'Savunma ve barolar susmayacak, susturulamayacak!'
İşte o mesaj;

5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

İnsanlığın ilk günden bu yana arayışı, mücadelesi, eşit, haklarına saygılı, ülke bir yönetim anlayışı içerisinde , insan haysiyet ve onuruna yakışan bir biçimde varlığını sürdürebilmek olmuştur.

İnsanlığın ilk günden bu yana arayışı, mücadelesi, eşit, haklarına saygılı, ülke bir yönetim anlayışı içerisinde , insan haysiyet ve onuruna yakışan bir biçimde varlığını sürdürebilmek olmuştur.

İnsanların hak arayışında, adalete erişiminde, hakkaniyete uygun bir yönetimin şekillenmesinde dört bin yıllık geçmişi, kazanımlar emek ve mücadele ile elde edilmiş olan Avukatlık Mesleği bulunmaktadır.

Avukatlığın amacı; hukukî münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukukî mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezrinde sağlamaktır. Avukat, bu amaçla hukukî bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Avukat, asla dosyanın tarafı değildir. Avukat, meslekî bilgi ve deneyimlerini hukukî sorunlar yaşayan insanlara sunan kişidir. Bu nedenle avukatları, dosya ile özdeşleştirmemek ve onlara taraf gibi bakmamak gerekir. Avukatı dosya ile özdeşleştiren zihniyet; adliye koridorlarında, haciz ve keşif mahallerinde, bürolarda avukatlara sözlü ve filli saldırılarda bulunmakta hatta daha da ileri gidilerek kesici, delici âlet ile yaralama ve maalesef öldürme olaylarının da yaşandığı bilinen bir gerçekliktir.

Yurttaşlarımızın, dosya ile avukatları özdeşleştirmemesini ve avukatlara yönelin sözlü, fiili saldırılardan kaçınmaları gerektiğini hatırlatmak bir zorunluluktur.

Yurttaşlarımızın en çok mağdur olduğu konulardan birisi de iş takipçileri ve aracılar ile yürüttükleri hukukî sorunlarıdır. Öncelikle kanun işlerinde ve hukukî meselelerde mütalâa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adlî işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Bu nedenle yurttaşlarımızdan isteğimiz , hukukî sorunların çözümünde avukatların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmalarını, aracı kurumlar ve iş takipçileriyle asla sorun çözmeye çalışmamalarını, daha da mağdur olmamak ve haklıyken haksız konuma düşmemek için mutlaka avukatlara danışmalarını önermekteyiz.

Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, sadece yönetilenlerin değil yönetenlerin de, idarenin de kendisini hukukla bağlı saydığı, idarenin her türlü işlem ve eyleminin yargı denetiminde olduğu, açıklık, hesap verilebilirlik ve denetlenebilirlik ilkelerinin yaşama geçirildiği, kuvvetler arasında denge ve fren mekanizmalarının yürürlükte olduğu devletin adıdır.

Üzülerek söylemek gerekirse yurttaşın uluslararası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinin kullanımının daraltıldığı,anayasanın askıya alındığı, kişi hürriyeti ve güvenliğinin kalmadığı, yargının bir güvenlik ,koruma şemsiyesi değil, yargının bizzat tehdit aracı haline dönüştüğü, yargının rejimi dönüştürebilmenin ve iktidar mücadelesinin aracı haline getirildiği, yargının farklılıkları, muhalifleri, siyasî iktidar gibi düşünmeyenleri susturduğu, Cumhuriyet tarihi süresince yargının bu kadar yıpratılmadığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının bu kadar tartışmalı hale gelmediği, yargıya güvenin % 20'lerde olduğu, anayasa üzerine yemin edenlerin, anayasanın uygulanmasını gözetmekle yükümlü olanların her gün anayasayı ihlâl ettiği, toplumsal huzur ve barış ortamının kalmadığı, katliamlarla, bombalı saldırılarla, terörle yaşamaya yurttaşın alıştırılmaya çalıştırıldığı, terörü önlemek, güvenlik ve istihbarat açığını kapatmakla yükümlü olanların sadece izledikleri, kınama ve lanetleme ile yetindikleri, ayrılıkçı terör örgütünün polis ve askerlerimizin şehit haberlerini sıradanlaştırmaya çalıştığı, terörü yöntem olarak belirleyip, bundan medet umanların saldırılarının her geçen gün arttığı, ülkemizde kaos ve kargaşa ortamının hakim olduğu, ülkemizin Lübnanlaşma, Suriyeleşme, Pakistanlaşma sorununu en ağır şekilde yaşadığı, Doğu ve Güney Doğu İllerimizde ilan edilmemiş olağanüstü hal ve sıkıyönetim uygulamalarının en ağırının yaşandığı, yurttaşın en temel hakları kullanabilmesinin koşullarının ortadan kalktığı, ağır insan hakları ihlallerinin görüldüğü, basın özgürlüğünün, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ortadan kaldırıldığı, demokrasinin olmazsa olmazı olan örgütlü topluma, basın ve ifade özgürlüğüne en ağır darbelerin vurulduğu, siyasi iktidarın kendisi gibi düşünmeyen ya da muhalif olan basın-yayın organlarına atadığı kayyımlarla el koyduğu, ülke yargısının emek ve mesaisini Cumhurbaşkanına hakarete vakfettiği, demokrasinin sadece dört yılda bir yapılan seçimlere indirgendiği, sandıktan birinci parti olarak çıkmanın yeterli olduğu, sandıkta azınlıkta kalanların da haklarının olduğu, örgütlenebilme ve eleştiri haklarına saygı duyulması gerekirken parmak çoğunluğunun her şeyi yapmaya yeterli olduğu, kadına yönelik şiddetin % 1400 oranında arttığı, kadına yönelik cinsel saldırı ve öldürmelerin sıradanlaştırıldığı, her biri ayrı bir değer ve dünya olan çocuklarımızın üstün yararını gözetlemek ve onları korumakla yükümlü olanların çocuk işçiliğini ve çocuğa yönelen cinsel istismarı görmezden geldikleri, çocuğu korumak yerine, eylemi gerçekleştirenleri ve sorumlu olanları tespit ederek, yargı sürecini işletmek yerine, kurum ve kişileri korumaya çalıştıkları bir dönemin içersinden geçilmektedir. Ülke yargısının emek ve mesaisini Cumhurbaşkanı'na hakarete vakfettiği sadece gazetecilik görevini ifa ettikleri nedeniyle halen 30 gazetecinin tutuklu olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında düşüncelerini dile getiren akademisyenlerin ötekileştirildiği,  aşağılandığı,  hedef haline getirildiği,  idari soruşturmalar ve tutuklamalar ile Cadı Avı başlatıldığı, işte böylesi bir dönemde, ülkemizin her zamankinden daha çok toplumsal huzur ve barış ortamına, avukatlara ve onların örgütlü sesi olan barolara ihtiyacı bulunmaktadır. Çünkü hiçbir örgütlenmeye verilmeyen görev,barolara verilmiştir.

Bu görev; hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlevsellik kazandırmaktır.

Hak arayışınızda ve adalete erişimde sesiniz olan avukatlara yönelik fiziki saldırlar artmıştır. Cübbesi yırtılarak, yerlerde sürüklenen, coplanan, gaz sıkılan ve polis şiddetinin en ağırına maruz kalan avukatlarınıza yönelen bu saldırı, aslında sizlere de yönelmektedir. Avukatların, savunmanın, baroların sesinin kısılması, sizlerin yani yurttaşlarımızın sesinin kısılmasıdır.  Avukatın coplanması, biber gazına maruz kalması, polis şiddetini en ağır şekilde yaşaması ile topluma korku ve gözdağı mesajı verilmeye çalışılmaktadır.

Savunma ve barolar susmayacaktır, susturulamayacaktır.

ADANA BARO BAŞKANLIĞI

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.