'Avukatlıktan hakim ve savcılığa geçiş uygulaması yaygınlaştırılmalı'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle;

Sözlerimin hemen başında bu sabah kaybettiğimiz Hasan Celal Güzel ağabeyimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Devlet, siyaset hayatımıza her zaman hizmetlerini saygıyla hatırlayacağımız Hasan ağabeyimiz çalışmalarını heyecanla sürdürüyordu. 

FETÖ'nün en çok hedef aldığı kurumların başında adalet teşkilatımız geliyordu. Zira onun için her şey orada başlıyor, orada bitiyordu. İçindeki FETÖ'cüleri en hızlı ve kararlı şekilde temizleyen kurum yine adalet teşkilatımız oldu. Bu temizliğin yol açtığı boşluğun doldurulması konusunda atılan adımları en başından beri takdirle takip ettim, ediyorum. Fakat ben bittiğine henüz inanmıyorum. Daha çok çalışacağız. Kim bilir, nerelerde daha neler çıkacak. Adeta metastaz yapmış, bunların temizlenmesi gerekiyor.  

AVUKATLIKTAN...

Hakim ve savcı olarak atanacak kişilerin önce ciddi deneyim sahibi olmasına özel önem verilir. Avukatlıktan hakim savcılığa geçiş uygulamasını yaygınlaştırarak sürdürmemiz gerektiğine inandık ve bu adımı attık. Bu konuda zaten kat etmemiz gereken daha çok mesafe var. Çalışmaları ideal hakim ve savcı sayısına ulaşana kadar devam etmeliyiz. 

Adalet devletin de toplumun da, beşeri münasebetlerin de taşıyıcı sütunudur. Kanunların hazırlanmasından, mahkemelerdeki uygulamalara kadar her aşamada çok ciddi titizlik göstermek gerekiyor. Devletler ve milletler adalet üzerinde yükselir veya adeletsizlik batağında boğulur giderler. Adalet daima bizim önceliğimiz olmuştur.

Ülkemizde adalet hizmetlerinin hukuka uygun şekilde yürütülebilmesi konusundaki hassasiyetimiz bugüne mahsus değildir. 2002'de milletimize Türkiye'yi eğitim, sağlık, adalet, emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Önce vesayet güçlerinin, ardından FETÖ'nün tüm tuzaklarına rağmen her iki alanda da önemli mesafe katettik.

ALTYAPI GÜÇLENDİRMESİ

Adalet teşkilatımızın altyapısını güçlendirme konusundaki en önemli çalışmalardan biri de inşa ettiğimiz 235 adalet sarayıdır. Fiziki şartlardaki gelişmeyi şu örnek çok iyi ifade edecektir. 2002'de 600 bin metrekare bile değilken şimdi bu rakam 3 milyon 800 bin metrekarenin üzerine çıktı. Projeler bittiğinde 6 milyon metrekareye kadar ulaşmış olacak adliyelerimizin büyüklüğü. İnsan hakları reformları sayesinde hem vatandaşlarımıza karşı gönlümüz ferahtır hem de uluslararası alanda hiçbir ciddi sıkıntıyla karşılaşmıyoruz.  

Ceza infaz kurumlarımızı da yeniledik, modernize ettik. Vatandaşlarımızın adalet hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması da bir başka önemli hizmet olmuştur. Ülkemizde adalet hizmetlerinin lafzı ve ruhu ile hakettiği yere gelmesi için her türlü çabayı gösteriyoruz. 

Türkiye, Fırat'ın kıyısında kaybolan kuzunun sorumluluğunu üzerine taşıyan yöneticilere, bunun hesabını soracak hakim ve savcılara sahip olduğu müddetçe millet olarak kimse sırtımızı yere getiremez. Cumhurbaşkanı olarak adalete uygun davrandığınız, milletimize hizmet yolunda çalıştığınız sürece daima yanınızda olduğumu bilmenizi isterim. 

Çevremizdeki komşularımızın başı dara düştüğünde birilerinin yaptığı gibi sınırlarımızı kapatıp kendi keyfimize bakmadık. Suriye'den 3.5 milyon, 500 bin Irak'tan, bunların hepsi bizim misafirimiz oldu. Bu riskin altına girmekte bir an bile tereddüt etmedik. Hiç kimseyi zalim rejimin veya terör örgütlerinin eline bırakmadık. Eğitim, sağlık başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşıladık. Ülkemizdeki sığınmacılara sağladığımız bu imkanlar her türlü takdirin üzerindedir. Bize verilen sözler ise maalesef tutulmamıştır. Serbest dolaşım söylendi, yapılmadı. 3 milyar avro + 3 milyar avro destek söylendi, kasamıza giren 850 milyon avrodur. Bu da Kızılayımıza, AFAD'ımıza gelen dolaylı destektir. Adeta yokuşa sürüyor. Vereceksen ver. Bizi oyalama. Bu milletin bir şahsiyeti var, izzeti var, onuru var. Bunlar böyle alışmışlar ve kapılarında süründüreceklerini sanıyorlar. Biz asaletimizden asla taviz vermeden çalışmalarımızı yaptık. İkinci dilimi konuşuyorlar ama biz daha birincisini tamamen alabilmiş değiliz ki. Pazartesi günü Varna'da bir araya geleceğiz. Bütün çekilen resimleri ortalarına, video çekimleri önlerine koyacağım, buyur diyeceğim. Verecekseniz verin, vermeyecekseniz dürüst olun, "veremeyeceğiz" deyin. İlla proje diye ısrar edilmesini biz iyi niyetle bağdaştıramıyoruz. Paranın üzerine yatacaklarsa kendileri bilir. Varna'da bunları tekrar önlerine koyacağız. 

Afrin'de olayı gördünüz, Fırat Kalkanı Harekatı'nda gördünüz, buralarda bize verdikleri sözü tutmadılar. Obama ile defaatle konuştum, Fırat Kalkanı Harekatı'nda. Ne yazık ki bizim kendilerinden talep ettiğimiz silahları vermedikleri gibi oyaladılar. Biz kendimiz harekatı yaptık. 2 bin kilometre karelik alan kontrolümüzde. 140 bin bölge insanı oraya döndü. Güvenliği de biz sağlıyoruz. Hastaneleri, camiler, okulları ile gerekli desteği veriyoruz. 

Afrin'de de baktık ki bunlar dinlemiyor. Artık biz sürekli Hatay'a, Kilis'e yapılan roket atışları neticesinde biz buraya da gireceğiz dedik ve Afrin'e de girdik. Hep diyordum ya "bir gece ansızın gelebiliriz" diye. Geldik ve işi bu noktaya getirdik. O tünellerdeki silah ve mühimmat depolarını gördünüz, koalisyon güçlerinin silahlarına varıncaya kadar orada duruyor. Bunu kime karşı kullanacaklardı, NATO'da beraber olduğunuz Türkiye'ye karşı. Kendi göbeğimizi kestik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet 1 ay önce

Kamuda yıllardır çalışan hukuk fakültesi mezunları var. Bunlar olgun değil mi?