Siyasî faaliyet alanını genişletmek
Hilal Yazıcı
Araştırma Görevlisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Geçtiğimiz günlerde bu kararın gerekçesini de açıkladı. Gerekçenin, AYM'nin özgürlükleri koruma işlevinden hareketle daha özgürlükçü saiklerle oluşturulacağı yönündeki beklenti yüksekti. Zira gerek temel hak ve özgürlüklerin geneline ve özel olarak da siyasi partilere ilişkin Anayasa'da ve SPK'da yer alan düzenlemelerin modern demokratik değerlere, yani çoğulculuğa açıkça aykırı olduğu hukuk ve siyaset çevrelerinin yanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde de açıkça ifade edilmekteydi. Bu bakımdan AYM'nin siyasi partilerle ilgili oluşturduğu yasakçı içtihadın ve buna imkân veren mevzuatın AİHM tarafından defalarca mahkûm edildiği de bilinir bir durumdu. Ayrıca AİHM'nin demokratik toplum düzeni için öngördüğü çoğulculuk, açık fikirlilik ve hoşgörü ilkeleri bir yana; bir yandan siyasi partileri demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olarak görüp bir yandan da sadece aynı şeyi savunabilecek partilerin kurulmasına imkân vermenin yanlışlığının ayırdına varılmıştı. Venedik Komisyonu'nca öngörülen demokrasinin güvencesi olan siyasi partilerin, ancak ve ancak şiddet kullanmayı teşvik ya da anayasal düzeni yıkmak için şiddet kullanma (silahlı çatışmaya, terörizme, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına yönlendirme) hallerinde kapatılabileceği fikri hukuk teorisinde açıkça ifade edilebilmekteydi. Dolayısıyla bütün bu çerçeve beklentiyi yüksek tutmuştu. 

Mahkeme gerekçesini, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinden hareketle; doğrudan siyasi parti tüzel kişiliğini muhatap alan yasakların, 117. maddeyle, kişiler hakkında yaptırım öngören düzenlemelere dönüştürüldüğü ve bu durumun gerçek kişiler için yeterli açıklıkta ve öngörülebilir olmadığı üzerine kurmuştur. Şüphesiz bunun en önemli sebebi mahkemenin taleple bağlı olması, dolayısıyla itiraz başvurusunun SPK'nın dördüncü kısmındaki yasaklara ilişkin değil; yasaklara ilişkin yaptırımın muhataplarının belirsizliğine ilişkin yapılmış olmasıdır. Zira itiraz başvurusunda 117. maddenin "Bu kanunun dördüncü kısmında yazılı yasak fiilleri işleyenler," ibaresinin iptali istenmiştir. Ayrıca mahkeme, iptal kararının 6 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirterek yasama organına, doğacak hukuki boşluk ya da problemlerin/belirsizliğin önüne geçecek düzenlemeleri gerçekleştirebilmesi için süre vermiştir. Ancak sadece iptal kararı çerçevesinde cezalandırmaya ilişkin yapılacak yeni düzenlemelerle hukuki belirsizliği ve mahkemenin de belirttiği gibi suç ve cezada kanunilik yani hukuk devleti ilkesinin kurucu unsurlarından olan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin sağlanamayacağı açıktır. Zira hem Anayasa hem SPK yasaklara ilişkin maddelerde içeriği yoruma açık ifadelere bolca yer vermektedir. 

Her şeyden önce AYM'nin, siyasi parti yasaklarıyla ilgili iptal ettiği herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. AYM'nin iptal ettiği hüküm, bu yasaklara ilişkin cezalandırma hükmüdür. Zaten mahkemenin gerekçesinin yukarıda oluşturduğumuz çerçevede tatmin edici olmamasının en önemli sebebi de iptali istenen hükmün cezalandırmaya ilişkin hüküm olmasıdır. Ancak 117. maddede öngörülen ceza normu iptal edilmiştir. Bu kararın oldukça önemli bir tarafı parti yasaklarını anlamsız hale getirmiş olmasıdır. 

Gerekçede yer alan bazı ifadelerin önemi ve değerini ise özellikle vurgulamak gerekmektedir. AYM, gerekçesini suç ve cezada kanunilik ilkesi çerçevesinde şekillendirirken siyaset alanının genişlemesi gerekliliğine değinmeden de geçememiştir. Gerekçedeki esasın incelenmesi bölümünün son paragraflarında, siyasi faaliyet alanı ve özgürlüğünün gerek yasal değişiklikler bakımından gerekse uygulamayla genişlediğini açıkça kabul etmiştir. Bu ifadenin demokrasi serüvenimiz açısından değeri oldukça yüksektir. AYM bu tavrıyla özgürlüklerin koruyucusu olma işlevini de hatırlamış bulunmaktadır. Bu eğilimin ortaya konulmasında mahkemenin yeni yapısının etkisi yanında demokrasi anlayışımızın ulaştığı seviyenin büyük rolü olmuştur. 




Zaman
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.