AYM: Tanık Koruma Kanunu keyfiliğe yol açmaz

Anayasa Mahkemesi, Tanık Koruma Kanunu'nun keyfiliğe neden olacağından söz edilemeyeceğine hükmederek, yasa koyucunun soruşturma ve yargılamaya ilişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağı, toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçüde ceza yaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği gibi konularda takdir yetkisine sahip olduğunu vurguladı.

Anayasa Mahkemesi'nin 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun bazı maddelerinin iptal istemini reddettiği gerekçeli kararı Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. CHP, kanunun bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açmıştı. Anayasa Mahkemesi'nin iptal istemlerini oy çokluğuyla reddettiği kararın gerekçesinde, ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal ve ekonomik yaşantısıyla ilgili olması nedeniyle suç ve suçlulukla mücadele amacıyla ceza, ceza muhakemesi ve ceza infaz hukuku alanında sistem tercihinde bulunulmasının, devletin ceza siyaseti ile ilgili olduğu ifade edildi. Gerekçede, ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler bakımından yasa koyucunun, Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya ilişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağı, toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçüde ceza yaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği, hangi hal ve hareketlerin ağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği ve cezaların ne şekilde bireyselleştirilerek hangi yükümlülüklerin yükleneceğinin belirlenmesi gibi konularda takdir yetkisine sahip olduğuna dikkat çekildi.

Dört yıllık tanık koruma bilançosu


-HAKİM TAKDİR YETKİSİYLE TANIĞIN NASIL DİNLENECEĞİNE KARAR VEREBİLİR-

Gerekçede, yasa koyucunun, tanık koruma tedbirlerinin hangi suçlar bakımından uygulanacağına yönelik düzenleme yaparak takdir yetkisini bu yönde kullanmasında Anayasanın hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmadığına dikkat çekildi. Kanunun iptali istenen bir hükmünde, "haklarında koruma tedbiri kararı alınan tanıkların duruşmada fiziksel görünümünü engellenecek tarzda dinlenmelerinde uygulanacak usulü belirleme ya da hangi usulün uygun olacağına karar verme yetkisinin davanın görüldüğü mahkemenin takdirine bırakıldığının anımsatıldığı gerekçede, hakimin, takdir yetkisini kullanırken, tanığın ne şekilde dinleneceğine her somut durumda kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda değerlendirme yapacağı ve en uygun yönteme yerel ve teknik imkanları da gözeterek karar vereceğinin açık olduğu vurgulandı. Kararda, bu nedenle kuralın belirsizliğe ve keyfiliğe neden olacağından söz edilemeyeceği kaydedildi. (ANKA)
(YE/ÖMR)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.