banner487

“Z” NESLİ AVUKATLAR
banner488

Günümüz toplumlarını var eden insan topluluklarına kuşak denilmektedir. Bu kuşaklar (X Y Z Kuşakları) belirli özellikleri açısından farklılıklar gösterirken sosyal hayatta bir çok çatışmaları da beraberinde getiriyor. X Y Z kuşaklarının oluşumuna zemin hazırlayan ana faktörleri “Yokluk ve Zorluk Yılları”, “Teknolojinin İvmelenmesi” ve “Teknolojiyle Doğmak” diye sıralayabiliriz.

*

Şu anki iş hayatlarında deneyimli ve çoğunlukla yönetici konumlarında olan X kuşağı; iş hayatlarında deneyim kazanma yolunda ilerleyen ve bir kısmının iş hayatının başlarında, bir kısmının ise ortalarında yer aldığı Y kuşağı; henüz yeni doğanlardan başlayıp lise hayatlarının son yıllarına doğru olan Z kuşağı… Tüm bu X Y Z kuşakları dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyor.

Y kuşağının diğer adının “Milenyum Kuşağı”, Z kuşağının ise; “Kristal Kuşağı” olduğunu önceden belirtmek istiyorum; zira konunun ilerleyen bölümlerinde bu terimler üzerinden de anlatım yapacağım.

X Kuşağı Öncesi

Tüm bu X Y Z kuşakları haricinde “Sessiz Kuşak” ve “Bebek Bombardımanı” denilen 2 kuşak daha vardır:

- 1925-1944 arasında kalanlar SK (Sessiz Kuşak),
- 1945-1964 arasındakiler ise; BB (Bebek Bombardımanı) olarak nitelendiriliyor.

Genellikle X kuşağının anneleri, babaları, dedeleri ve babaanneleri bu jenerasyonu oluşturuyor. Bu kuşakların nüfusa oranlarının diğer kuşaklara nazaran düşük olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur. X Y Z öncesini de hafızamızda yer ettiğimize göre asıl konumuza başlayabiliriz.

X Kuşağı (1965-1979)

Bu kuşağın temsilcileri annelerimiz ve babalarımız tarafından oluşmaktadır. 1965 yılı ile 1979 yılları arasında doğanlara X nesli olarak tabir ediliyor. Teknolojinin gelişmemiş olduğu bir zaman diliminde dünyaya gelmişler ve şimdiki teknolojiye ayak uydurmaya çalışıyorlar, hatta annem ve babam çoktan ayak uydurdu teknolojiye (özellikle akıllı telefona). Şu anki çağ onları teknolojiye adapte olma konusunda ister istemez zorluyor.

Henüz o yıllarda bilgisayar iş hayatında kullanılmıyordu. Bir ofis çalışanını göz önünde bulundurursak; tüm kayıtların kalın kalın dosyalarda tutulduğu, yazışmaların daktilo ile yapıldığı ve faks çekmenin yaygın olduğu bir dönemdi (Hala kullanılmaya devam ediyor).

*
Bu dönemin insanlarıyla bizler (Y ve Z kuşakları) arasında büyük farklıların olması çok da şaşılacak bir şey değil elbette. Teknolojiyi sonradan görmüş bir kuşak kendileri. Pikapların, teyplerin olduğu bir teknolojiden geldiler; şu anki teknoloji belki de başlarını döndürüyor olabilir ama ayak uydurmaya çalışıyorlar ve alıştılar diyebiliriz bence.

Bahsettiğimiz X kuşağının belli başlı özelliklerine baktığımızda büyüklerimizi nasıl da temsil ettiğini görebiliriz:

- Otoriteye ve kurallara saygılı olduklarını görebiliriz. Çoğu için belki de “eski kafalı” yakıştırması yapmışızdır.

- Genellikle iş yerindeki çalışma saatlerine uyumlu olduklarını görebiliriz. Geçmişteki kriz yıllarında yokluğun ve zorluğun ne demek olduğunu bildiklerinden olsa gerek.

- Büyük teknolojik devrimler gördüklerinden az evvel bahsetmiştim. Şimdiki teknolojiye ve internete ayak uydurmaya çalışırlar ve başarırlar da yani.

- X kuşağı disiplini seven bir yapıdadır. Nasıl olduğunu anlamak için (eğer bir Y yada Z isen) kendine bak ve kıyasla.

- Çalışmayı sever bu kuşak. Bizim gibi tembel değiller yani.

Şapka kurucusu Müge Çevik, X kuşağını şöyle tarif ediyor:

“X kuşağı, iş hayatına girdikleri dönemde iş olanakları nispeten kısıtlı olan, iyi eğitime ve yabancı dil bilgisine sahip kişilerin daha az olduğu bir dönemden geliyor. Bu dönem işveren odaklı ve çalışanın kendinden önce şirket menfaatlerini koyduğu bir dönem olarak görülüyor. Ayrıca X kuşağının karakteristik özelliklerinin, belirli çalışma saatleri, çok çalışma, mevcut şartlarla yetinme ve uzun yıllar aynı şirkette çalışarak kendine sağlam bir yer edinme gibi motivasyonlar içerdiği görülüyor. Y kuşağı ise zamanın getirmiş olduğu yenilikler ile yüksek eğitim düzeyi, yabancı dil bilgisi ile donanımlı, çalıştığı şirkete fayda sağlamanın iki yönlü bir ilişki olduğunu düşünen, taleplerini açıkça ifade eden bir kuşak.”

Y Kuşağı (1980-1999) – Milenyum Sakinleri

Evet, çok önemli bir kuşak ile karşı karşıyasınız. Bunun en önemli sebebi: Y’nin, X ile Z arasında köprü vazifesi görüyor olması. X ile Z arasında kalmış ve her ikisiyle de anlaşabilen fakat en çok farklılığı X ile yaşayan bir nesil, milenyum sakinleri. Çünkü X gibi teknolojiyi yetişkinlikte değil, çocukluklarında görmeye başlamışlar ve hemen adapte olmuşlardır. Bu yönleriyle teknolojik olarak donanımlı bir kuşak ortaya çıkmıştır.

*
Bu yıllarda bilgisayarın henüz yaygınlaştığını, 90’lar sonlarındaysa internetin gelişmeye başladığını söyleyebiliriz. Bunun bir sonucu olarak milenyum sakinleri, çocukluklarında internet ve bilgisayarla tanışmış oldular; fakat o zamanki internet dünyası şimdiki gibi geniş çaplı değildi. Bundan kastım: msn, yahoo gibi platformlar hariç sosyal medya patlama yapmamıştı (Anlayacağınız bizler kristalleşemeden büyüdük).

Y kuşağının bir takım özelliklerini sıralayacak olursak:

- X kuşakları tarafınca uyumsuz bulunduklarını söyleyebiliriz.

- Otoriteyi ve uzun çalışma saatlerini sevmemesi, uyumsuzluğun başlıca nedenlerinden.

- Kendilerini çabucak ispat etme eğilimlerinin olması, gerçekçi olmayan taleplerinin olması bu uyumsuzluğun başlıca nedenleri arasında.

- Daha iyi harcayabilmek için çalışmak felsefesini taşırlar. Kendime bakıyorum da evet, kesinlikle.

- Bu kuşağın çocukları grup çalışmasına olan yatkınlığıyla biliniyor. Beyin fırtınası da bu yatkınlığa ekleniyor.

- Arkadaşlık kurma yollarına bakıldığında hem sanal hem de yüz yüze görüşmeyi tercih edebiliyorlar. Az önce bahsettiğim gibi, bir köprü vazifesi görmekte milenyum kuşağı.

- Karşıt görüşleri acımasızca eleştirebilirler.

- Genel olarak sabırsızlık da bu kuşağın en büyük özelliklerinden biri.

- Değişime ayak uydurabilen bir nesil Y kuşağı. Bununla ilgili Hilal Suerdem’in söylediklerine bakalım:

*

Y KUŞAĞI DEĞİŞİME AYAK UYDURUYOR

“Çalışanlarımızın yüzde otuz dördü X, yüzde altmış dördü ise Y kuşağı. Disiplini, otoriteyi seven X kuşağına nazaran, Y kuşağı otoriteden hoşlanmıyor. Bu nedenle çok fazla iş değiştirebiliyorlar. Değişime ayak uydurabilmede Y kuşağı, X kuşağına göre daha başarılı. Kuşak çatışmalarının önüne geçebilmek için X kuşağındaki yöneticilerimize liderlik eğitimleri veriyor, Y kuşağını tanımalarını sağlıyoruz. Şirket içi kurallarımız yazılı ve herkesi kapsıyor.”

Tüm bu özelliklere baktığımda tipik bir milenyum sakini olduğumu yeniden keşfediyorum. Ayrıca:

Şapka kurucusu Müge Çevik, Y kuşağını şöyle tarif ediyor:

X KUŞAĞI TEDİRGİN Y’NİN GÖZÜ KARA

“X kuşağı sorumluluktan yorulmuş, işin tüm hayatlarını ele geçirmesinden şikâyetçi. Y kuşağı ise, istediğini tam bulamadığını veya ofis ortamının çok sıkıcı geldiğini vurgulayarak bize geliyor. X kuşağı kariyerini planlarken tedirgin, Y kuşağı ise gözü kara ve hovarda. Kuşak çatışmasını önlemek mümkün değil ama kilit nokta açık iletişim ve saygı.”

Z Kuşağı (2000-2020) – Kristal Nesil

Çağımızın yeni bireyleri, son bir kaç yılda sosyal ortamlarda kendilerini göstermeye başlayan kristal kuşak sakinleri. Diğer kuşaklara göre en büyük özellikleri, teknolojiyle anılıyor olmaları. Çevrenizde görüyorsunuzdur belki de, 1 yaşındaki çocukların ellerinde akıllı telefonlar, tabletler… Zararları var mı? Elbette erken yaşta teknolojik cihazla tanışmaları belirli gelişim problemlerine neden olmakta.

Bu kuşak, teknolojiyle doğmasının yanında, sosyal hayatı internet üzerinde yaşıyor. Arkadaşlıkları genellikle sanal ortamlardan edinilmiş arkadaşlıklar. Yüz yüze görüştüğü arkadaşları olsa dahi, bir kafeye gittiklerinde bile sosyal medyadan ellerini eteklerini çekemiyorlar. Tabii bunlar birer genelleme. İstisnai durumlarda olan kristal sakinleri de vardır mutlaka.

*

Aynı anda birden çok iş ile meşgul olabilir misiniz? Bu kolay bir şey değil elbette ama onların bu özellikleri çok meşhur ve X kuşakları tarafınca “saygısızlık” olarak nitelendiriliyor. Eğer tek bir işte alabildikleri verimi, çoklu iş ile alabiliyorlarsa mükemmel; aksi takdirde hayatlarında büyük problemlere yol açabileceğini düşünüyorum.

Bu zamandaki internetin en büyük özelliği, bilgiye ulaşmanın yanı sıra, aynı zamanda bilgiyi üretebiliyor olman ve onu sergileyebilmen. Z kuşağının da böyle bir dünyada gözlerini açmış olması, hayatlarında amaca giden yolun teknolojiden geçmesine sebep oldu. Sosyal medya ise “Teknolojinin Z kuşağında pekiştirilmesi” diye tabir edilebilir sanırım.

Haydi, birlikte kristal kuşağın çocukları hakkında varılmış tüm yargılara göz atalım:

- Yüksek IQ seviyeleri vardır.

- Sosyalleşme biçimleri internet üzerinden olmaktadır.

- Sabırsız karakterli olmaları ve aynı anda birçok işle meşgul olabilmeleri.

- Yaptıkları işte odaklanma süreleri çok kısadır. Bu yüzden yaptıkları işten çok çabuk sıkılırlar.

- Bu kuşak geleneksellikten çok uzaktadır.

- Bu kuşak bireylerinin kompleksiz oldukları söylenir. Söylemek istediklerini karşı tarafa direkt söylerler.

- Kristal kuşağın en büyük problemlerinden biri azimsiz ve hırssız olmaları. Eğer iş hayatlarında Y kuşağı gibi kendilerini hemen ispatlama eğilimleri olursa başarılı bir nesil olacağı kuşkusuz görünüyor.

Sonuç olarak X Y Z Kuşakları : 

X Y Z kuşakları arasındaki bu özelliklerin değişkenlik göstermesi nesil farklılıklarını da meydana getirdi. Bu farklılıklar da kuşaklar arası çatışmalara sebebiyet vermekte.

En az çatışmanın olduğu nesiller hangileri? Bu zor bir soru; çünkü bu sosyal ortamlara göre değişkenlik göstermekte. Eğer bir modelleme yaparsak ve değişkenleri de sadece okul ve iş hayatı olarak belirlersek otoriter ve kuralcı olan X kuşağının bizlerden oldukça şikayetçi olduklarını söyleyebiliriz?

“Tüm bu kuşakların varlığı dikkate alındığında, dünyadaki her insan için bunun ne kadar kapsayıcı olduğunu düşünüyorsunuz? Farklı sosyal sınıflardan olan her bireyin sadece X Y Z kuşaklarından ibaret olması mümkün mü?” gibi soruların yanıtlarını da sizlere bırakıyorum.

Aşağıya, kuşak araştırmacısı olan Evrim Kuran’ın “Yeni Kuşakları Anlamak” üzerine yapmış olduğu konuşmayı bırakıyorum ve konuyu daha iyi anlamak üzere izlemenizi tavsiye ediyorum.

https://unifestal.com/free/x-y-z-kusaklari/

“ Z ” nesli, müstakbel Avukatlar, şu anda 18 yaşındalar ve muhtemelen de Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencileri. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümü olan 2023 yılında da, ülkemizin ilk “ Z ” nesli Avukatları görevlerine başlayacaklar, beklentileri neler ve onları neler bekliyor, bekleyip göreceğiz.

Avukat Ersen UYAR / hukukihaber.net

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AVUKAT değil HUKUKÇU olmak lazım 6 ay önce

Z Kuşağını göklere çıkarmışsınız sayın Z kuşağı avukatı üstadım. Ö kuşağını unutmayın. Yerin altındaki kuşağı! Onlar içinde xyz kuşağını cebinden çıkaracak çok hukukçu vardı.