TSK gözbebeğimiz, peki adalet ve eğitim...
Eser Karakaş
 
Bizi çok önemli konularda bilgilendiren izleyicilerimizden biri de Sayın Hasan Yılmaz; kendisine de münhasıran teşekkür ediyorum. Sayın Hasan Yılmaz'dan geçtiğimiz pazartesi gecesi programında da çok önemli bir elektronik posta aldık, programda Mehmet Altan bu mesajı okudu, yorumlamaya çalıştık, bendeniz de aynı konuyu Zaman gazetesinin Yorum köşesine bu hafta taşımaya karar verdim. 

Malum, 12 Eylül 2010 tarihinde Türkiye, Anayasa'nın çok sayıda maddesinde değişiklik yapan bir referandum yaşadı, değişiklik paketi yüzde 58 gibi çok yüksek sayılabilecek bir oranla kabul edildi, Türkiye'nin olumlu anlamda dönüşümünü zaruri görenler bu referandumda evet oyu kullandılar, bendeniz de "evet ama yetmez" grubuna yakın bir pozisyonda idim, anayasal değişiklikler büyük bir siyasal destekle yürürlüğe girdi. 

Anayasa referandumu paketi çok sayıda alanda değişiklik gerçekleştirdi, bu değişiklikler içinde sivil ve askerî yargı alanına ilişkin olanlar da vardı; malum, söz konusu anayasa değişikliklerinin uygulamaya geçebilmesi ilgili alanlarda uyum kanunlarının çıkarılmasını gerektiriyor, sivil yargı değişikliklerine ilişkin kanunlar 12 Eylül referandumundan hemen sonra çıkarıldı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) ilişkin uyum kanunu değişikliği toplumun en yakından izlediği uyum kanunu değişikliği oldu. 

Yine malum, ülkemiz Türkiye'nin çok sıkıntılı bir çift başlı yargı problemi var; hiçbir demokraside, hiçbir hukuk devletinde olmayan bir askerî yargı yapılanması ülkemizde hâlâ yürürlükte. 12 Eylül referandumu bu alanda da değişiklikler öngördü, kabul edildiler, uyum yasalarının çıkması HSYK'ya ilişkin yasaya oranla çok gecikti ama nihayet 22 Mayıs tarihi itibarıyla TBMM bu konuya ilişkin, ama başka askerî konuları da içeren bir yasayı kabul etti. 

İki gün önce TBMM'de kabul edilen yasanın ismi "Askerlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"; bu yasa, 12 Eylül referandumunda askerî yargıya ilişkin yapılan değişikliklerin gerektirdiği uyum yasası niteliğinde. Ancak, bu alanda önemli bir bilgi birikimine sahip olduğunu anladığımız Akıl Defteri programımız izleyicisi Sayın Hasan Yılmaz'ın yorumuyla yeni çıkan kanun "TBMM'ye öyle bir tasarı sunuldu ki, sunulmasa dahi iyi dedirtecek cinsten bir tasarı". Sayın Hasan Yılmaz'ın bize bu bilgi mesajını attığı gün (pazartesi gecesi) tasarı henüz TBMM'de kanunlaşmamış idi, yani daha tasarı aşamasında idi. 

Sayın Hasan Yılmaz'ın iznini almadan ama hoşgörüsüne sığınarak göndermiş olduğu elektronik posta mesajını aynen aktarıyorum: 

"Tasarının adı 'Askerlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'. Adında bile askerî hakimler kanunundan ve askerî usul yasasından bahsedilmeyen bir kanun tasarısı. Tasarının adında hukuk geçmeyince bu tasarı hukukçulardan oluşan Adalet Komisyonu'nda değil, Milli Savunma Komisyonu'nda görüşüldü ve kabul edilerek Meclis'e sevk edildi. Çok büyük ihtimalle de bu hafta içinde Meclis'te görüşülerek kanunlaşacak. 

Askerî yargının varlığına ya da yokluğuna karar vermek siyaseten AK Parti'nin inisiyatifinde olabilir. Ancak, askerî yargı var olmaya devam edecek diyorsanız; askerî yargının bağımsız ve tarafsız olmasını sağlayacak yasal değişiklikleri çıkarmak zorundasınız. Mevcut tasarı bu anlamda hiçbir değişiklik getirmiyor. 

Kendisi de hukukçu olan Sayın Milli Savunma Bakanı'na sormak istiyorum; 

1- Ordu, kolordu, tümen ve tugayların içinde bu komutanlıkların teşkilatında kurulu mahkeme nasıl bağımsız olabilir? 

2- Komutanlar soruşturma emri vermedikçe olaylara el koyamayan, soruşturma yapılamayan bir sistem dünyanın neresinde var? 

3- Atanması Kuvvet Komutanlığı'nca, bir diğer deyişle soruşturacağı ya da kovuşturacağı kişiler tarafından yapılan askerî hakimler bağımsız mıdır? 

4- Astlık-üstlük ilişkisini gösteren üniforma ile görev yapan askerî hakim ve savcıların bağımsızlığına üç yaşındaki çocuklar acaba inanır mı? 

5- Bakanlar Kurulu kararına rağmen askerî mahkemeler niçin askerî kışlaların dışına çıkarılmamaktadır?" 

Sayın Hasan Yılmaz'ın elektronik posta mesajı bu; hiç tanışmadığım Sayın Hasan Yılmaz'a bir kez daha teşekkür ediyorum. Elektronik posta mesajında kanun kelimesi yerine tasarı kelimesinin kullanılması mesajın pazartesi gecesi gönderilmesinden, yasanın ise salı günü TBMM'de kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. 

Hasan Yılmaz'ın yorumunda çok ilginç noktalar var; bunlardan birincisi askerî yargının bugünkü yetki çerçevesinde varlığının sürdürülmesinin takdir yetkisinin siyaseten AK Parti'de olduğu konusu. Askerî yargının mevcut anayasal yetki çerçevesi, anayasal olmakla birlikte, hukukun genel ilkeleriyle çelişmektedir ve daha güçlü bir hukuk devleti inşası amacıyla yapılması gereken ilk işlerden biri de çift başlı yargı meselesine radikal bir neşter atmak, Askerî Yargıtay, Askerî Danıştay (Askerî Yüksek İdare Mahkemesi) gibi kurumlara bir nokta koymak, askerî yargıyı sadece ve sadece askerî disiplin suçlarıyla sınırlamak olmalıdır. 


Sayın Hasan Yılmaz'ın da belirttiği gibi bu tür bir yapılanma, demokratik hukuk devletleri içinde, sadece bizde mevcuttur; eski Genelkurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ bu durumun aksini televizyonlarda iddia etmiş ama pek inandırıcı olamamıştır. Türkiye'nin, çağın gereği olarak, bu tür yapılanmalarda demokratik hukuk devletleriyle aynı çizgiye gelmesinde, çift başlı yargıyı kaldırması, askerî yargıyı askerî disiplin suçlarına indirgemesi mecburi gibi durmaktadır. 

İşin çok ilginç bir yanı da söz konusu yasanın görüşüldüğü Savunma Komisyonu'dur; askerî yargıyı ilgilendiren bölümlerle askere alım süreçleriyle ilgili bölümleri ayırıp, askerî yargıyı ilgilendiren yasanın Adalet Komisyonu'nda görüşülüp TBMM'ye indirilmesi daha normal olmaz mı idi? Savunma Komisyonu da başlı başına ilginç bir kurum, bu Komisyon'da Milli Savunma Bakanlığı bütçelerinin bile nasıl kabul edildiği bilinen bir hukuk-siyaset komedisi. Alper Görmüş'ün yeni yayımladığı "İmaj ve Hakikat: Darbe Günlükleri" kitabında eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Sayın Özden Örnek'in bile, 2004 senesinde, MSB bütçelerinin Savunma Komisyonu'nda görüşülmesi konusunda sivil parlamenter Savunma Komisyonu üyelerinin bilgisizliği ve ilgisizliğine nasıl şaştığı ve Örnek'in bile bu duruma nasıl güldüğü çok güzel anlatılmaktadır. En son olarak şunu belirtmek istiyorum: Savunma Komisyonu'nda yasa tasarısı görüşülürken Komisyon üyesi MHP Trabzon Milletvekili Sayın Koray Aydın "Türk ordusunun milletinin göz bebeği olduğunu" ifade ediyor, bendenize de, başka kamu hizmetlerinin, mesela eğitimin, mesela sağlığın, mesela adaletin, göz bebeğimiz değiller ise, vücudumuzun hangi organına tekabül edeceklerini merak etmek düşüyor. İşin şakası bir yana, bir parlamenterin yapabileceği en büyük yanlış, kamu hizmetleri arasında hiyerarşik ilişki öngörmektir, Sayın Koray Aydın'a hatırlatmak isterim. 




Zaman
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.