Yargı üyeleri hakkında skandal iddia

Sandalye, masa bahanesiyle yargıda yıldırma faaliyetleri

Demokratik hukuk devleti inşa edilmedikçe derin devlet, ülkeyi istikrasızlaştırma pahasına kirli oyunlarını sürdürecek, seçimlere kısa süre kala sürdürdüğü gibi. Başbakan Erdoğan'ın, uygunsuz görüntüler içeren kaset skandallarının odağındaki MHP'ye ve yine kaset skandalı ile bir yıl önce genel başkanı istifa etmek zorunda kalan CHP'ye yaptığı, “Çetelerin oyununa gelmeyin,” “Kasetler çetelerin ameliyatı,” yolundaki açıklamalarına bu partilerin kulak vermelerini öneririm. Niye derseniz, askerî vesayetin sürmesi nedeniyle muktedir olmasa da ülkeyi yöneten siyasi kişilik olarak devletin içinde ne olup bittiğini yine en iyi Erdoğan bilir.

Çok eskiye gitmeye gerek yok. Şu son yedi-sekiz yıllık dönemi, bir film şeridi gibi gözünüzün önüne getirin, “Biz aslında ne badireler atlatmışız,” dersiniz. Alışılageldik siyaset mühendisliğini sürdürmek için yayınlanan e-muhtıralar, Ergenekon, Balyoz gibi oluşumlarla işlenmek istenen Anayasal suçlar, iktidardaki AK Parti'yi kapatma girişimleri...

Yakınlarda Yüksek Seçim Kurulu'nun, özellikle Kürt kökenli milletvekili adaylarının önce adaylıklarını geri çevirip sonra toplumdaki şiddetli tepki üzerine hukuka uygun hareket etmek zorunda kalması. Yine yakınlarda, geçen yıl olanları hatırlayın. Askerî vesayetin, hiçbir siyasi sorumluluk almadan ülkeyi seçilmişlerle yönetme gücünü aldığı hukuk anlayışı nasıl bir direnç gösterdi, dar kadrolu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yapısının çoğulcu hale getirilmesine karşı.

Ama nihayetinde, yeni üyelerin atanmasıyla HSYK'nın dar ve ideolojik yapısı değiştirildi, daha çoğulcu bir hale getirildi. Gerçi, Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Orhan Gazi Ertekin, Yargıçların Eşekli Demokrasi ile İmtihanı adlı yeni çıkan kitabında, Adalet Bakanlığı'nın, HSYK'nın tüm savcı ve hâkimler adına karar veren dar kadrolu yapısının çoğulcu hale getirilmesi sürecinde kimi pazarlıklarına da eleştirel bakış açısı getiriyor. Bu türden eleştirilerin de olması doğal. Ancak, yalnızca yedi üyesi ile yargı sistemine hükmeden HSYK'nın üye sayısının 22'ye çıkartılmasında siyasi iradenin temsilcisi bakanlık bir yere kadar etkili olabilir, seçime katılan tüm üyelerin iradelerine ipotek koyamaz.

Gelelim asıl vahim konuya...

Yeni yapısına kavuşan HSYK, Yargıtay'ın üye sayısının 250'den 387'ye, Danıştay'ın üye sayısının ise 95'ten 156'ya çıkartılmasını öngören yasa gereği geçen şubat ayında bu iki yargı organına yeni üye atamalarını yaptı. Böylece iş yükü hafifletilecek, mağdur vatandaş da davaların daha kısa sürelerde bitirilmesiyle bir ölçüde rahatlayacaktı.

Ne var ki, gerek Danıştay gerekse Yargıtay'ın ideolojik kadrosunun, “iş yükleri” sıkıntılarına çözüm getirilmesi arayışında olmadıkları çok önceden ortaya çıkmıştı. Verdikleri demeçlerden, iş yükünü azaltacak istinaf (Bölge) mahkemelerinin kurulmasına nasıl canhıraş karşı çıkıp, bu mahkemelerin zamanında faaliyete geçmesini önlediklerine hep birlikte tanık olmuştuk.

Şimdi öğreniyorum ki, gerek Danıştay gerekse Yargıtay, yeni atanan üyelere, bu kez de yer darlığını bahane ederek yıldırma politikası izliyormuş. Anlayacağınız, masa, sandalye vermeyerek ya da daha alt derecedeki meslektaşları ile aynı odayı paylaştırarak, yeni üyelere iş yaptırtmamak için bu yönteme başvuruyorlarmış.

Görüştüğüm bazı yeni üyelerin bu iddialarını, muhataplarına sormak için yakında emekli olacak gerek Danıştay Başkanı Mustafa Birden gerekse Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'i aradım. Ben gazetecilik görevimi yaptım, kurumları suçlananların ne diyeceklerini öğrenmek istedim ama onlar bana geri dönmediler.

Bazı yeni üyelerin iddialarını yazmaya devam o zaman.

Danıştay için Ankara'da yeni bir bina yapılıyor. Ancak bina ihale edildiğinde Danıştay'ın yeni üyelerle genişleyeceği hesaplanmamış ya da hesaplanmak istenmemiş ne hikmetse. Bina ekim ayında hizmete girecek. Ancak yeni üyelerin de girişimiyle Adalet Bakanlığı, Danıştay'a, inşa edilmekte olan yeni binanın, müteahhit firma ile görüşülerek yeterli alan olduğu için genişletilmesinin mümkün olduğunu bildirmiş. Danıştay, bu öneriyi geri çevirmiş.

Keza Yargıtay'da da yeni atanan üyelere yer verilmiyormuş.

Bu yargı organlarının, yeni üyelere yer vermemeleri ya da yapımı süren inşaat alanının genişletilmesini önlemelerinin amacı, yeni üyelerle işlerin hızlanacağı tezini çürütmek. Diyecekler ki “Bakın aslında iş yükü yeni üyeler atansa da hafiflemiyor”.

Yeni çıkan kanun ayrıca, iş yükünü hafifletmek için Danıştay'da her dairede çift heyet sistemi oluşturulmasını öngörüyor. Böylece aynı dairede farklı heyetler, farklı dosyalara bakarak iş yükünü hafifletebilecekler. Ama bu sistemin kurulmasına da derin yargı şiddetle karşı çıkıyormuş.

Ekimde faaliyete geçmesi öngörülen yeni Danıştay binasının iç dekorasyonu için de henüz ihaleye çıkılmamış. Böylece yeni binanın faal hale gelmesi daha da zorlaştırılacak ve iş yükünü hafifletme arayışları engellenecek.

Bu yargı anlayışı, istinaf mahkemelerinin kurulmasını da, “Türkiye bölünür,” yolundaki inanılmaz iddialarla engel olmuştu.

Ne diyelim, ideolojik yargı, yeni çağdaş Türkiye için atılmak istenen hukuk devleti olma yolundaki adımları, son olarak sandalye, masa gibi basit konulara indirgeyerek bile önlemeye çalışıyor. Olan bizlere oluyor.

Lale Kemal / TARAF

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.