kullanmaları için çaba göstermek anlamına gelir. Bu bağlamda; demokrasi eksikliğinden kaynaklanan Kürt sorunu, inanç gruplarının yaşadığı sorunlar, yaşam tarzı tercihleri yüzünden çeşitli kesimlerin yaşadığı sorunlar, azınlıkların sorunları, sosyal adalet sorunları gibi ülkemizin temel siyasi, kültürel ve iktisadi sorunlarının çözümünde ihtiyaç duyulacak hukukun üretilmesinde barolara büyük görevler düşmektedir.



Değişim için bazı öneriler


1- “Siyasal, sosyal ve finansal gücü merkezileştiren” her kurum, yöneticileri seçimle işbaşına gelse dahi, süreçlerde demokratik işleyişi egemen kılamaz. Bunun için Barolar Birliği yerine eşgüdümü sağlayacak bir örgütlenmeye gidilmelidir.



2- Hukuk kurallarının erişilemez bir düzeyde karmaşıklaştığı içinde yaşadığımız bu koşullarda; bireyin, yurttaşın, insanın ve toplulukların hak ve özgürlüğe dayalı demokratik davranışları ortaya koymaları giderek daha da zorlaşmaktadır. Anılan kişiliklerin gerçekten hukuku kullanan özneler olabilmeleri ve süreçlerin demokratik işleyişini sağlayabilmeleri için hukuk bilgisine ulaşmaları öncelikli koşuldur. Bunu sağlayacak araç ise şu aşmada zorunlu avukatlık kurumudur. CMK müdafilik servisi ve adli yardım kurumları bu hedefte gözetilerek yeniden yapılandırılıp birleştirilmeli, aralarındaki ücret farklılığı yüksek olanda eşitlenmeli, müdafiin ücret dışındaki tüm harcamaları karşılanmalıdır. Bu kapsamda genel sağlık sigortası benzeri bir genel hukuk sigortası oluşturulması yarar sağlayacaktır.



3-Barolara hukuki çekişmeler yargıya gitmeden önce müdahale yetkisi verilmeli ve bunun için Baroların hak arama özgürlüğü ve dava hakkı ile uyumlu yasal bir arabuluculuk görevi olmalıdır.



4- Hukuk kültürünün geliştirilmesi için Hukuk Fakültesi eğitimlerinin yeniden yapılandırılması tartışılmalıdır. Baroların Hukuk Fakültesi yönetim organlarında hukuk eğitimi politikasının ve müfredatının belirlenmesi bağlamında yer alması savunulmalıdır.



5-Baroların hem staj eğitimleri hem de mesleki eğitimleri akademi ve enstitü özellikleri gösterecek şekilde yeniden yapılandırılmalı ve bu nitelikteki eğitimleri yapacak kurumlar oluşturulmalıdır: Staj Eğitim Merkezinin yapısı staj eğitim akademisine dönüştürülmeli ve tüm staj süresini (adli-avukatlık) kapsayacak uygulama yetkisine kavuşturulmalıdır. Bu nedenle akademinin yönetsel yapısında hâkim ve savcı temsilcilerine de yer verilmelidir. Staj süresince ayrımsız tüm stajyerlere net asgari ücret tutarında primden ve vergiden muaf aylık (burs ya da kredi değil) ödenek verilmelidir. Stajyerler staj süresince avukat bürolarında sadece staja dönük çalışmalı, ücretli iş takipçiliği yapmamalıdır.



6- Meslek içi eğitim Baroların kuracağı işleyişi ve yönetimi çalışan avukatlar tarafından belirlenecek Mesleki Eğitim ve Uygulama Enstitüsü aracılığıyla yapılmalı baronun tüm merkez ve komisyonları bu yapı içinde yer almalıdır. Bu yapı bir yandan sertifikalı eğitim programları yürütürken diğer yandan merkez ve komisyonlar aracılığıyla yaygın uygulama çalışmaları yapmalıdır.



7- Baroların siyasal baskı grubu özelliklerini geliştirmek için Yasama ve Yürütme faaliyeti içerisinde kurumsal kimlikleri ile en azından danışılan kurumlar olarak yer alması savunulmalıdır: Bu bağlamda yasama faaliyetinde komisyonlar düzeyinde baroların temsilcilerine yer verilmeli, baroların görüşlerinin yasa tasarıları aşamasında alınması pozitif kurala bağlanmalıdır. En önemlisi bütçe yasalarının çıkarılması aşamasında yargıyı ilgilendiren bütçe kalemleri için ayrılan payların belirlenmesinde Baroların olumlu görüşünün zorunlu olarak alınması kuralı getirilmelidir. Barolara kurumsal kimlikleriyle Anayasa Mahkemesine iptal davası açma hakkı verilmelidir.



8- Savunma mesleğinin özellikle idari ve yargısal pratiklerde yaşadığı sorunlar ve baskılar, avukatlara yönelik soruşturma ve kovuşturma uygulamaları gözetildiğinde, savunmanın temsilcisi avukatların güvenceli bir çalışma ortamına kavuşturulması önem taşımaktadır. Bu bağlamda adli suçlara ilişkin suçüstü halleri hariç avukatlara ilişkin soruşturmanın her aşamasında kolluk yetkileri kaldırılmalı, suçüstü hallerinde ise kolluğun tutma ve suç ortamını muhafaza etme dışında bir yetkisi olmamalıdır. Delillerin tespiti de dâhil tüm süreçlerde doğrudan savcılık makamı devrede olmalıdır. Mesleki suç isnatlarında soruşturma izni Adalet Bakanlığı tarafından değil, Bakanlık temsilcileriyle avukatların birlikte temsil edildiği özerk bir kurul tarafından verilmeli bu izin zorunlu yargı denetiminden sonra etkili olmalıdır.



9-Baroların, avukatlık mesleğinin ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve mesleği geliştirmek görevlerini layıkıyla yerine getirebilmesi için yeni kurallar ve kurumlar talep etmesi gerekir. En önemli sorunlardan birisi de avukatlık mesleğini yürütenlerin sosyal sorunlarıdır. Yetersiz sosyal güvenlik, olumsuz çalışma koşulları, ücret sorunları, avukatlık faaliyetini giderek niteliksiz bir hale getirmektedir.



10- Bağımlı avukatlığın her biçimi ve türü tümüyle ortadan kaldırılmalıdır. Avukatlık faaliyeti, kimin için yapılırsa yapılsın, serbest avukatlık ilişkisi içinde yerine getirilmelidir. Kamu sektörü ve kamu idareleri avukat ihtiyacını serbest çalışan avukatlarla ve ortak bürolarla sözleşme yaparak karşılamalıdır. Özel sektör de aynı şekilde serbest avukatlarla ve bürolarla çalışmalıdır. Mesleğin onuruyla bağdaşmayan, istismara yol açan işçi statüsünde avukat çalıştırma yöntemi kaldırılmalı, avukat bürolarında sadece ortaklık esasına dayalı bir çalışma düzeni olmalı,ortak büroları özendirecek düzenlemeler yapılmalıdır.



Tarihsel sorumluluğun gereği

Sonuç olarak; yukarıdaki tablo karşısında mevcut sistemin restorasyonuyla sonuç almak mümkün değildir. Sistem dışından yapılacak bir muhalefetle, demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik, hakikat, insaniyet gibi değerler üzerinden inşa edilecek yeni bir felsefeye dayalı bir zihniyeti İstanbul Barosu’na taşımak her avukatın sorumluluğu haline gelmiştir. Mevcut baro yönetimi ideolojik dar bir alan içinde kendini hapsedip, değerlerden ve ilkesel tutarlılıklardan uzaklaşarak hem İstanbul Barosu’nun ağırlığını ve itibarını kaybetmesine neden olmuş hem de Anayasa tartışılırken, Avukatlık Kanunu hazırlanırken devre dışı kalarak toplumun, Baro tüzel kişiliğinin ve avukatların zarara uğraması ihtimalini göz ardı etmiştir.

Her biri İstanbul Barosu’nun unsuru olan avukatları, hangi politik aidiyete sahip olurlarsa olsunlar, hangi dünya görüşünü tercih etmiş olurlarsa olsunlar demokrasi-özgürlük-hukukun üstünlüğü ortak paydasında bir araya gelmeyi başarmalılar.






Star

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.