Suriye’de işlenen uluslararası suçlar nasıl yargılanır?
CENAP ÇAKMAK
DOÇ. DR., ESKİŞEHİR OSMANGAZI ÜNİVERSİTESİ  
 
Esasen özellikle çatışmaların hukukî anlamda “uluslararası nitelikli olmayan bir silahlı çatışma” yani iç savaş formuna dönüşmesinden beri çatışan tarafların işledikleri uluslararası suçlar ile ilgili olarak ciddi raporlar hazırlandı. Mesela bu konuda en son, BM İnsan Hakları Konseyi altıncı raporunu yayınladı. Raporda hükümet güçlerinin insanlığa karşı ciddi suçlar işledikleri, buna karşılık muhalif ve Kürt grupların da savaş suçları işledikleri ve çocuk asker kullandıkları ifade edildi. Özellikle rejim güçlerinin işlediği suçlar ile ilgili olarak ne türden bir yargılama mekanizmasının devreye sokulacağı da bir dizi raporda ele alındı. Bu çerçevede İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) gibi bazı sivil toplum örgütlerinin önemli çalışmaları mevcut.

Ancak Esed rejimi mensuplarınca işlenen uluslararası suçların varlığı çok net bir şekilde bilinmekle ve rapor edilmekle birlikte ortaya çıkan fotoğrafların ciddi bir etkisinin olması ihtimal dahilinde. Zira görsel kanıtlar, artık uluslararası toplumun harekete geçmesini hızlandırıcı bir işlev görebilir. Böylesi kanıtlar karşısında, Suriye meselesine hiç karışmak istemeyen devlet ve aktörler için bile sessiz kalmak o kadar kolay olmayabilir. Bu da hiç şüphesiz özellikle Esed rejimi ile ilgili siyasî pozisyon değişikliğini gündeme getirebilir. Nitekim aylar öncesinden Esed ile ilgili tutumunu sessiz sedasız yumuşatan Türkiye, bugün yeniden çok net bir şekilde Esed rejiminin gitmesi gerektiğini üst perdeden dile getirebiliyor. Benzer bir tutum değişikliğinin ABD cephesinde görülmesi muhtemel. Rusya'nın tavrında Esed'i tamamen dışlamak şeklinde anlaşılabilecek bir değişiklik beklenemez belki ama fotoğrafların ortaya çıkardığı ve artık inkâr edilemez bir şekilde ispatladığı vahşeti göz ardı edecek bir görüntü, Rusya için bile taşınamaz bir yük haline gelebilir.

Bütün bunlar elbette işin uluslararası siyaset boyutunu gösteriyor. Bugünlerde Cenevre süreci başta olmak üzere bu boyutla ilgili gelişmelerin yanı sıra Suriye'de işlenen bu suçlar ile ilgili ne türden seçeneklerin olduğu da tartışılıyor. Hemen hemen aklı başında herkes bu suçların cezasız kalmaması gerektiğini söylüyor. Bugün uluslararası siyasette ve uluslararası hukukta var olan seçenekler, yetersiz olmak ve ağır işlemekle birlikte, bu tür suçlara ilişkin belirgin bir çerçeve sunuyor. Dolayısıyla Esed'in (ve diğerlerinin) işlediği uluslararası suçların bir şekilde (eksik bile olsa) karşılık göreceğini söyleyebiliriz. Bu bağlamda, bugün var olan mekanizmaların, Esed'in babası Hafız Esed'in katliamlar gerçekleştirdiği ve bunların cevapsız kaldığı 1980'lerin dünyasından farklı bir dünyaya işaret ettiğini belirtmek gerekir.

Peki nedir bu seçenekler? Her suç, kendisini suç olarak tanımlayan hukuk sisteminde bir zarara neden olur. Suça ilişkin tanımlanan cezalar da bu zararın giderilmesi gerekçesine dayanır. Genel itibarı ile sadece ulusal yargı mekanizmaları, kurdukları ulusal hukuk düzenini korumak adına detaylı suç ve cezalar tanımlar. Ancak bazı fiiller, devletlerin kurmuş olduğu uluslararası siyasî düzene yönelik zararları olduğu için uluslararası suç olarak tanımlanır. Dolayısıyla bu suçların sadece ulusal düzene değil uluslararası düzene yönelik tahribatları, onları aynı zamanda uluslararası hukukun konusu haline getirir. Bunlar soykırım, insanlığa karşı suçlar ve saldırı suçudur. Bu suçlar ile ilgili olarak evrensel yargı yetkisi söz konusudur. Yani bütün devletler, bu suçların faillerini yargılayabilir.

Uluslararası hukuk çerçevesinde bakıldığında bu suçlar ile ilgili olarak iki tür sorumluluk söz konusudur: Devlet sorumluluğu ve bireysel cezaî sorumluluk. Ulusal hukukta ise bu suçlara ancak bireysel sorumluluk atfedilebilir. Bir devletin, başka bir devleti, “eşit eşiti yargılayamaz” prensibi gereği, bu tür suçlarla ilgili olarak yargılaması ve hukuken sorumlu tutması mümkün değildir. Devlet sorumluluğu ve bireysel sorumluluk şu bakımdan önemlidir: Uluslararası ceza hukuku sadece bireysel sorumluluğa odaklanır. Bu suçlar ile ilgili olarak devlet sorumluluğunu tespit etmek Uluslararası Adalet Divanı (UAD) yargısı ve BM Güvenlik Konseyi kararı ile mümkündür.

Peki bireysel cezaî sorumluluk ile ilgili olarak bugün Suriye'de işlenen uluslararası suçlar için hangi seçenekler mevcuttur? Elbette ki en etkili yargılamanın ulusal yargılamalar olduğunu söyleyebiliriz. Zira ulusal yargılamalar aynı zamanda ulusal kolluk gücü ile desteklenmektedir. Halbuki uluslararası yargılamaların bir polis gücü uygulaması yoktur ya da en iyi ihtimalle devletlerin işbirliğini gerektirmektedir. Fakat Suriye örneğinde elbette ki ulusal yargının harekete geçmesini beklemek imkânsızdır. Herhalde bir Suriye mahkemesinin Esed'i kanıtları ortaya çıkan suçlarla ilgili olarak yargılayabileceğini hiç kimse iddia edemez. Bir diğer seçenek ise BM kararı ile kurulabilecek uluslararası ad hoc (geçici) nitelikli bir mahkemedir. Eski Yugoslavya ve Ruanda'da işlenen suçların yargılanması için kurulan mahkemeler buna örnek olarak verilebilir. Ancak sürekli nitelikli bir Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) faaliyette olduğuna göre bu seçeneğin iyi bir tercih olmadığı kolaylıkla söylenebilir.

Dolayısıyla en iyi seçenek aslında hemen bahsi geçen Lahey'deki UCM'dir. Yukarıda da belirtildiği gibi UCM sadece bireyleri yargılayabilir. UCM yargısının devleti sorumlu tutması söz konusu değildir. Bu mahkemenin yargı yetkisine, yukarıda işaret edilen suçlar girmektedir. UCM yargısının devreye girmesi ise üç şekilde mümkündür: 1- Bu suç faillerinin, UCM'ye taraf devletlerden birisinin vatandaşı olması, 2- Adı geçen suçların UCM'ye taraf bir devletin ülkesinde meydana gelmiş olması, 3- BM Güvenlik Konseyi'nin herhangi bir durumu mahkemeye havale etmesi. Ancak her üç durumda da kovuşturma başlatma kararı mahkeme savcısına aittir. İlk iki durumda mahkemenin otomatik yargı yetkisi varken, ilk iki koşuldan birisinin sağlanmadığı durumlarda BMGK kararı ile mahkeme yetkili hale gelebilmektedir.

Peki Suriye örneğinde süreç nasıl işleyebilir? Suriye UCM'ye taraf olmadığı için Suriye ülkesinde ve Suriye vatandaşları tarafından işlenen suçlar ile ilgili olarak mahkemenin otomatik yargı yetkisinden söz edilemez. Ancak mesela bir Afganistan vatandaşının, Suriye ülkesinde olsa bile işlediği bir suç, mahkemenin otomatik yargısına tabidir. Bu tür detaylar bir kenara, özellikle rejim güçleri tarafından işlenen suçların kovuşturulması bu durumda ancak BMGK kararı ile mümkündür. Böylesi bir karar ise ancak Rusya'nın veto gücünü kullanmamasına bağlıdır. UCM'nin, taraf olmayan Sudan ve Libya'da işlenen uluslararası suçlar ile ilgili olarak yargı yetkisine sahip olması BMGK kararı ile mümkün olabilmiştir. Bugün mahkeme, Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir ve Seyfülislam Kaddafi dahil olmak üzere bazı üst düzey isimler ile ilgili yargılamalarına devam etmektedir.

BMGK böyle bir karar alır ve Suriye'deki durumu UCM'ye havale ederse ne olur? Her şeyden önce, çok büyük bir ihtimalle, Sudan ve Libya örneklerinde olduğu gibi, bu kararda Suriye devletinin koruma sorumluluğunu ihlal ettiğini tespit eder. Bu tespite bağlı olarak yeni bir kararla da askerî müdahaleye karar verebilir. Bunun ne derece muhtemel olduğu ayrı bir tartışma konusu. Zira her iki örnekte de sorumluluk ihlali tespit ettiği halde BMGK, Sudan'a müdahale kararı almamışken Libya'ya müdahaleyi mümkün kılan bir karar alabilmişti. Bireysel sorumluluk bağlamında ise bu karar, UCM'yi tam yetkili kılacaktır. UCM savcısı ise kendisine havale edilen “durum” ile ilgili hukuki süreci başlatacaktır. Ancak belirtmek gerekir ki bu “durum” rejim güçlerince işlenen suçları değil, tüm Suriye ülkesinde işlenen suçları içerecektir. Yani mahkeme, suçlunun kimliğine değil, suçun failine bakacaktır. Burada pratik anlamda en önemli konu, yargılamalara mesnet teşkil edecek kanıtların tamamen toplanmasına imkân verecek bir komisyonun kurulması ve haklarında suçlama yapılanların mahkemeye teslim edilmesidir. Asıl zorluk işte budur. Esed'in mahkemeye teslim edilmesi zaman alabilecektir. Ancak bu suçların asla zamanaşımına uğramadığı, bu suçlar ile ilgili olarak egemen bağışıklığının olmadığı ve Türkiye de dahil bütün devletlerin bu suç faillerini yargılayabileceği de unutulmamalıdır.



Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.