Elime bir evrak geçti. Bir Cumhuriyet Başsavcılığı, İdari İşlere “Dışarıdan Sipariş Verilmemesi Hakkında” başlıklı bir talimat göndermiş.

Metni şöyle:

“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan kontrollerde Adliye çalışanları tarafından tepsi içerisinde çorba, sulu yemek ve kebap gibi hazır yemek siparişleri verildiği görülmüştür.

Bu yemek siparişlerinin giriş kapılarında güvenlik kontollerinde yeterince aranamaması nedeniyle güvenlik zaafiyeti oluşturduğu, servis elemanlarının aranmasının kolluk görevlilerine fazladan iş yükü getirdiği, bu durumun gözden kaçmalara sebebiyet verebileceği,ayrıca dışarıdan söylenen yemekleri getiren servis elemanlarının asansör önlerinde yığılmalara neden olduğu, asansör içinde yemekler nedeni ile kötü kokuların oluştuğu ve kirli yemek tabakların, tepsilerin birimlerin kapı önlerine bırakıldığı, bu kirli yemek tabaklar ve kirli tepsilerin etrafa kötü koku yayarak göze hiç hoş gelmeyen görüntüler oluşturduğu tespit edilmiştir.”

Ne kadar mantıklı değil mi! Evet öyle cidden. Son cümleye kadar ama.

Devam ediyorum:

“BU NEDENLERLE DIŞARIDAN YEMEK SİPARİŞİ VERİLMEMESİ HUSUSUNUN HAKİM-SAVCI DIŞINDAKİ TÜM PERSONELE TEBLİĞİ RİCA OLUNUR.”

Evrakı okuyunca tabi beni aldı bir düşünme, kafamda deli sorular….

Mesela güvenlik zaafiyetinden başlayalım. Memurun sipariş ettiği yemekler tam olarak aranamıyorsa Hakim Savcının sipariş ettiği yemek nasıl aranıyor? Sonuçta memur sayısı ne kadar çoksa Hakim Savcı sayısı da azımsanmayacak kadar çok… Ya da yemek siparişini alan şirket, yemeği memurun ya da hakimin sipariş ettiğini nasıl ayırt edebiliyor?Ya da ayrıt etse dahi “Hmmm bu katibinki, o zaman buna bomba koymalıyız” mı diyorlar? Yani hakim savcının sipariş ettiği yemeğin güvenlik zaafiyeti yaratmadığını nasıl ispat edebiliyoruz bunu anlayamadım bu bir.

Sonra sipariş elemanlarının aranmasının güvenliğe fazladan iş yükü oluşturması hususu ayrıca kafamı kurcaladı. Ne bileyim sonuçta vatandaşın da avukatı varken duruşmaya gelmesi şart değil. Yakında o da yasaklanmasın? “Vatandaş bize ekstra iş yükü çıkarıyor, zaten koridorlara kapılara çip koyduk çipi takmayan giremiyor, fazlalık yapan adliyeye gelmesin!!” Ya da yakında avukatlara kaleme gelmeyın UYAP var işte UYAP’tan yollayın evrakınızı fazladan hem iş yüküsünüz hem de sorun çıkarıyorsunuz adliyeye girişiniz yasaklandı” falan ….. Düşünceli Başsavcı…. Güvenlik görevlisini düşünüyor, keşke ağır iş yükü altında ezilen memuru da bu kadar düşünde bu iki.

Devam ediyorum, asansör önünde ben açıkçası hiç sipariş elemanına rastlamadım çünkü siparişler öğle arasında veriliyor. Ya ben öğle arasında çıkmış oluyorum adliyeden ya da  yemekhanede oluyorum. Genelde adliye boş oluyor o saatlerde. Asıl bu Başsavcı mesai saatleri içerisinde yaşanan yığılmalara karşı bir çözüm üretmek ister mi ben onu düşünüyorum. Bazen duruşmama adliye içinde geç kalıyorum, neden, çünkü asansör gelmek bilmiyor. Gelen asansöre binilmiyor. Açıkçası ben bu yazıyı okuyunca gözümde bir ordu sipariş elemanın ellerinde kırmızı turuncu amblemlerin olduğu dürüm kokulu poşetlerle, Allah Allah nidalarıyla adliyeye koşarak girdiklerini, asansörlere doluşarak kalemlere dağıldıklarını falan canlandırdım gözümde. Neyse sonuçta asansörlerdeki yığılmaların sebebini anlamış olduk; sivil sipariş elemanları bu üç.

Yemeklerin kötü kokması, tepsilerin ortalıklara bırakılması ve göze hoş görünmemesi konusunun ele alınış biçimi de beni ayrıca benden aldı. Hakim Savcının yediği yemeğin boş kabı da kendileri gibi gül mü kokuyormuş? Ya da tepsileri kapı önüne koymayın diye bir uyarıda bulunmak yerine bu uyarıyı memurun anlamayacağını düşünmüş olacaklar ki toptan yasaklamayı tercih etmişler bu dört.

Acaba memurun da hakim - savcı gibi kebap yiyor olabilmesine içlenmiş olabilirler mi? Sonuçta hakim - savcı kim memur kim değil mi?

Son bir seçenek daha geliyor aklıma, memurun dışarıdan sipariş vermesi adliye yemekhanelerinin ihalelerine tonlarca para dökenleri rahatsız etmiş olabilir mi? Sonuçta adliyenin demirbaşı olan memurun  hergün yemekhaneye gitmesi halinde yapılacak ciro ile dışarıdan sipariş verdiği zamanki arasında ciddi fark olacaktır bu beş.

Yeterince iğne batırdıysam, sonuç bölümüne geçeyim.

Böyle bir yasak uygulanacaksa ya herkese uygulanmalı ya da kimseye uygulanmamalı. Böyle çifte standart olmaz! Hakim Savcı, Memur ve Avukat mesai arkadaşıdır. Bu tip kayırmalar artık hepimizin gözüne batıyor. Canımızı sıkıyor. Bilginize.


(Bu köşe yazısı, sayın Av. Feyza Altun tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adalet bakanligi calisani 2 yıl önce

Adalet Bakanligi denince akla hakim ve savcidan baska personel gelmiyor. Canlari isteyince maddi konular basta olmak uzere hakim savcilar isin icinde, canlari istemeyince haric tutulup tum sorumluluk diger calisan personele yukleniyor. hakim savci disindaki personel umrunda degil malesef bakanligin.

Avatar
Av. Ebru Ekşioğlu 2 yıl önce

Kesinlikle katılıyorum.