Özgürlük ve adalet getiriyoruz sloganlarıyla esen bir ülke. Aç ve susuzluğa çare olacağız diyen bir ülke. Düşünün evet düşünün. Kim olabilir ki? Evet, elbette ABD. Yıllardır aynı senaryolar ve kusursuz bir şekilde hazırlanmış yapı. Halbuki geç olmayan cesaret dolu her müdahale sonuç vermiş denilebilir, Mahatma Gandhi, Kemal Atatürk ve daha pek çok kişinin gerçekleştirmiş oldukları buna örnek ancak evrensel çapta kim bitirecek derseniz, dev bir soru işareti.

Merak edilmesi gereken çok konu var, örneğin ABD bu gücü kimden buldu. Yüzlerce yıllık devletlerin yapamadığını, son iki yüz yılda bu devlet nasıl yaptı da dünyayı yönetebilir oldu? Aslında oda bir piyon desek çokta gülünç olmaz. Öyle ki ABD başkanlarının seçilmesiyle ilgili bulunan şifreler, kuramlar eğer doğruysa ki tartışılması gerekmeyen şeyler; zaten bir düzenin parçası demektir yani aynı zamanda yönetiliyor demektir. Akla ilk gelen ülkeyse elbette, ne gazetelerde, ne siyasette, nede savaşta adını duyduğumuz, her zaman arka planda kalan, güneşin batmadığı ülke İngiltere olur kuşkusuz. Ki ülkenin tüzel bir kişilik olduğunu biliyoruz ve bunların arkasına gizlenmiş illaki gerçek kişiler de vardır diyoruz.. Kim bunlar diye sorarsak cevap; "12 Aile" ya da diğer adıyla "12 Majestic" olmalıdır.

Var sayalım onlar ve bu işi nasıl yapıyorlar? Çok kolay. Dünya ne ile yönetilir? Parayla ve şöyle bir dünya ekonomik durumuna baktığımızda, dünyada söz sahibi para hangisi? Dolar ve Euro. Sonuç; Demir madeninde ortaklık adına bir araya gelen Avrupa ülkelerinin ekonomide ki bu tarz birlikteliği hala devam ediyor demektir. Şöyle ki; genelde dolar dünyada petrol satışları için kullanılır, diğer tür arabalar ve bir çok teknolojik ürününün satışıysa Euro ile yapılır. Yani doğal olarak Petrol İngiltere ve ABD'yi, Euro ise Avrupayı sırtlamaya devam ediyor. Yani siz bunlardan birine örneğin dolara bir ülke olarak, zamanında OPEC'in yaptığı gibi, zarar vermeye kalksanız bu sefer Euro kar edecek ve bir balyoz gibi kendi ekonominize balta vurmuş olacaksınız.

Bunun hikayesini kısaca anlatalım.. Suudi Arabistan, İran, Irak, Abu Dabi, Kuveyt ve Katar gibi ülkeler, petrol üretimini azaltıp, varil başına zam getirerek ve isteklerinin yerine getirilmediği takdirde daha fazlasını yapabilecekleri iddialarını atarak Avrupa ve ABD'yi tehditte bulunmuş ve Ocak 1973-1974 yılları arasında sürecek olan borsa çöküşünü başlatmıştır. Dolar bu konuda zarar etmiştir. Ama mantık olarak, petrolün pahalı olması, benzin yapımında ki maliyeti de doğal olarak arttırır, üretimin azaltılması sonucu işçiler işten çıkarılır, otobüs seferleri düşürülür seyahat aksar vs.. vs.. makro ekonominin etkileneceği yüzlerce konuya değinilebilir. Ancak işin düşünülmeyen kısmı şu; Benzin pahalı olursa, arabada pahalı olur.. Yani? Sen benzini pahalı satarım diyorsan, arabayı da pahalıya alırsın. Az önce üretimi düşürmüşlerdi dimi? Yani işsizlik oranı artmıştı.. Bunun sonucu olarak sayılabilecek bin tane nedenden dolayıda o ekonominin büyümesini geçtim, ayakta durabilmesi imkansız ve doğal olarak bu durumda Yom Kippur'un İsrail'e karşı başlatmış olduğu savaşta hüsranla sonuçlandı. Çünkü savaş para gerektirir, para yoksa kayıp var demektir..

Filistin'in şu dönemlerde yaşadıklarıysa belki bu olayların getirdirdiği şartlardan kaynaklanan kayıpların sebebidir. Büyük bir ekonomik kriz, üstüne sonunuzu getirecek kayıplarla dolu bir savaş ve bu savaş ile krizden güçlenerek çıkmış bir ülke, İsrail.. Stratejileri çok kolay; yetiştirmiş olduğun Anne olan bir ajanı al, kontrol sağlamak istediğin ülkeye götür ve doğacak çocuk oranın vatandaşı olup elini kolunu sallayarak iki ülke arasında gezebilsin. Çocuğu yetiştir, devlette bir kademeye getir. Çevre yapsın ve insanları satın alsın. Adamlarını yerleştir.. Artık çocuk büyüdü. Bir ekonomik ya da siyasi kriz yarat ve büyüyen çocuk milliyetçi damarları kabartan bir parti kursun ki bu dünya siyasetinin bir numaralı tüyosudur;  savaşta, siyasi ve ekonomik krizde iktidara her zaman milliyetçi partilerin geçmesi yüksek ihtimaldir.. ve o çocuk şimdi, kontrol sağlamak istedikleri ülkenin hükumet yetkilerinin hepsini elinde bulunduruyor.. Ancak, unuttukları bir şey var;

Mesela 2000'li yılların başında İsrail tanklarına taş atan o 10 yaşında ki çocuk var ya, o çocukta artık büyüdü..


Burak KÖMBE
Hukuk Fakültesi Öğrencisi



Not: Burak KÖMBE ve HukukiHaber.Net kaynağına atıf yapılarak bu yazı kullanılabilir. Aksi halde tüm yasal haklarım saklıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Umut Karataş 2 yıl önce

Doğru