Seçmen davranışının analizi

30 yıl öncesinde yaşanan darbenin izlerini silme ihtiyacı, değişen anayasa maddeleri, demokrasinin çıtasını yükseltme arayışı, tüm bunların aktarıldığı renkli kampanyalar, demokratik mücadele zarafetini zorlayan üsluplar, korku ve endişe odaklı boykotlar... Derken karar günü geldi ve toplumun geleceğine yönelik zihinsel analizimizi, tercih davranışı ile eyleme dönüştürdük.

Halkın %58'inin "evet"e odaklandığı bu tercih davranışını çok iyi analiz etmemiz ve dersler çıkarmamız gerekir:

Sonuç ne olursa olsun toplumumuz; demokrasinin en önemli enstrümanlarından olan referandum ile demokrasiyi, düşünceden davranışa geçirme, bir davranış alışkanlığı haline getirme ve içselleştirmede mesafe almıştır.

Değişime direnç kaybetmiştir. Dolayısıyla ulaşılan sonuç; toplumun değişime olan ihtiyacı, daha fazla sivilleşme ve demokrasi isteği, geleneksel değerlerin korunması, muasır medeniyet özlemi ve özellikle toplumsal istikrar isteğinin yeni bir ifadesidir. Yusuf Has Hacip'in yüzlerce yıl önce söylediği gibi, "Hiç kimse bizim kadar akıllı değildir." Toplumsal tercih, devletin aşırı merkezci ve bürokratik yönetim yapısının, bireyler lehine iyileştirilmesini işaret etmiştir.

Önemli bir sosyolojik ve psikolojik gerçek olarak aydınımızın, toplumsal sağduyuyu ve toplumsal tercih refleksini algılama ve öngörmede geride kaldığını, elit kültürün toplumsal kültür ile yeterince iç içe olmadığını söyleyebiliriz.

%58 oranındaki evet çok önemli bir sonuçtur. Ama %42'nin duruşu da göz ardı edilmemelidir. "Evet"i savunanların kendilerini ve argümanlarını topluma çok daha iyi aktarabildikleri, diğerlerinin bu konuda yeterince başarılı olamadıkları görünmektedir.

Bu referandumdaki en göz alıcı sonuçlardan biri hiç kuşkusuz fiziki korkunun tercih davranışına etkisidir. Gerçeği bildiği halde başka türlü hareket etmek zorunda kalan kimi vatandaşlar toplumun geleceğinin inşasında yer alacak en temel haklarını kullanmadı yahut kullanamadılar. Bir yanda gerçek, öte yanda korkunun gölgesi arasında sıkışıp kaldılar. Zihninden ve gönlünden geçtiği gibi hareket edemeyen, hür iradesini ortaya koyamayan insanların, bu davranışları bloke olup zamanla donabiliyor, fanatikleşip, ötekileşebiliyor. Aman dikkat. Bir partinin seçim boykotunun oluşturduğu korku ve endişe halinin, az sayıda bile olsa bir grup vatandaşımız tarafından, devletin koruma gücünün üzerinde algılaması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir durumdur.

Gündeme gelecek yeni bir anayasanın vazgeçilmez hedeflerinden biri; toplumun tüm kesimlerine, merkez siyaset zemininde yer vermek, korku odaklı ayrışmaları yeniden birleştirmek, kutuplaşmayı durdurmak, aynı zemindeki farklı bakışları, zenginlikler olarak bir ve bütün tutabilmektir.

Dünyanın her tarafındaki birçok Türkiye sevdalılarının işlerini, tatillerini, ailelerini bırakıp gelip toplumsal irade sürecindeki rollerini almaları, kullandıkları oyun rengi ne olursa olsun demokrasimizin gelişmesine taraf olmaları önemli bir kazanımdır.

Referandumun önemli sonuçlarından biri de liderlik profili ile ilgilidir. İktidar partisinin ve Başbakan'ın, vatandaşın önceliğine odaklanan liderlik söylemi ve uygulamaları toplum tarafından bir kez daha iltifat görmüştür. Liderlik potansiyelinin siyaset çarklarında kısa zamanda eridiği günümüzde bu durum, başlı başına bir başarı ve inceleme konusudur. Diğer yandan siyasi partilerimizin liderlik otoritesini değil ama yönetsel yetki ve sorumluluğu paylaşma, yeni lider adayları yetiştirme, yeni akıllara kulak vermede daha fazla yol almaları beklenmelidir. Kendisine değil başkalarına hizmeti amaç ve yaşam biçimi haline getiren genç liderlerin yük almaları liderleri rahatlatacaktır.

Devleti, iktidarı, muhalefeti, sivil toplum kuruluşları ve tüm vatandaşları ile toplumumuzun; AB gündemi, ekonomi, işsizlik, yeni yatırımlar, dünyada söz sahibi olma gibi konulardaki gelişen eğrisini daha da yükseltmeye odaklanması elzemdir. Daha da önemlisi toplumumuzu oluşturan tüm fertler için adil, özgür, korku ve endişeden uzak bir ve bütün olarak yaşamayı sürekli ve sürdürülebilir kılacak sosyal politikalar üretmemiz, yeniden kucaklaşmamız gerekli ve önemlidir. O zaman gerçekten kazanan, marka olma yolundaki toplumumuz olur. (Zaman)

Dr. İlhami Fındıkçı - Davranış Bilimleri Uzmanı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.