Modern kölelik

Günümüz dünyasında köleliğin halen geçerli ve Türkiye de dahil dünyanın birçok ülkesinde uygulanan bir uygulama olduğunu Nebraska Lincoln (ABD) Üniversitesi'nde eylül sonu ve ekim başında yapılan bir uluslararası kongrede tebliğ sunmak için gittiğimde hayretler içerisinde gördüm.

Birleşmiş Milletler'in istatistiklerine göre halihazırda dünyada 17-24 milyon kişinin köle olarak bulunduğunu ve yılda bu rakama 900 bin insanın ilave edildiğini öğreniyoruz. Gerek Birleşmiş Milletler sözleşmesi gereği, başta ABD olmak üzere birçok ülkenin kanunlarında 'kölelik' ve bunun modern şekli olan 'human trafficking' suçtur ve bu suç 'insanlığa karşı' işlendiğinden dolayı suçların en ağırı.

Konu Türk kamuoyunda yeterince ele alınmıyor ve bundan dolayı da yan yana yaşadığımız halde pek haberdar olduğumuz bir konu değil. Buna rağmen Türkiye, hem insan kaçakçılığı hem de modern kölelik ticaretiyle uğraşanların buluşma ve buradan da alıcılarına ulaştırılması faaliyetlerinin sürdürüldüğü bir yer. Başka bir ifadeyle hem insan kaçakçılığı hem de köle ticareti Türkiye'de yaygın olarak yapılıyor. Bu faaliyetler daha çok organize suçlar olarak algılandığı için bu yönde polisiye tedbirler mevcut. Akademik çalışmalar ve başta BM ve ABD olmak üzere bu tür faaliyetleri organize suçlar olarak değil 'insanlığa karşı işlenmiş suçlar' olarak niteledikleri için ona göre güvenlik tedbirleri geliştirmişler ve suçluların yargılanması da ona göre olmakta. Türkiye'de ise insan kaçakçılığı ve köle ticaretiyle ilgili yeterince (belki de hiç yok) bir yasal düzenleme olmadığı gibi, bu iş ve eylemlerde bulunanları caydıracak ciddi bir uygulamanın olmaması, üzerinde durulması gereken önemli bir konu.

Konunun daha iyi anlaşılması için bazı olayları dikkatle arz etmek istiyoruz ki, bu olaylar akademik literatürde modern kölelik-insan ticareti kavramı içerisinde değerlendiriliyor. Bunların başında, 'kimilerinin cinsel arzuları için' henüz yasal olarak 'yetişkin olmamış' ya da yetişkin fakat çalışmak istemeyen kişilerin kendi iradeleri dışında çalıştırılması ya da para karşılığı alınıp satılması gelmektedir ki Türkiye'de yaygın olarak var olan bir uygulamadır. Bu sektörde istihdam edilenlerin yerli ya da yabancı olmalarının bir önemi olmadığı gibi, satıcıların yerli ya da yabancı olmaları arasında fark mevcut değildir. Bazen 'gazetelerde 'anne ve babaların' zorla küçük çocuklarını bu sektörde çalışmaya zorladıklarını ya da eşlerin eşlerini zorla pazarladıklarını okuyoruz ki, bütün bu eylemler bize modern köleliğin Türkiye'de geçerli olduğunu ve ciddi bir 'pazarın' mevcut olduğunu göstermektedir. En son Atatürk'ün yatının bu işler için kullanıldığı üzerinde ciddi olarak durulurken, yapılan işin yasal mı ya da bu işlerde istihdam edilenlerin 'köle' olup olmadıkları üzerinde kimsenin durmaması Türkiye'de bu sektörün 'ne kadar da kanıksandığı' ve yasal olarak yapıldığı izlenimi veriyor.

İkinci olarak dikkatleri çekmek istediğim olay 'çocukların kaçırılarak' el ya da ayakları kesilerek 'dilenci olarak' ya da 'mendil satıcı' olarak sokaklarda çalışmaya zorlanmasıdır. Özellikle 'yetim ve öksüz' ya da 'kimsesiz çocukların' köy ve kasabalardan 'şehirde iş vaadiyle' ya da okul vaadiyle alınıp bu sektörde çalıştırıldığı hem medyada yer alan haberlerde hem de 'kayıp çocuk' ilanlarında hem de 'polis kayıtlarında' rastlanan bir durum. 'Bu sektörde ne kadar 'çocuk istihdam edilmektedir' ve 'durumları nasıldır?' gibi sorulara net olarak verilecek cevap bulmak kolay olmasa da, bu sektörde bir kişi ya da bir milyon kişinin çalışıyor olmasında sonuç değişmemektedir. Durum vahimdir ve çocuk yaşta başlayan kölelik kimileri için ömür boyu devam etmektedir.

Özellikle yasa dışı örgütlerin 'polise taş atan çocuklar'ı bu çerçevede değerlendirmek, bu yüzden hapse giren çocukların ya da zorla 'dağa kaçırılan' çocukların uzun dönemde, çocuk olarak kalmadıkları için, 'terör' örgütlerinin insan kaynaklarını oluşturduklarının altını çizelim ki, bu çocuklar sadece dağda silahlı eğitime tabi tutulmuyorlar, örgüt adına şehirlerde farklı faaliyetlerde bulunuyorlar. Örnek olarak Avrupa hapishanelerinde 'terör örgütü' adına uyuşturucu ve diğer yasa dışı faaliyetlerden dolayı yakalanmış ve hapis yatan binlerce genç var.

Türkiye sadece şehirlerden oluşmuyor. Kırsal kesimlerde okula gönderilmeyen 'zorla' anne ve babasına ya da kırsal kesimdeki 'ağa ve patronlara' çalışmak zorunda bırakılan kişileri de bu kategoride değerlendirmek gerekiyor. Buna ek olarak kimi durumlarda babalarının ya da dedelerin aldıkları 'borçları' ödemek zorunda bırakılan ve bunun için borç veren kişilere çalışan, az da olsa, kimseler var. Türkiye'de bu uygulamaların tamamen ortadan kalktığını iddia etmek safdillik olur. Özellikle kırsal kesimde 'kadınların' zorla çalıştırıldığını ve zorla 'evlendirildiklerini (satıldıklarını), bu konuda bir seçimlerinin söz konusu olmadığını kendi tecrübelerimle biliyorum. Yıllar sonra gittiğim memleketimde bazılarının Türkiye'nin daha doğusundan kendilerine 'eş' satın aldıklarını öğrenmiştim ki, yaygın bir uygulama olduğunu farklı isimleri saydıklarında anladım.

Bir taraftan Türkiye'de daha demokratik, daha özgür, daha çağdaş bir anayasa yapılması bir talep olarak hemen hemen bütün siyasal partilerin gündeminde; diğer taraftan ise farklı sebeplerden dolayı 'köle' olmaları için seçilen, kandırılan, aldatılan ve sonunda bir köle olarak, adeta birer 'mal' gibi sektörlerin taleplerine göre alınıp satılan insanların var olduğu bir Türkiye ve dünyada yaşıyoruz. En ileri demokrasilerden en geri kalmış siyasal sisteme kadar her ülkede, derecesine göre, kölelik devam ediyor. Biliyoruz ki, kölelik yıllar önce kaldırıldı ve hem ulusal hem de uluslararası anlaşmalarla kaldırıldı. Fakat kölelik fiilen devam ediyor. Kaldırılan sadece o günkü şartlara göre oluşturulan bir tür kölelikti. Bugünkü ise 'modernday slavery (modern kölelik)' olarak devam ediyor. İsterseniz etrafımıza bir bakalım ne kadar köle var. Önce onları 'azat' ederek işe başlayalım. Ne de olsa 'köle azat etmek bir ibadet'... (Zaman)

Dr. Bekir Çınar


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.