Yargıda 'Emirname' düzeni!
İki hakimin de sadece verdikleri kararlar sebebiyle hapse atılması, hukuk tarihine ‘kara bir leke’ olarak geçti. Yargı bağımsızlığının kalmadığını belirten hukukçular, ‘emirname düzeni’ne geçildiğini kaydetti. Skandala yönelik tepkiler şöyle:

Prof. Dr. Sami Selçuk (Eski Yargıtay Başkanı): Şimdiye kadar utanç verici böyle bir durumla karşılaşmadım. 40 yıl yargıya emek veren bir insan olarak yaşananlar altında eziliyorum. Bu durum karşısında ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Ben bir Türk olarak hep kıvanç duydum. Ama böyle bir kıvancı kirletiyorlar. Toplum adına böyle bir yargıya sahip olmanın sıkıntısını yaşıyorum. Cumhuriyet’in 100’üncü yılına yaklaşıyoruz, doğru dürüst bir yargı kuramadık. Yansız ve nesnel insanlar oturup bu yargı nasıl olmalı diye konuşup çözüm aramalıdır. Devletini yönetenler, ‘Yargı bazı kişilerden talimat aldı’ derse derhal onunla ilgili gerekli bilgi ve belgeleri başsavcılıklara duyurmak zorundadır. Meydanlarda şantaj olarak kullanamaz. Zira öyle bir suç işlendiyse kamusal suçtur, özel suç değildir. TCK’nın maddesi açıktır. İhbar edilmezse suç işlemiş olurlar.

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı): Bu olay, Türkiye’de yargı bağımsızlığının bittiğini gösteren çok vahim bir olaydır. Çünkü ‘örgüt’ ile suçlanan hâkimler, gerçekte verdikleri tahliye kararından dolayı tutuklanmışlardır. Bu, Anayasa’ya, kanunlara ve vicdanî kanaatlere göre bağımsız olarak karar veren hâkimlerimizin artık böyle karar veremeyecek oldukları bir döneme girdiğimizi gösteriyor. Hiçbir hâkim verdiği karardan dolayı tutuklanamaz, tutuklanmamalı. Yine Anayasa’mızdaki ‘Hâkimler bağımsızdır, anayasa, kanun ve vicdanî kanaatlerine göre karar verirler. Hâkimler azledilemez.’ hükümlerine aykırıdır. Bu durum, yani Anayasa’mızın değişmez niteliği olan ‘hukuk devleti’ ilkesini temelinden sarsan bir gelişmedir. Eğer hâkimler verdikleri karardan dolayı tutuklanıyorlarsa, orada yargı bağımsızlığı kalmamıştır. Yargı bağımsızlığı kalmayan yerde hukuk devleti de kalmamıştır.

Yücel Sayman (Eski İstanbul Barosu Başkanı):  Bundan iki sene önce ben hukuktan istifa ettim. Altını çizerek söylüyorum, hukukçuluktan değil, ‘hukuk’tan istifa ettim. Yaklaşık iki senedir Türkiye’de hukuk ortadan kalkmıştır. Bir emirname düzeni gelmiştir. Onun için olan biteni hukuk açısından tartışabilmek mümkün değildir. Sadece hangi kural olduğunu bilmeden, o kurala uygun mu, onu tartışabiliriz. Bu hukuk değildir. Bunu tartışmayı bile reddediyorum. Hukukun olmadığı bir yerde bir şeyleri hukuk açısından tartışma oyununa katılmayacağım. Besbelli ki kuralı koyanlar var. O kuralı koyanlar, kuralın kendi istedikleri gibi uygulanmasını istiyorlar. Uygulanmadığı zaman da karşı tarafı, yani uygulamayanı keyfî şekilde cezaya çarptırıyorlar. Buna ‘emirname düzeni’ diyoruz. Emirname düzenini ise ben tartışmıyorum.”

YARSAV: Yargıcın verdiği karardan dolayı tutuklanması, yargı bağımsızlığına olabilecek en ağır saldırıdır. Adeta gözdağı uygulaması olarak meslektaşlarımıza mesaj verilmektedir. Bu kararla yargıç-savcı güvencesinin tabutuna son çivi çakılmıştır. Son dönemde sürgünlerin, disiplin cezalarının, hatta sokakta, adliyede ölümlü saldırılarla birlikte anılan yargı mensuplarının yaşam normaline, tutuklanmalar da eklenmiştir. Ancak bizler, her türlü baskı ve sindirme çabasına karşın, hukuk ve vicdanımız dışında hiçbir güce dayanmadan millet adına karar vereceğiz.

(Kaynak: Zaman)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.