Türkiye'de anayasa inşa süreci ve Güney Afrika örneği

Dr. Ümit Kardaş

Devlet, totaliter eğilimli otoriter karakteriyle toplumu yukarıdan değiştirmeye kalkmış, toplumun ne istediğini duymak istememiştir. Kurmaca bir hukukla adil yargılanma hakkı çiğnenmiş, devlet bürokrasisi ve elitist çevreler topluma yabancılaşmıştır. Dindarlar, Kürtler, Aleviler, gayrimüslimler, solcular mağdur edilmiştir. Bürokrasi ve siyaset, demokrasi ve özgürlük talepleri bakımından toplumun gerisinde kalmıştır. Toplum içindeki gruplar ve bireyler, kendileri dışında kalanların hak ve özgürlükleri tanınmadan özgür olamayacaklarını anlamışlardır. Hak ve özgürlükleri yeni bir toplumsal sözleşmede güvence altına almak, devleti bu amacı gerçekleştirecek, her türlü etnik kimliğe, dine ve inanca eşit mesafede duran bir aygıt olarak düzenlemek için bireylerin ve toplumun anayasa inşa sürecinde fikirlerini belirtmeleri başlangıç noktasıdır. 'Sekizinci dalga anayasacılık' Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde iç savaş koşullarından çıkmayı ve toplumsal barışı amaçlayan anayasa yapma süreçlerinde yaşandı. Bu anayasalar, toplum içindeki farklı kesimlerin özgürlüklerden eşit olarak yararlanabilmelerinin ilkelerini müzakere süreciyle toplumsal mutabakat sonucu belirledikleri metinler oldular. İnsanların kendi gelecekleri üzerine alınacak kararlarda söylediklerinin dikkate alınması, onları hak ve özgürlükleri kullanmada ve korumada daha istekli kıldı. Süreç odaklı anayasacılıkta ortak yaklaşım, çoğunlukçu yöntem ve usullere itibar edilmeyişi aksine mümkün olan en geniş müzakere ve mutabakat düzlemini oluşturmak üzere gerekli olan katılımı sağlayan süreçleri kurumsallaştırmak olmuştur. Bu konuda Güney Afrika, önemli bir örnek. Heyecan verici ve bize de ilham verecek olan bu örneği aşağıda açıklayacağım.

Demokratik katılımcı anayasa modeli

1994 seçimlerini, Nelson Mandela'nın başkanlığını yaptığı ANC, oyların yüzde 62'sini toplayarak kazanmış ve Parlamento'ya seçilen 490 üye, görevi iki yıllık bir süre içerisinde anayasayı hazırlamak ve onaylamak olan bir Kurucu Meclis (Constitutional Assembly) oluşturmuştur. Müzakere sürecini kolaylaştırmak ve gerekli olan idari desteği sağlamak için de bir Kurucu Meclis idaresi kurulmuş, aynı zamanda Parlamento bünyesinde bu çalışmaları yürütecek çok partili bir Anayasa Komitesi ve bu Komite'ye bağlı olarak altı tema üzerinde çalışacak alt-komite oluşturulmuştur. 1995 Ocak ayında halkın görüşlerini almak için geniş kapsamlı bir iletişim kampanyası başlatılmıştır. Kırsal alandaki nüfus yoğunluğu, "siyah" halkın hiçbir zaman siyasi hak kullanmamış olması, eğitim eksikliği, ekonomik ve kültürel farklılıklar gibi engellere rağmen süreçte amaç halkın bilinçli katılımını sağlamak olarak belirlenmiştir. 10 aylık bir süreçte yoğun bir katılım sağlanmıştır.

Televizyonda, radyoda, ulusal-yerel basında ve afişlerde yer alan reklam kampanyalarında, "[tarihe] izinizi bıraktınız, şimdi sıra fikrinizi belirtmekte" ve "Anayasal haklarınıza karar vermek sizin hakkınız" gibi insanlara bu fırsatın önemini anlatan sloganlara başvurulmuştur. Bu kampanyalarda özel reklam ve iletişim şirketlerinden yararlanılmıştır. 3 aylık süre içerisinde yetişkin halkın yüzde 65'ine ulaşılmıştır. Yaklaşık 1,7 milyon dilekçe toplanmış, elemeler sonucu bunlardan 11 bin öneri çıkarılmıştır.

Hedef kitle süreçle ilgili bilgilendirilirken aynı zamanda eğitilmesi yönünde planlamalar yapılmış, bunun için "Anayasal eğitim programı" geliştirilmiştir. Sempozyumlar çerçevesinde yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte atölye çalışmaları düzenlenmiştir. Burada güdülen amaç, katılanların belirli bir konu üzerinde tartışmalarını sağlayıp uzlaştıkları ilkeleri gözlemlemek, bunların anayasada temsil edilmesini sağlamak ve bu vesileyle halka uzlaşma kültürünü aşılamak olmuş. Böylelikle sürecin daha açık ve daha şeffaf algılanması da sağlanmıştır. Partiler arasında, kültürel ve etnik farklılıklara dayanan, çok derin zıtlaşmalar aşılmış, aynı masada yer alıp ortak bir proje çerçevesinde görüş alışverişi yapmaları sağlanmıştır.

Kamuoyunu sık sık bilgilendirmek için, konuları detaylı ve eğitici bir şekilde sunan "Anayasal Diyalog" (Constitutional Talk) başlıklı bir resmî bülten hazırlanmıştır. 15 günde bir yayınlanan sekiz sayfalık bu bülten yaklaşık, 60 bini abone olmak üzere 160 bin kişiye dağıtılmış, ayrıca bu bültenler taksi ve otobüs duraklarına yerleştirilmiştir. Süreç içerisinde televizyon programlarına katılan Kurucu Meclis üyelerine sivil toplum tarafından sorular yöneltilmesine imkân tanınmış, insan hak ve özgürlükleri, güçler ayrılığı gibi önemli konular üzerinde tartışmalar düzenlenmiştir. Bu 10 aylık süreç sonunda 22 Kasım 1995'te ilk anayasa taslağının yayınlanmasından sonra ikinci aşamaya geçilmiştir. İkinci süreçte müzakereler öncelikli olarak tartışma yaratan ve çok seçenekli ele alınan maddeler üzerine yoğunlaşmıştır. Halkın katılımını kolaylaştırmak ve taslağın içeriğini anlaşılabilir kılmak için "Siz ve Yeni Anayasanın İnşası" başlıklı bir kitapçık dağıtılmış, eğitici posterler hazırlanmış, anayasal diyalog bülteni çoğaltılmış ve "Anayasalar ve Demokrasi" başlıklı broşürler dağıtılmıştır. İkinci süreç içerisinde radyo ve televizyon programları ile internetle yapılan bilgilendirme faaliyetlerine devam edilmiştir. Bu süre içinde yaklaşık 250 bin dilekçe daha alınmıştır. Çözülmesi gereken 68 konu üzerinde çalışmalar devam etmiştir. Sürecin sonuna doğru ölüm cezası, mülkiyet, resmî diller, yargıç atamaları, nispî temsil gibi bazı temel maddeler üzerinde kesin bir karar verilmemiş olmasına rağmen genel bir uzlaşmaya varılarak yeni anayasanın metni, 8 Mayıs 1996 tarihinde Kurucu Meclis tarafından kabul edilmiştir.

Güney Afrika Anayasası'ndan örnek düzenlemeler

Güney Afrika Anayasası'nda, içinde İngilizce, Afrikaans, İsizulu dillerinin bulunduğu 11 ayrı dil resmî dil olarak kabul edilmiş, ayrıca yerli dillerin kullanım ve statüleri tanınmış ve devlete bu dillerin kullanımının geliştirilmesi ve statülerinin korunması için uygulamaya dönük müspet önlemler alması görevi verilmiş. Bütün resmî dillerin aynı ölçüde değer göreceği ve bu dillere eşit muamele yapılacağı belirtilmiştir. Anayasaya göre merkezî hükümet ve bölgesel yönetimler bir bütün olarak, ülke çapında veya bir bölgede kullanım, pratik uygulamalar, ticarî uygulamalar, bölgesel özellikler ile halkın ihtiyaç dengesi ve tercihlerini dikkate almak suretiyle yönetimin amaçları doğrultusunda herhangi bir resmî dili kullanabilirler ancak merkezî hükümet ve her bir bölgesel yönetim en az iki resmî dil kullanmak zorundadır. Belediyeler kendi bölgelerindeki yurttaşların kullandıkları dili ve tercihlerini dikkate almak zorundadırlar. Anayasaya göre herkes dilini kullanma ve kendi seçtiği türden kültürel hayata iştirak etme hakkına sahiptir. Güney Afrika Anayasası'nda topluluk hakları da tanınmıştır. "Kültürel, dinî ve dilsel topluluklar" başlıklı 31. bölümde kültürel, dinî veya dilsel bir topluluğa mensup kişilerin, o topluluğun diğer üyeleri ile birlikte kültürlerinin gereğini yerine getirme, dinlerini yaşama ve dillerini kullanma ile kültürel, dinî ve dilsel birliklerle sivil toplumun diğer organlarını oluşturma, bunlara iştirak etme ve koruma konularındaki haklarının göz ardı edilemeyeceği belirtilmiştir.

Güney Afrika Anayasası'nın "Eğitim" başlıklı 29. bölümünde herkesin resmî dilde veya eğitimin oldukça uygulanabilir olduğu devletin eğitim kurumlarında kendi seçecekleri dillerde eğitim alma hakkına sahip oldukları, bu hakkın uygun bir biçimde fiiliyata dönüştürülerek uygulanmasını garanti altına almak için devletin, mümkün olan bütün eğitim alternatiflerini, her bir ara kurumu dahil etmek üzere gözetirken eşitliği, uygulanabilirliği ve geçmişteki ırkçı ve ayrılıkçı kanun ve uygulamaların sonuçlarını düzeltmeyi göz önünde tutacağı belirtilmiştir. Ayrıca Güney Afrika Anayasası'nda askeri yargıya ve yükseköğretim kavram ve kurumuna yer verilmemiştir.(Zaman)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.