'Yargı reformu yargıda etik kurallarını da kapsıyor'


Dr. CÜNEYT YÜKSEL

AK Parti Mardin Milletvekili

Bugün başta yargı kamuoyu olmak üzere toplumun tüm kesimlerinde adalet sisteminin geç işlediği ve hatta iyi işlemediği yönünde ortak bir inanç vardır. Devlete karşı güven duygusunun zedelenmemesi için bağımsız, tarafsız, adil, hızlı ve en önemlisi etik ilke ve kurallara bağlı işleyen bir yargı sisteminin varlığı tartışılmaz bir gerekliliktir. Bu temel hak, ilk yazılı anayasa olarak bilinen 1215 tarihli Magna Carta Libertatumda; “Kimseye hakkı ve adaleti satmayacağız, menetmeyeceğiz ve geciktirmeyeceğiz” sözleriyle ifadesini bulmuştur.  Toplumun yargı organlarına olan güveninin korunabilmesi, hakkın gerçek sahibine bir an önce tesliminin sağlanması ve uyuşmazlığın taraflarının en kısa süre içinde tatmin edilebilmesi açısından yargıda reform kaçınılmazdır.

Hükümetimiz bu çerçevede, adalet hizmetlerinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi doğrultusunda önemli adımlar atmıştır ve atmaya da devam etmektedir. Son yıllarda başta hukuk ve yargı reformu olmak üzere adalet saraylarının yapılması, ceza infaz kurumlarının uluslararası standartlara kavuşturulması, adli birimlerin kapasitesinin artırılması, insan kaynaklarının nitelik ve nicelik yönünden geliştirilmesi gibi alanlarda önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Son olarak 29 Ocak 2011 tarihinde “Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Adalet Komisyonu’nda kabul edilerek öncelikle Yargıtay ve Danıştay’da daire ve üye sayısını arttırarak kamu vicdanını rahatsız eden iş yükünü azaltmak için, TBMM Genel Kurulu’na gönderildi.


Objektif, tarafsız ve şeffaf yargı

Tüm bu çalışmalar aslında yargıda önemli etik ilkelerden olan etkinlik ve etkililiğin sağlanması ve hesap verebilirliğin arttırılarak saydamlığın gerçekleştirilmesi amacına dayanmaktadır. Bununla birlikte Adalet Bakanlığı tarafından Cumhuriyet tarihinde ilk defa 2010-2014 Adalet Bakanlığı Stratejik Planı hazırlanmış ve yargıda etik ilkelerin belirlenip hayata geçirilmesi bu stratejik planın en önemli noktalarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu stratejik planın hedeflerinden olan “2010 yılı sonuna kadar HSYK’nın; objektiflik, tarafsızlık ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda, uluslar arası belgeler ışığında geniş tabanlı temsil esasına göre yeniden yapılandırılması” reformu Anayasa değişikleriyle harekete geçirilmiştir. Ancak özellikle hakim ve savcıların uyacakları etik ilke ve kurallarının hayata geçirilmesi ile, adliye memurlarının, icra iflas görevlilerinin ve hatta noterlerin uyacakları yargıda etik ilkelerin belirlenmesi hedefi henüz gerçekleşmemiştir. Stratejik Plan’a göre 2012 yılı sonuna kadar “ülkemizde yargı mensupları için etik ilkeleri ve davranış kurallarını derli toplu bir şekilde bir araya getiren ve bunların önemini vurgulayan düzenlemeler” yürürlüğe sokulacaktır.

Yargıda etik önemlidir çünkü yargının amacı, hukuku uygulamak ve adaleti gerçekleştirmektir. Hukuka uygunluk ve adalete ulaşmanın aracı ise, bağımsız ve tarafsız yargıdır. Adil yargılanmanın gerçekleşmesi, büyük oranda, yargının tarafsızlık ve bağımsızlık esasına göre kurumsallaşmasına, yargıda etik değerlerin gelişimine, yargıda kalitenin öne çıkarılmasına ve sürekli eğitimin sağlanmasına bağlıdır.

Yargı reformu Meclis'ten geçti

Kamu yönetiminde etik

Diğer yandan devlette etiğe ve yolsuzlukla savaşım konusuna bir bütün olarak bakacak olursak devlette etik ilkelerin hayata geçirilmesi, üç erkin tabi olacağı etik davranış kurallarının kendi özellikleri göz önünde bulundurularak ayrı ayrı düzenlenmesini, yaptırımlara bağlanılarak etkin uygulamayla hayata geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Kamu yönetiminde ve siyasette etik davranış ilke ve standartları belirlenirken yargıda etiği dışta bırakmak etik altyapının çökmesine sebep olacaktır. Bağımsız ve tarafsız olan yargı, devletin adaletli, dürüst, saydam ve hesap verebilir kılınmasında kilit role sahiptir. Bağımsızlık, yargıyı çıkar çatışmasına yol açacak tüm tesirlerden korumayı amaçlar. Bu nokta, erkler ayrılığı ilkesinin merkezinde bulunmaktadır. Devletin diğer birimleri yargıya hesap verirken, yargı da etik standart ve değerlerle kendini hesap verebilir kılmalıdır.

Devletin tüm erklerinde etik dışı faaliyetlerle etkin mücadele için, aynen yürütme ve yasamada olduğu gibi, yargısal etik ilkelerin belirlenmesi ve ihlallerinin yaptırıma tabi tutulması gereklidir. Günümüzde, görevden ayrılan başsavcıların büyük şirketlerde göreve başlamaları ya da hakimlerin çalıştıkları bölgede avukatlık yapmaya başlamaları gibi çıkar çatışması durumlarına rastlanmaktadır. Diğer yandan hem ilk derece mahkemelerinin hem de yüksek yargının görevlerini ifa ederken herhangi bir siyasi görüş tesirinden uzak olmaları Anayasa tarafından düzenlenmiş yargıda etik ilkelerden tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri gereğidir. Bu çıkar çatışması halleri, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerini zedelemektedir. Bağımsız ve tarafsız olmayan yargı hukuk devleti ilkesine, demokrasiye, insan haklarına ve daha birçok önemli konuya büyük bir tehdittir.

Yargıda etik ilkelerin en önde gelenlerinden bağımsızlık ilkesi, hakim ve savcıların yargısal muhakemelerinde herhangi bir kişisel menfaat altında kalmadan karar verebilmelerini ve kamusal menfaatleri korumalarını öngörür. Siyasette etik için en önemli ilkelerden olan bağımsızlık ilkesi, yasama sürecinde parlamenterin muhakemesinin herhangi bir kişisel çıkar tesiri altında kalmamasını öngörmesinden ötürü bu konuda örtüşmektedir. Etik ilkelerin uygulaması aşamasında ortaya çıkan farklar ise erkler ayrılığından dolayıdır ve daha çok fonksiyoneldir.

2003 tarihli “Birleşmiş Milletler Bangalore Yargıda Etik İlkeleri”, yargıda etik konusunda tavsiye kararı niteliğinde olan uluslararası bir belgedir. Bu etik kodda düzenlenen ilkeler incelendiğinde, siyasette etik ilkeler ile benzerlikler gösterdiği dikkat çekmektedir. Bu noktada bağımsızlık, tarafsızlık, eşitlik, bütünlük, hesap verebilirlik ilkelerinin temelde aynı kamusal çıkara hizmet ettiği göze çarpmaktadır.

Uluslararası standarda uyum

Yargının tarafsızlığı, güçlü ve güvenilir bir yargı sistemi oluşturmak için en az yargı bağımsızlığı kadar hayati önemi haiz bir konudur. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş bulunan “Bangalore Yargı Etiği İlkeleri”nde hâkimlerin tarafsızlığına önemli bir yer verilmiştir. AK Parti hükümetleri tarafından hazırlanan tüm hükümet programlarında yargının bağımsızlığı kadar tarafsızlığı da özellikle vurgulanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yer alan düzenlemeler daha çok yargı bağımsızlığına vurgu yapıyor gibi görünmekle birlikte, bu düzenlemeler içerisinde tarafsız bir yargının unsurları da yer almaktadır.

Türk yargısına tarafsızlık açısından önemli bir eleştiri getirilmemekle birlikte, uygulamadan kaynaklanan bazı hususlar nedeniyle, Anayasa’da ve uluslararası belgelerde yer alan unsurlardan hareketle mahkemelerin tarafsızlığının tam olarak sağlanması ve en az bunun kadar önemli olarak bu tarafsızlığın yargı profesyonellerince içselleştirilmesi ve kamuoyunca doğru şekilde algılanabilmesi bakımından bazı adımların atılması gerekmektedir.

İşte bu adımlardan en önemlisi uluslararası ilkelere uygun olarak düzenlenecek ve yaptırım mekanizmalarıyla desteklenecek yargıda etik ilke ve prensiplerinin belirlenmesi, bu ilkelerle ilgili bilinçlendirme çalışmalarının bir an önce yapılmasıdır. Böylece bağımsız, tarafsız, adil, hızlı ve etik ilkelere bağlı olan bir yargı sistemine ulaşma hedefimiz gerçek olacaktır.


Star

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.