Münferitlikten rutine
Erdal DOĞAN 
Avukat
 
Bir başka söylemle mevcut halleri ile bu mahkemeler kapatılmadan ve ceza yargılamasında temel hukuki ilkesel değişiklik yapılmadan yalnızca yapılan bu ad değiştirmeleri bir sahtecilikten başka bir şeye tekabül etmemektedir. Aksine bu türden her değişiklik sonrasında ise yargı pratiği eskisini aratır hale dönüşmektedir. Bu yargı rejimi kaldırılmadan aksine sürekli yeniden üretiliyor olması ise tahmin edileceği üzere diğer adli mahkemelerin işleyiş ve felsefesini de zehirlemektedir ve kendisine benzetmektedir. Böylelikle ülkemizde sürekli bir yargı ve adalet sorununu gündemimizi işgal edip durmaktadır. Hal durum bu iken söz konusu mahkemelerde öyle veya böyle, isteseniz de istemeseniz de bir davanın yargılama sürecine bir hukukçu olarak dahil olmuşsanız artık size düşen görev üşenmeden, yılmadan bu mahkemelerde adil/düzgün yargılamanın gerçekleşmesi için mücadele etmektir. Tabii bir başka tercih veya yönteminiz de her zaman için vardır. O tercihiniz de hukuk genel ilkeleri uyarınca sizler bu mahkemelerin yetkilerini meşru ya da hukuki görmez, bu mahkemeleri tanımadığınızı ilan eder ve bu mahkemelerde görev almazsınız. Bu durum hem taraf asilleri için hem de onlar adına görev üstlenen avukatların tercih edeceği bir başka saygın davranıştır. 

Fakat taraf vekili olarak bu mahkemelerde görev almışsanız artık yapmanız gereken biricik hukuksal mücadele bu mahkemelerde etkin, sonuç alıcı ve düzgün bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için yoğunca bir çaba sarf etmektir. 

Zirve katliamı davası da 5 yılı aşkın bir süredir eski özel yetkili mahkeme olan şimdi ise kendisindeki eski dosyaları bitirdiğinde lağvedilecek düz ama aynı zamanda yeni kurulan Bölge Ağır Ceza Mahkemelerinin uyguladığı usulleri uygulama yetkisi bulunan Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etmektedir. Zirve katliamı davası Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 3 Eylül 2012 tarihinde 2. ek iddianamenin kabulü ile kapsayıcılık ve içerik olarak yeni bir ivme kazanarak başladı. Fakat başlarken ne yazık ki adil/düzgün yargılama beklentisine çok kötü sürpriz olacak bir değişiklikle başladı. Davayı yıllardır kovuşturan 2 yargıç ile soruşturmayı yine yıllardır sürdüren ve duruşma savcılığı görevini üstlenen 2 savcı yeni yasa ile yetkilendirilerek bu mahkeme ve soruşturmadan alındı. Tüm süreci dikkate alarak ilk çırpıda bu durum için söylenebilecek ilk çıkarım haliyle bu tasarrufun bir görevden alma ve davaya müdahale olduğudur. 

HSYK 1. Dairesi Başkanı İbrahim Okur ise 9 Eylül 2012 tarihinde gazeteci Adnan Keskin'in bu konu hakkında soruları üzerine Taraf'a vermiş olduğu beyanda; Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı ve Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5 yılı aşkın bir süredir soruşturma ve kovuşturması süren Zirve Katliamı davasının 2 savcı ve 2 hakiminin TMK 10. maddesi kapsamında başka görevlere verilmesine dair müdahil vekillerin görevden alındılar beyanlarını "abartılı" bulmuş ve yapılan işlemin "rutin bir işlem olduğunu ve amacın davaları akamete uğratmak olmadığını" belirtmiştir. 

Sayın İbrahim Okur'u Zirve katliamı ile ilgili süreçte ilk kez tanımıyoruz. Kendisini savcı Zekeriya Öz'ün Mart 2011 tarihinde Zirve soruşturmasını derinleştirme yönünde atmış olduğu çok önemli tarihî adımların hemen birkaç gün sonrasında tanımıştık. Zamanlama açısından Savcı Öz için bile sürpriz olan bir görev değişikliği ile bu soruşturmadan alınarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Vekilliği'ne düz savcı olarak atandığında, İbrahim Okur o zamanlar yine yapılan bu HSYK tasarrufunu bir nevi terfi ve rutin bir işlem olduğu gerekçeleri ile açıklamıştı! Yine ne tesadüftür ki o zamanlarda bu yapılanın Zirve soruşturmasının derinleştirilmesinden kaynaklanan dalgaların sonucu olarak savcı Öz'ün görevden alınması olarak belirtmiş ve vurgulamıştım. 

Yine öyle tesadüflerden biri de kamuoyuna CMK 250. madde değişikliğinden önce ve sonrasında Zirve katliamı davasına bakan hakimlerin ve savcıların değişikliğinin gündeme gelme riski taşıdığını, bunun davaya müdahale anlamına geleceğini üzerine basa basa belirtmiştik. Bu açıklamalardan hemen sonrasında ise bu değişikliği gerçekleştirenlerce bu kaygıların yersiz olduğunu beyan etmelerine karşın ne yazık ki süreç bu kaygılı beyan sahibi bizleri doğrulamıştır. İbrahim Okur'un başında bulunduğu 1. HSYK Dairesi, katliam davası soruşturmasını yıllardır sürdüren ve duruşmalara giren savcıları TMK 10. madde ile görevlendirerek Zirve katliamının soruşturma ve kovuşturmalarından aldı. Bununla da yetinilmedi davayı en az 3-4 yıldır kovuşturan ve davaya hakim olan 2 üye hakimi de yine TMK 10. madde ile yeni görevlendirmelerle bu mahkemedeki görevlerine son verildi. Tüm bu olup bitenler usulden kaynaklanan "rutin" bir yasal değişiklik olarak açıklandı. 

Yıllardır benzer davaları takip eden bir avukat olarak ve ilk kez bir Özel Harp Dairesi ile ilişkilendirilmiş böyle bir dava veya benzerlerine müdahalelerin nasıl gerçekleştiğini veya gerçekleşebileceğini az çok bilebilecek kadar tecrübe edinmiş bulunmaktayız. Öyle ki "rutin bir işlem" açıklamasının bendeki doğrudan çağrışımı 1990'lı yıllardaki birer devlet politikası pratiğine dönüşmüş cinayetlere ilişkin "münferit" addedilme benzetmesi ile hemen hemen aynıdır. O nedenle bu tür açıklamaları hemen kabullenemeyecek kadar ben kendi adıma söylemem gerekirse çoktan "saflığımı" yitirmiş bulunmaktayım. Tekrar tekrar söylemek gerekirse Zirve katliamı davası hem soruşturma hem de kovuşturması derinleşerek yeni bir boyut almış biçimde sürmektedir. Suçüstü yakalanmış tetikçileri azmettirdikleri iddiası ile birçok görevli ve emekli subay davada sanık olarak yer almış, iddianame ekleri yüzlerce klasör, on binlerce sayfaya varmış iken bu esnada davanın tüm savcılarını ve mahkeme heyetinin 2 üyesini "rutin" bir görevlendirme bahanesiyle başka görevlere kaydırmayı afedersiniz ama ben saflığını yitirmiş bir avukat olarak görevden alma ve adil yargılamaya müdahale olarak değerlendiririm. Öyle ki dünyanın diğer tüm ülkelerinde saflığını yitirmemiş hukukçular dahi benim gibi değerlendirirler ve hiç de abartmış olmazlar. Gerçek abartı ise halen bu vahim "rutin" sonucu düzeltmemek ve yapılanı savunmaktır.(Zaman)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.