'Karikatürün hukuksal çizgisi daha özgürlükçü'

Bir gazetede yayımlanan ve ana muhalefet liderini dansöz olarak betimleyen karikatür, kamuoyunda karikatür hakkında tartışmalar yapılmasına neden oldu. Karikatürün daha çok iktidardaki siyasileri konu alması beklenen bir durumken, muhalefetteki bir partiye yöneltilmiş olması da karikatür sanatının diğer bir yönünü ortaya koydu.
Konuyu kendilerine soran gazetecilere verdiği yanıtta Başbakan da “Beni kediye benzettikleri zaman bir şey söylemediniz. Sevimli hayvan yaptınız. O zaman hep savunuyordunuz. ‘Karikatüristler bunları yapar’ diyordunuz. Bilemiyorum, bunu karikatüristlerin kendisine sorarsanız daha isabetli olur. Çünkü ben karikatüristlerin özgürlük sınırının ne olduğunu öğrenemedim” dedi.
Karikatür, bilindiği üzere, bir objenin resimlendirilerek gülünç şekilde anlatılması; bir insanın veya bir olayın ayrıntılarına girmeksizin, kısa, düşündürücü ve özlü biçimde güldürü amacıyla çarpıcı şekilde resimlendirilmesidir.
Karikatür, ele aldığı konuları komik veya iğneleyici olması için abartan ve çarpıtan resim türü olarak da tanımlanabilir. Yazın dünyasında, abartılı ve çarpıtıcı betimlemelerin aynı amaca yönelik olarak sosyal ve siyasi eleştiri yapmak için de bu yöntem sıklıkla kullanılır. 

İsmin kökeni
Karikatür ismi, İtalyanca yüklemek veya sorumlu tutmak anlamına gelen ‘caricare’ sözcüğünden gelir. Sir Thomas Browne’un 1716 yılında yayımladığı Christian Morals adlı kitapta geçen tanım, karikatürün anlam yüklenmiş resim manasına geldiğini gösterir.
Karikatür, bir kişinin veya bir olayın dikkat çekici özelliklerini ortaya koyar. Çoğu zaman abartı çizgiler de ön plandadır. Çizgiler, kişiyi ya da olayı iğnelemek, onu küçültme ve onunla dalga geçme aracı olarak da kullanılır. Kökleri eski zamanlara dayanır. İlk uygarlıklarda bile çeşitli figürlere rastlanılsa da siyasileri karikatüre eden ilk ressam 18. yüzyılda yaşayan Goya’dır. Aynı çağda İngiliz Hogarth da bu özelliği kullanmıştır. Gazeteciliğe karikatürü ilk kez Philipon getirmiştir.
Türkiye’de ilk karikatür; Teodor Kasap’ın 1870’te çıkardığı Diyojen dergisinde görülmüştür. Bilinen ilk Türk karikatürcüsü Ali Fuat Bey’dir. Abdülhamit’in baskı rejiminde kesintiye uğrayan mizah dergiciliğinde İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte bir patlama oldu. Bu dönemin en önemli karikatürcüsü Cem’dir. Cumhuriyet döneminin karikatürcüleri Cemal Nadir ve Ramiz Gökçe’dir.
Karikatürün hukuksal olarak kişilik haklarını ne zaman ihlal edeceği konusu Yargıtay tarafından ele alınmış ve bu konuda kısmi içtihatlar oluşmuştur. Yargıtay bir kararında, davaya konu olan derginin, niteliği itibariyle mizah dergisi olup olayların mizahi yönünü ele aldığını, görsel basında da davacının ‘uyku durumu’ ile ilgili birçok görüntüye yer verildiği ve bu hususun kamuoyunun bilgisinde olduğunu, basında yayımlanan haber ve eleştiri objektif oldukça, doğru olgulara dayandıkça, doğru bir amaca yönelik bulundukça, incitici olsa bile karikatür ve yayın için sorumluluğun söz konusu olmayacağını hüküm altına almıştır. Bakan olan davacının siyasi kimlik ve konumu gözetildiğinde ağır dahi olsa yapılan eleştirilerin hoşgörü ile karşılanması gerektiğini de vurgulayan Yüksek Mahkeme, davaya konu yazı içeriğin mizahi eleştiri niteliğinde olup davacının kişilik haklarının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğini hüküm altına almıştır. 

Benzetme ve saldırı
Bir diğer kararda ise karikatürün değer yargısını en çarpıcı şekilde toplumun ilgisini çekerek, güldürü özelliğini de katarak ifade ettiğini, yapılan benzetmede kişilik haklarına saldırıdan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.
Konuyla ilgili olarak bir Danıştay kararında ise siyaset adamlarının toplumu etkileme ve yönlendirme konumları, onların ‘eleştirilebilir’ sınırlarını da genişlettiği, bu itibarla siyasilerin ağır da olsa haklarında yapılan eleştirileri hoşgörüyle karşılamaları gerektiğinden; doğrudan kişisel niteliklerine yönelmeyen, siyasal kimliklerine yönelik ifadelerin eleştiri sınırı içinde mütalaa edilmesi gerektiği açıklıkla vurgulanmıştır.
AİHM kararlarına da vurgu yapılan içtihatta şu hususların altı çizilmiştir: “Hür siyasi tartışma bütünüyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde egemen demokratik toplum kavramının öz unsurunu oluşturmaktadır. Bu nedenledir ki hoş görülebilir eleştiri sınırları kamusal kişi sıfatıyla hareket eden siyaset adamı konusunda, sade vatandaşlara göre daha geniştir... Kuşkusuz siyaset adamı da özel hayat çerçevesi dışında, onurunun korunması hakkına sahiptir, fakat bu himayenin gerekleri, siyasi konuların serbestçe tartışılmasının sağlayacağı yararla dengelenmek zorundadır. (Castels/İspanya, 23.04.1992) Basın özgürlüğü halkla siyasi liderlerin fikirlerini ve tutumlarını keşfetmek ve bu konularda bir fikir oluşturmak bakımından en iyi araçlardan birini sunar. Daha genel olarak, siyasi tartışma özgürlüğü, AİHS bir baştan ötekine damgasını vuran demokratik bir toplum kavramının tam merkezinde yer alır. Buna bağlı olarak, bizatihi bir politikacı hakkında yapılacak kabul edilebilir eleştirinin sınırları, sıradan bir kişi hakkındakilerden daha geniştir.”
Karikatürün, hukuksal çizgilerinin basın özgürlüğüne oranla daha esnek olduğu ve konu siyasiler olunca eleştiri sınırının geniş yorumlandığı yargı kararlarından anlaşılabilir. Ancak çizginin sınırlarının esnek olmasından, çizim özgürlüğünün sınırsız olduğu anlamı da çıkmaz. Aksi durum Medeni Kanunca güvence altına alınan kişilik haklarını ihlal edecektir ki, bu durum da hukuki yaptırımlarla karşılanmaktadır.  (Radikal)

COŞKUN ONGUN
Avukat

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.