'Hukuk, terörü yaratan mahkeme kimliğine büründü'
AYM'YE DE ELEŞTİRİ  
Ülker, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Ak Parti'yi "laik ve demokratik cumhuriyet niteliğine aykırı demesine rağmen kapatmadığını" belirterek, "Demokratik olmayan partiye demokratik hükümet, laik olmayan hükümete laik hükümet görevi yüklenmiştir. Sadece sandıkla demokrasinin olmayacağı 12 Eylül'de görülmesine rağmen şimdi üstelik Anayasa Mahkemesi kararıyla aynı tablo yaşanır olmuştur" dedi.

GELMEYEN BAŞKAN VE BAŞSAVCIYA SİTEM
2010'da Yargıtay'ın üye ve daire yapısının değişmesinin ardından sert tepki gösteren ve yeniden aday olmayıp daire değişikliği ile Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyeliğine geçen Ersan Ülker dün yaş haddinden emekliye ayrıldı. Veda törenine Yargıtay Başkanı Ali Alkan ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil katılmadı. Ülker, onur belgesini Yargıtay 1. Başkan vekili Mahmut Bilgen'in elinden alırken,  "Bu belgeyi törene gelmeyen sayın Başkan'ın geçerli mazereti olduğunu düşünerek kabul ediyorum" diye sitem etti. Başsavcı vekili Mehmet Ekmekçi de Başsavcı adına 11 yıl da savcılıkta çalışan Ülker'e hediye sundu.

HÜKÜMET YARGIYA MÜDAHALE ETTİ
Ülker konuşmasında, Hükümet'in önce yargıyı, 2010 referandumu ile yüksek yargıyı ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu ele geçirerek, hakim ve savcıların tamamını yeniden atadığını ve 12 Eylül'ü aratmayan yeni bir yargı modeli yarattığını, AYM'nin etkin denetlemek bir yana neredeyse yasaları denetleyemez hale geldiğini öne sürdü. Ülkede yargı birliğinin bozulduğu eleştirisi de yapan Ülker özetle şunları söyledii:

MAHKEMELER HUKUK TERÖRÜ YARATIYOR
"Daha önce güvenlik unsuru gibi görülen bu mahkemeler şimdi ise terörle mücadele eden değil adeta hukuk terörü yaratan mahkeme kimliğine bürünmüştür, adil yargılamadan uzaklaşmışlardır. Uzman mahkeme diye kurulan bu mahkemelere adeta atanmakla uzmanlık gerçekleşmiş. DGM'lerden sonraki süreçte DGM'lerin yerine kurularak örgütlenen en son terör mahkemeleri de dahil olmak üzere bu her üç mahkeme yapıları ve uygulamalarına ülke genelinde bakıldığında artık bu mahkemelere neredeyse muhalefet şerhi yazacak bir yargıç dahi kalmamış tek tip bir yargı yaratılmıştır. Türkiye hukuk devleti ile bağdaşmayan ve bu çağa yakışmayan bu mahkemelerden bir an önce kurtulmalıdır.

ANAYASA MAHKEMESİ İKTİDAR GÖREVİNİ KALDIRMADI
İktidar parti hakkında açılan kapatma davasında Anayasa Mahkemesi, demokratik ve laik cumhuriyete aykırılığın odağı olarak nitelendiği iktidar partisinin eylemlerini ağır bulmayarak, Hükümet görevini yürüten bu partiyi hazine yardımından yoksun bırakmış laik ve demokratik cumhuriyet niteliğine aykırı demesine rağmen bu partinin iktidar görevini yürütmesinde aykırılık görmemiş, demokratik olmayan partiye demokratik hükümet, laik olmayan hükümete laik hükümet görevi yüklenmiştir. Sadece sandıkla demokrasinin olmayacağı 12 Eylül'de görülmesine rağmen şimdi üstelik Anayasa Mahkemesi kararıyla aynı tablo yaşanır olmuştur.

AYM VARLIK NEDENİNİ KAYBEDİYOR
2010 değişikliğiyle neredeyse AYM varlık nedenini kaybetmek üzeredir. AYM Başkanı'nın bir konuşmasındaki 'evlenme vaadiyle kandırıldık' söylemi çok manidardır. AYM'nin yokluğu Türkiye'ye neleri yaşatmıştır. Türkiye artık aynı şeyleri yaşamamalıdır, yaşamayacaktır. O nedenle AYM'nin varlık nedenini gözetmesi gerekir.

SANDIK AK PARTİYİ AKLAMAYA YETMEZ
İktidar partisi AYM kararı aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmamıştır. RP kararı gözetildiğinde, Türkiye için RP kararında vurgulanan hususların çok daha fazlasını iktidar partisi hakkındaki kararda mevcut olduğu görülmektedir. İktidar partisi ben bu kimliğimi değiştirdim, bu kararı kaldırın diye AYM'ye de başvurmamıştır. Bu tabloda AYM kararında vurgulanan kimliği sürmekte, kararda sayılan ve gösterilen aynı eylemler tekrarlanmakta ve daha da artmakta, sandık süreci de o kimliğini aklamaya yetmemektedir. Aynen 1982 yılındaki halkoylamasının anayasayı demokratik kılmadığı gibi.

BEŞ DAKİKADA DOSYA BAKILIYOR
2010 yılı verilerine göre bir dosya 7 dakikada incelenirken, 20912 verilerine göre bir dosyaya ayrılan süre 5 dakikaya inmiştir. Bir dosyaya üstelik son aşama olan temyiz denetiminde ayrılan bu zaman dilimi gözetildiğinde Yargıtay'da nitelik mi artmış adil yargılanma ortamı sağlanmış çözülen ne olmuştur.

ADALET TANRIÇASINDAN KAÇMAYIN
Yargıtay'ımızın önünde ana kapıda adalet tanrıçası heykeli durmaktadır. Bu heykelin konulmasının amacı manevi yönden hukukun üstünlüğüne olan bağıda ayrıca sergilemektir. Ancak binada öyle bir konumlandırma yaratılmıştır ki, bu heykelin yanından neredeyse geçilmez olmuştur. Oysa adalete adalet tanrıçasına sahip çıkacak olan bizleriz. Maksatlı olmasa da adeta tavır alırcasına ortaya çıkan bu tablonun aksini yansıtmak için hepimizin bir davranış modeli olarak adalete sahip çıktığını göstermek için adalet tanrıçasından kaçmadan o kapıdan binaya girip çıkmamız gerektiğini de düşünüyorum.”



Oya ARMUTÇU / HÜRRİYET
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.