YARSAV'dan Adli Tatil uyarısı
YARSAV, adli tatil süresini belirleyen düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından yasal boşluk oluştuğuna dikkat çekerek, hakim ve savcıların tatilini yıl içinde kullanmaya başladığını bu durumunda yargı faaliyetleri etkilediğini belirtti. Adli tatil dışında izin kullanılması halinde Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde görevde olan yargıç ve savcıların kendi işleri ile izinli yargıç ve savcıların işlerini de üstlendiğini belirten YARSAV, belirsizliğin bir an önce giderilmesini istedi.

Yargıçlar ve Savcılar Birliği, (YARSAV) adli tatil süresine ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nde iptal edilmesinin getirdiği belirsizliğe dikkat çekti. Adli tatile ilişkin yazılı bir açıklama yapan YARSAV, Anayasa Mahkemesi'nin iptaline ilişkin kararın 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe gireceğini anımsattı. KHK düzenlemesinin iptalinin yürürlüğe girmesi ile ortaya çıkacak yasal boşluğun doldurulması için henüz somut bir adım atılmadığına dikkat çeken YARSAV, bu durumun sadece hakim ve savcıları değil, avukatları ve yargı hizmetinden yararlanacakları da ilgilendirdiğinin altını çizdi. YARSAV, "Konuya ilişkin ivedi olarak yasal düzenleme yapılması beklenmekte iken, adli tatilin kaldırılması gerektiği yönündeki görüşlerin ağırlık kazanmaya başladığı yargı çevrelerinde sıkça konuşulan konulardan birisi haline gelmiştir. Adli tatile ilişkin yasal boşluk nedeniyle yapılması olası yasal düzenlemenin bir an önce yapılması ve bu düzenlemede adli tatil uygulamasının kaldırılmamasının yanı sıra 1927 yılından 2004 yılına kadar uygulana 20 Temmuz tarihinden 5 Eylül tarihine kadar ve yeni adli yıl, 6 Eylül'de başlayan sistemin yeniden getirilmesi beklenmektedir" dedi.

-YARGILAMA DURUŞMA GÜNÜ VERMEKTEN İBARET HALE GELDİ-
 
2004 yılında 45 günlük sürenin 35 güne indirilmesi üzerine adli tatilden yararlanmak isteyen yargıç ve savcı sayısının azaldığını, izinlerin yıl içerisine yayılmaya başlandığını ifade eden YARSAV, söz konusu izinlerin haziran ve ekim aylarında kullanıldığını bu durumun da yargı faaliyetleri açısından adli tatili dört ay gibi bir süreye yaydığını belirtti. Adli tatil dışında izin kullanılması halinde Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde görevde olan yargıç ve savcıların kendi işleri ile izinli yargıç ve savcıların işlerini de üstlendiğini belirten YARSAV, bu durumun da yargılama faaliyetinin sadece duruşma günü vermekten ibaret hale getirdiğini vurguladı. Adli tatilde görülmesi gereken işlerin bile uygulama nedeniyle görülemez hale geldiğinin altını çizen YARSAV, "Dosya sayısının çoğunlukla binli rakamlarla ifade edildiği bu mahkemelerde yılda iki-üç kez duruşması yapılabilen işlerin daha fazla sürüncemede kalmasına neden olunmuştur" değerlendirmesinde bulundu. İş yoğunluğu bulunan mahkemelerde çoğunlukla temmuz ayına duruşma günü verildiğini, adli tatilin belirsizliği nedeniyle daha sonraki aylara duruşma günü verip vermeme hususunda tereddüt yaşandığını ifade eden YARSAV, mahkeme işlerini düzenleme sıkıntısı yaşandığına dikkat çekti.

-KALICI VE KESİN BİR YASAL DÜZENLEME YAPILMASI ZORUNLULUK-
 
Adli tatil süresine ilişkin olarak geçmişten gelen bir teamülün bulunduğunu ve durumun yargıç ve savcıların aileleri için de bir tatil alışkanlığına dönüştüğünü vurgulayan YARSAV, "Özellikle okula giden çocukları olan yargıç ve savcıların, pek tabi olarak aileleri ile tatil yapma istekleri vardır. Aynı sorunların avukatlar içinde gündemde oldup, iş programlarını yapamadıkları gibi, davaların uzaması riskinden de yakınmaktadırlar. Yıllardır süre gelen uygulamalarla bir adli teamül halini de almış olan adli tatil süresi ile dikkate alınarak kalıcı ve kesin bir yasal düzenlemenin yapılması zorunluluktur. Bu düzenlemenin, yargıç, savcı, avukat ve yargı çalışanlarının olduğu kadar yargı hizmetinin muhatapları tarafından benimsenmiş 21 Temmuz- 5 Eylül tarihleri ile özdeşleşmiş bir adli tatil sistemini kalıcı olarak getirmesini beklemekteyiz" dedi. (ANKA) (YE/ÖZK)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.