Polisin silah kullanma yetkisi
Prof. Dr. Ersan Şen yazdı;

Bu madde; 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5681 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesi ile değiştirilmiştir.
2559 sayılı Kanunun 16. maddesinde değişiklik yapılmasını öngören 5681 sayılı Kanunun 4. maddesinin gerekçesine göre; “Yedinci fıkrada üç temel durumda polisin silah kullanma yetkisinin olduğu belirtilmektedir. Bunlardan ilki meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında silah kullanma; ikincisi bedeni kuvvet ve maddi güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde silah kullanma; üçüncüsü ise yakalanması gereken kişinin yakalanması amacıyla ve yakalanmasını sağlayacak ölçüde silah kullanmadır.

Silah kullanılacak hallerden üçüncüsü olarak gösterilen durumla ilgili olarak sekizinci fıkrada ayrıca bir sınırlamaya gidilmiş; bu durumlarda öncelikle ‘dur’ çağrısının yapılması, buna rağmen kişinin kaçması halinde uyarı amacıyla silahla ateş edilebilmesi; bu uyarı atışına rağmen hala kaçmakta ısrar etmesi ve kaçması dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde, yakalanmasının sağlanması amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilmesi öngörülmüştür”.

Bu düzenlemeye göre; silah kullanmayı gerektirecek hallerde izlenmesi gereken yol; önce dur ihtarının yapılması, bu ihtara uyulmaması halinde, havaya uyarı amaçlı ateş atışı yapılması, kişinin kaçmakta ısrar etmesi halinde başka ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde, yakalamayı sağlayacak ölçüde ateş edilmesi gerektiği öngörülmüştür.

Genel hatları ile olağan dönemde silah kullanma yetkisi; gerçekleşen direniş, tehlike veya saldırı karşısında önce dur ihtarında bulunulması, sonra uyarı niteliğinde havaya ateş edilmesi, direniş, tehlike veya saldırının devam etmesi halinde yere doğru ateş edilmesi, buna rağmen devam eden direniş, tehlike ve saldırıya karşı göstericileri hedef almaksızın veya güvenlik görevlisine doğrudan ateş edilmemesi kaydıyla saldırıda bulunanı hedef almaksızın ateş edilmelidir. Direniş, tehlike veya saldırının ağırlığı ve doğrudanlığı, meşru savunma veya görevin ifası kapsamında verilecek karşılığın boyutunu belirleyecektir.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun Ek 2. maddesine göre;Terör örgütlerine karşı icra edilecek operasyonlarda ‘teslim ol’ emrine itaat edilmemesi veya silah kullanmaya teşebbüs edilmesi halinde kolluk görevlileri, tehlikeyi etkisiz kılabilecek ölçü ve orantıda, doğrudan ve duraksamadan hedefe karşı silah kullanmaya yetkilidirler”.

3713 sayılı Kanunda öngörülen silah kullanma yetkisi, yalnızca terör örgütlerine karşı kullanılabilmektedir. Bu kural, hem olağan ve hem de olağanüstü hal dönemleri için geçerlidir.

Dayanağını Anayasa m. 119 ila 121’den alan olağanüstü hal döneminde silah kullanma yetkisi;  2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun “Silah kullanma yetkisi” başlıklı 23. maddesinde düzenlenmiştir.

23. maddeye göre;
“Olağanüstü hal ilanından sonra kolluk kuvvetleri ile kendilerine görev verilen özel kolluk kuvvetleri ve silahlı kuvvetler mensupları, görevlerini yerine getirirken kanunlarda silah kullanmayı icap ettiren hal ve şartlardan herhangi birinin tahakkuku halinde, silah kullanma yetkisini haizdirler.

Olağanüstü halin, bu Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendi gereğince ilan edilmesi halinde, silah kullanma yetkisini sahip bulunan güvenlik kuvvetlerinin teslim ol emrine itaat edilmemesi veya silahla mukabeleye yeltenilmesi veya güvenlik kuvvetlerinin meşru müdafaa durumuna düşmeleri halinde görevli güvenlik kuvvetleri mensupları doğruca ve duraksamadan hedefe ateş edebilirler.

Silah kullanan bütün personel hakkında 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 87 nci maddesinin V ve VI ncı fıkraları hükümleri ile 1481 sayılı Asayişe Müessir Bazı Fiillerin Önlenmesi Hakkındaki Kanunun 3 üncü maddesi hükümleri uygulanır. Ayrıca haklarındaki soruşturma işlemi tutuksuz yapılır.

Yukarıda belirtilen görevlilerin Devlet otoritesini, can ve mal güvenliğini korumak için silah kullanmalarına ilişkin olarak bölge valisi ve il valisinin bu maddeye göre verdiği emirler, uygun araçlarla ilan edilir”.

Görüleceği üzere maddenin 2. fıkrasında; seçimlik olarak sıralanan üç hareketten birinin (teslim ol emrine itaat edilmemesi, silahla mukabeleye yeltenilmesi, güvenlik güçlerinin meşru müdafaa durumuna düşmeleri) gerçekleşmesi halinde, görevli güvenlik kuvvetleri mensuplarının doğrudan ve duraksamadan hedefe ateş edebilme hak ve yetkisine sahip olduğu düzenlenmiştir.
 
Dayanağını Anayasa m.122’den alan Sıkıyönetim halinin ilan edilmesi durumunda silah kullanma yetkisi; 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’nun “Silah kullanma yetkisi” başlıklı 4. maddesinde düzenlenmiştir.

4. maddeye göre;
“Sıkıyönetim Komutanlığı emrinde görevli Silahlı Kuvvetler mensupları emniyet ve asayişe ilişkin zabıta kuvvetleri ile diğer güvenlik görevlileri kendilerine verilen görevlerin yerine getirilmesi sırasında tabi oldukları Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat ve Vazife Nizamnamesinde silah kullanmayı icap ettiren hal ve şartlardan herhangi birinin tahakkuku halinde silah kullanma yetkisini haizdirler.

Silah kullanma yetkisine sahip güvenlik kuvvetlerinin teslim ol emrine itaat edilmemesi veya silahla mukabeleye yeltenilmesi veya güvenlik kuvvetlerinin meşru müdafaa durumuna düşmeleri halinde görevli güvenlik kuvvetleri mensupları doğruca ve duraksamadan hedefe ateş edebilirler.
Silah kullanan bütün personel hakkında 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 87 nci maddesinin V ve VI ncı fıkraları hükümleri ile 1481 sayılı Asayişe Müessir Bazı Fiillerin Önlenmesi Hakkındaki Kanunun 3 üncü maddesi hükümleri uygulanır. Ayrıca haklarındaki soruşturma işlemi tutuksuz yapılır.
Yukarıda belirtilen görevlilerin; Devlet otoritesini, can ve mal güvenliğini korumak için silah kullanmalarına ilişkin, Sıkıyönetim Komutanlarının önceden düzenledikleri emirler uygun araçlarla ilan edilir”.

Sıkıyönetim Kanunu ve Olağanüstü Hal Kanunu’nda silah kullanma yetkisi ve usulünde benzer düzenlemelere gidildiği, aynı seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesi durumunda güvenlik kuvvetlerinin doğrudan ve duraksamadan hedefe ateş edebilecekleri belirtilmiştir. Olağanüstü Hal Kanunu ile Sıkıyönetim Hal Kanunu’nda yer alan silah kullanma yetkisinin, Terörle Mücadele Kanunu Ek 2. maddesinde düzenlenen silah kullanma yetkisinden önemli bir farkı vardır. Terörle Mücadele Kanunu’nda “tehlikeyi etkisiz kılabilecek ölçü ve orantıda” ibaresine yer verildiği halde, bu hüküm ve sınırlamanın Olağanüstü Hal Kanunu ile Sıkıyönetim Hal Kanunu’nda bulunmadığı görülmektedir. Bu farkın önemli olmadığı, Terörle Mücadele Kanunu’nda öngörülen silah kullanma yetkisinin somut olayın özelliklerinin gösterdiği ağırlığa göre uygulanabileceği ileri sürülse de, Olağanüstü Hal Kanunu ile Sıkıyönetim Hal Kanunu’nda tanımlanan başta silah kullanma yetkisi olmak üzere diğer yetkilerin, cebir ve şiddetin yaygınlaştığı, kamu düzenin bozulduğu, can ve mal güvenliğinin çok azaldığı, hatta nerede ise kalmadığı durum ve yerlerde gerekli olduğu, bu yetkiler olmadan yapılacak müdahalelerin hukuka aykırılıkları ve sorumlulukları gündeme getirebileceği dikkate alınmalıdır.

Olağanüstü ve sıkıyönetim halleri; Anayasada ve yasalarda dayanakları olan istisnai, ancak meşru, geçici yönetim biçimleridir. Bu haller; Ülkenin bütününde veya bir veya birkaç bölgede, özellikle can ve mal güvenliğine yönelik şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, hukuk devletinin olağan hukuk düzeninin kuralları ile yol almasının güçlenmesi, sistematik cebir ve şiddet hareketlerini önlemenin yasal dayanaklar bakımından zorlaşması durumunda dikkate alınıp uygulanmalıdır. Olağan hukuk düzeninin kurallarının yürürlükte olduğu bir dönemde kamu düzeninin korunması, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan müdahalelerin yasal dayanakları olmalıdır.

Mevcut durumda, ciddi ve sistematik terör eylemlerinin devam ettiği, özellikle birçok polis ve askerin şehit düşüp yaralandığı, ulusal güvenliğin somut tehlikelerle karşı karşıya kaldığı bir aşamada, belki yasal dayanakların varlık veya yokluğunun tartışılamayacağı ileri sürülebilir. Bu sözde isabet yoktur, çünkü bağlı olunan hukuk kuralları ile devam eden hukuk devleti kimliği, en güç durumda bile hukukun evrensel ilke ve esaslarından, yasal dayanaklardan sapmamayı zorunlu kılar. Olağanüstü hal veya sıkıyönetim hali ilanının cebir ve şiddeti artıracağına, polis ve askerin yetkilerini kötüye kullanacağına dair iddiaların hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Çünkü ortada deyim yerinde ise sert bir rüzgar esmekte ve bağlı olunan hukuk devleti kimliği kaybedilmeden yararların korunması gerekmekte ise, alınacak önlemler ve yapılacak müdahalelerde Anayasa çerçevesinde yasal dayanaklar devreye koyulmalı, bu durumun uluslararası topluma kötü örnek oluşturabileceği korkusu ile de hareket edilmemelidir.

Ancak belirtmeliyiz ki; ister olağanüstü hal veya sıkıyönetim hal ilanı gerçekleşsin isterse olağan dönemde olsun, şart ve koşullar oluşmadan, hukuk kurallarına aykırı kullanılan zor ve silah kullanma yetkisinin meşru olacağı söylenemez.



Kaynak: Haber7
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.