Müslümanların 'yabancı hukuk' mücadelesi

AZIZ HUQ

14 eyalet ise 'yabancı hukuk' üstünde daha da geniş yasaklar koymayı düşünüyor. Oklahoma'nın çok popüler olmuş şeriat yasağından ilham alıyorlar. Bu eyaletin seçmenleri geçtiğimiz yıl bu yöndeki bir anayasa değişikliğini yüzde 70'le onayladılar. Bu tür yasalar ayrımcılık yapmaktalar. Sivil özgürlükleri savunan gruplar mahkemede bu yasalara karşı çıkıyorlar ve yasa koyucuların bu tür tasarılardan vazgeçmelerini istiyorlar. Fakat herkesin bu yasalara karşı çıkması için bir sebep daha var: Ulusal güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyorlar.

Öncelikle bu yasağın gerekçeleri çok zayıf. New Hampshire'daki tartışmada saf tutan Cumhuriyetçi adayların seslendirdiği endişelere rağmen hiçbir eyalet, ilçe ya da belediye yasalarını İslamî olan ya da olmayan bir dinî doktrine göre belirliyor değil. Oklahoma'da ya da başka bir eyalette eyalet ya da devlet mahkemelerinde hiç kimse kamu politikalarına aykırı bir yabancı yönetimi yürürlüğe koyma ihtiyacı hissetmiyor.

Fakat bu yasaklar Müslümanları hukuka eşit erişim haklarından yoksun bırakacaklar. Bir kasap artık helal et için sözleşmesini uygulamayacak. Hâlbuki koşer ya da diğer dinî olarak helal olan yemeklerin sözleşmeleri ülke çapında uygulanıyor. Bir Müslüman bankacı şeriata uygunluğunu belgelemiş ve faiz almaması gereken bir malî işletmenin bu konudaki ihlalleriyle ilgili dava açamayacak. Ayrıca bu yasaklar Müslümanların ikinci sınıf olduğu yönündeki fikri destekleyerek kamuoyundaki mevcut önyargıları artıracaklar. Müslümanlara dair olumsuz görüşlerin ve bu görüşlerin kamuoyu ve polis gibi hükümet birimlerince ifade edilmesinin kabulünü teşvik edecek ve hızlandıracaklar.

Bu tür onur kırıcı tavırlar Amerikan Müslümanlarına karşı gittikçe büyüyen bir düşmanlığın içerisinde yükseliyorlar. Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonu'na bildirilen ve 11 Eylül sonrası zirve yaptıktan sonra azalmış olan Müslümanlara karşı ayrımcılıkla ilgili istihdam raporları son zamanlarda tekrar arttı. Gallup, Pew ve ABC anketleri Müslüman karşıtı görüşlerde yeni bir artışı teyit ediyorlar. Bu bağlamda Oklahoma'dakine benzer yasaklar Amerika'da bulunan Müslüman cemaatin terörizm karşıtı çabalarına yönelik gösterdikleri işbirliğini azaltmaya hizmet edecektir. Bu tür bir ortamda Müslümanların polise bir ipucu vermeden önce polisin onlara da şüpheyle yaklaşacağından kuşkulanmaları çok mantıklı değil mi?

Benim iki meslektaşım, Tom Tyler ve Stephen Schullhofer ile beraber yaptığım örnek anketlerde New York ve Londra'daki Müslümanlardan topladığımız veriler de ayrımcılıkla ilgili tecrübelerin cemaatlerin işbirliği üzerinde olumsuz etkisi olduğuna işaret ediyor. Bu sadece kamuoyunun günlük güvenliğini değil, aynı zamanda radikalleşme ve yeni teröristlerin yetişmesi süreci üzerine toplanabilecek istihbaratı da etkiliyor. Bu tür bir desteğin azalmaması için Adalet Bakanlığı kesinlikle Oklahoma'da kabul edilen yasa değişikliğine karşı açılmış davaya desteğini vermelidir. Bu tür yasakları anayasada bulunan dinî özgürlük garantisinin ihlalleri olacak göreceğini ve bunlara karşı çıkacağını duyurmalıdır. Bu tür bir duyuru sadece bu ülkedeki Müslüman cemaatin haklarını korumakla kalmayacak, aynı zamanda Müslüman federal hükümetin desteğine güvenebilecekleri mesajını verecektir.

Adalet Bakanı Eric H. Holder Jr. Müslüman karşıtı ayrımcılıkla mücadelede bazı adımlar atmış bulunuyor. Örneğin California eyaletinde bir öğretmenin Mekke'ye hacca gitmek için izin almasının ardından kovulmasıyla ilgili açtığı davada öğretmeni destekledi. Fakat bu adımlar Müslümanların karşılaştıkları kamusal ve özel alandaki ayrımcılığın kapsamının yanında yetersiz kalıyor. Federal hükümetin hangi inançtan olursa olsun insanların hukuka eşit bir şekilde erişmelerini savunmak için daha fazla çabalaması gerekiyor. Bu çaba sadece en temel değerlerimizi savunuyor olmayacak, aynı zamanda ulusumuzun güvenliğini de artırmaya yönelik bir çalışma olacaktır.

New York Times 19 Haziran 2011


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.